Tüm sevgililer görev başına

Efendim, gene geldi işte 365 günün sultanı 14 Şubat. Bir ayı aşkındır devam eden kalp taarruzu nihayete erecek, beni en çok bu heyecanlandırıyor itiraf etmeliyim ki.
Ve fakat sevgililer için yoğun ve yorucu bir gün olacak, onlar için üzülmemek elde değil. Zira tıkanan ekonomi bu sihirli güne bel bağlamış durumda.
İsteniyor ki erkenden başlansın güne. Tabii ki ‘brunch’ ile. Belki Love Story dinleyerek ve korkarım kalp şeklinde yumurtalara ekmek banarak.
Sonra artık gün sizin, masaj, spa ve spor salonları, alışveriş merkezleri kapılarını sonuna kadar açmış ‘aşıkları’ beklemekte. Birlikte masaj yaptırınız, saunaya giriniz, dans öğreniniz, yemek kursuna gidip afrodizyak mönüler hazırlayınız, paraşütle atlayınız, müzelere çift gidip tek ödeyiniz, mümkünse hepsini dört beş saate sığdırınız.

Yoğun bir gece

Zira akşam da işiniz çok. Mum ışığında yemek, piyano eşliğinde sevda şarkıları, hepsi ‘aşk sarhoşu’ olmak için.
Arkadan bir gece kulübüne geçiniz, mümkünse birkaç kapıya... Tüm yılın kesat giden işlerini kurtarmakla yükümlüsünüz bugün. Elbette fiyatlar ikiye, üçe katlanmış olacak, idare ediniz artık. Finali de elbette beş yıldızlı bir otelin kral - kraliçe dairesinde yapacaksınız.
Pardon, daldık, hediye kısmını atladık. Artık tektaş mı aldınız, kırmızı kalp yastıkla mı yetindiniz bilemem, ama hediyeniz hazırdır herhalde. Değilse alternatifler sonsuz. Dilerseniz çaydanlığın üzerine bile başbaşa fotoğrafınızı nakşettirebilirsiniz, her şey mümkün. Gün sizin gününüz!

Issız Adam pastası

Gözünüzü kulağınızı kapatsanız bile bu hummalı hazırlıklardan kurtulmanız mümkün değil. Misal ben, her elimi attığım kutudan kalp çıkıyor bu ara. Geçen gün bir kafe, kibarlık etmiş bir pasta göndermiş. “Sevgililer Günü’ne özel pastamız” diye.
Kutuyu bir açtım, servisçe yere yıkıldık. Zira pasta sallanıp yuvarlanmaktan perişan olmuş, şeklini şemalini seçmek mümkün değil, feci bir görüntü.
Zeynep “Issız Adam pastası” kahkahalar arasında diye adını koydu meselenin. Gerçekten aşklarımızın vaziyetini bu kadar güzel anlatan bir görüntü olamazdı. Ama daha acıklısıyla, katımızın evli, barklı, mutlu erkek elemanlarından birinin kutusunu açınca karşılaştık: Pasta hiç yol gitmemiş gibi öyle pırıl pırıl duruyor. Sen misin Aziz Valentin’in varlığını sorgulayan...
Efendim, nedamet getiriyor, hepinizin Sevgililer Günü’nü kutluyorum. Yakışır, zamane aşklarına cuk oturan bir gündür bu. Konsantre bir şekilde her şeyi 24 saatte yaşayıp tüketebilir, 15 Şubat’ta hepsinin üzerine bir set çekmiş olarak pırıl pırıl bir dimağ ile uyanabilirsiniz. Günaydın!

Ayşegül Sıkıntıda
Old City’ye yolumu düşürüp Tiyatro Kılçık’ı izledim nihayet. Bir kabare tiyatrosu bu, hepsi profesyonel oyuncu altı gençten oluşuyor: Cenk Tunalı, Orçun Kaptan, Şeyla Halis, Sinan Çalışkanoğlu, Çağlar Çorumlu ve de Şebnem Bozoklu.
Bir ‘Ayşegül’ serisi hazırlamışlar, “Ayşegül Sıkıntıda”yı pazartesi, “Ayşegül Hindistan’da”yı salı geceleri oynuyorlar. Metinler Cenk Tunalı ile Orçun Kaptan’a ait.
İstiklal Caddesi’ndeki Old City ilk anda şahane bir atmosferle sarılıp sarmalandığınız bir mekân. Tiyatro yapmak için çırpınan genç ve tutkulu insanlar, onları canı gönülden destekleyen meslektaşları... Her şey insanı tiyatro adına heyecanlandıracak kadar hoş. Oyuncular oynarken kendileri eğlenip gülüyorlar, seyirci buna daha da çok gülüyor.
“Canım Ailem”in Meliha’sı Şebnem Bozoklu’nun sahne için yaratılmış bir acayip kişi olduğunu, Şeyla Halis’in hem çok iyi bir komedi oyuncusu, hem de muhteşem bir şarkıcı olduğunu belirtmeliyim.
Bir de bu yetenekli gençlerin biraz daha parlak metinler, daha sağlam esprilerle çok daha iyi işler yapabileceğini...