Nihayet çıktı Sezen Aksu’nun “Deniz Yıldızı”... Ne en çok bekleyenlerdenim, ne de ilk dinleyenlerden. Zaten bir albümü kaç kişi ‘ilk’ kez dinleyebilir? Mesleğe başladığımda bize ilk öğretilenlerden biri ‘ilk’ iddiasından kaçınmaktı, sen “Türkiye’nin ilk bilmemnesi” dersin, ücra bir köşeden “Hayır, ben daha önce yapmıştım, buyrun” diyen biri çıkar. Ama bakıyorum şimdi kimse çekinmiyor “İlk ben duydum, ben dinledim, ben yazdım” demeye... Devir iddia devri...
Neyse, “Deniz Yıldızı” ama, bu ‘iddia’ devrinin albümü değil çok şükür. İçinde birden ‘patlayacak’ bir hit, yaz boyunca milleti tepindirecek bir şarkı yok. Tamam, fingirdek bünyeler için dokuz sekizlik “Roman” var, sonra Aksu’nun hemşehrilerine torpil geçtiği yakamozlu, yıldızlı, meltem kokulu “İzmir’in Kızları” var, ki yarım kan İzmirli olarak hiç itirazımız olmaz... Bir de İstiklal Caddesi’ni ilk günden inletmeye başlayan “Menajer” var tabii...

Yaralı coğrafya...

Arada bu şarkılarla nefes aldınız aldınız, gerisi günümüze bir ağıt çünkü... Güvercinlerin vurulduğu, karanfillerin korkusuz açamadığı, Vefa’nın bir semt adı olduğu, çocuk yüzlü Memet’lerin nedenini bilmedikleri sonsuz nöbetler tuttukları günümüze...
Yıllar yılı umutsuz aşklarımızın, kırık kalplerimizin tercümanı bildiğimiz Sezen Aksu şarkıları bu kez bu yaralı coğrafya için gözyaşı döküyor ve bu o kadar iyi geliyor ki insana. Tabii düzenlemelerin çoğunu üstlenen Arto Tunçboyacıyan’ın ve şahane Armenian Navy Band’inin tartışılmaz katkılarıyla...
Ve iki şarkıda sözleriyle Yıldırım Türker... “Lâl olmuş dilim benim” diye başlıyor “Sor Beni”, ki bu mümkün müdür? Yıldırım, sözün en bittiği anı bile dile dökebilendir... Gene öyle... 

Cesur bir albüm

Neticede, “Deniz Yıldızı” yavaş yavaş demini bulan, farklı ve cesur bir Sezen Aksu albümü. “Hala Haber Bekliyorum Senden”de dediği gibi “Bu şarkılar şifa duaları / Bu şarkılar yıkar duvarları / Bu şarkılar dostluk sal’aları...” Yaralarımıza şifa olur mu, duvarları yıkar mı bilmem ama bugün bize ‘gereken’ bir albüm bu, o kesin. Ve evet bunu Sezen Aksu yapmayacaktı da kim yapacaktı? Ya da Sezen Aksu bunu yapmayacaktı da ne yapacaktı?

Bir kapı kapanırsa...
Hafta sonu bir lise öğrencisi teyzesi olarak son vazifemi yerine getirdim. Vazife dediğime bakmayın, keyif. Bu teyzelik, cefası yok sefası çok bir pozisyon, elinizdeyse öneririm...
Diploma töreni idi bu ‘vazife’ ve elimize doğduğu günü dün sandığımız arkadaş, kendini öptürmek için iki büklüm oluyordu başında kepiyle...
Robert College’in cennet bahçesinde başlı başına etkileyici bir tören izledik, tamam. Tam 200 çocuğa diploma verildi. Her birinin ucundan bir tanesinin ismi sallanan 200 beyaz balon semaya uçuruldu, o günden sonra dünyanın dört bir yanına dağılacak çocuklar gibi...
Ama beni ve çoğumuzu en çok etkileyen, bir final konuşması oldu: Amerikan Kız Koleji 1946 mezunu, Halkla İlişkiler mesleğinin kraliçesi Betûl Mardin’in çocuklara seslenişi... 81 yaşında hepimizi cebinden çıkaracak enerjisi bir yana, müthiş de bir hatipti Mardin. Orada iki dakikada en içi geçmişimizi bile sarsıp dik konuma getirdi, kim bilir 19’luk gençlerde nasıl bir doping etkisi yapmıştır. 

Erkeğin bacağı...

“Babam liseden sonra bana üniversiteyi yasak etti” dedi. “Erkeğin bacağı yanına gelir” demiş. Erkeklerle aynı sırada oturmasını istememiş kızının.
Betûl Mardin’e kılavuzluk eden büyükbabasının sözü olmuş: “Her mania, aslında kapalı bir kapı gibidir. Olay, o kapıyı ağzına kadar değil, bir parçacık açabilmektir”. Ondan sonra karşısına çıkan engelle boğuşmak yerine bir üçüncü yol için pazarlık şansını zorlamış hep...
Ne yapmış, üniversite olmuyor mu, biçki-dikiş, yemek-pasta, çocuk bakımı, ev idaresi, ne kurs bulduysa bitirmiş. Ayağını kapının arasına koymuş beklemiş yani, kapanmamış eve.  Sonunda açılmış kapı. O kadar açılmış ki, yıllar sonra üniversitede ders bile vermiş bir lise mezunu olarak. Babasına pür neşe bildirdiği gibi “Erkeğin bacağı karşısına gelmiş” yani.
Yüzünüze bir kapı kapanıyorsa, tekme savurup ardına kadar açacak gücünüz de yoksa bir sebepten, siz de Betûl Mardin’in sözlerini hatırlayın... Ayağınızı koyun en azından, tamamen kapanmasın...
Gün olur açılır gene.