Gazetede üç kadın fotoğrafı... Hüsnü Şenlendirici’yle yaşadığı aşktan beri gözlerinin feri sönmüş bir Deniz Seki, İbrahim Tatlıses tarafından ‘pezevenklerden kurtarılmış’ bir Yıldız Tilbe ve Okan Bayülgen’in güzel kadın kadrosundan Sade Vatandaş’a davet ettiğini ilan ettiği Sema Öztürk.
Her bir haber ayrı canımı sıkıyor. Sema Öztürk, Okan Bayülgen’e konuk oluyor ve “İki çirkin adam bizi izlemezler, o yüzden seni çağırdım” gibi bir cümleye maruz kalabiliyor.
Prof. Dr. Halim Hattat ile Bayülgen ‘erkek erkeğe’ mühim meselelerden söz etsinler, Sema Öztürk de oturup görüntüyü kurtarsın, iki çift laf etmeden gönderilsin. Zaten edeceği laflar merak edilmiyor olsun ve bunun yüzüne söylenmesinde de bir beis görülmesin.

“Seni ben kurtardım...”

Kanal değiştirelim, İbrahim Tatlıses’in programına bakalım. Yıldız Tilbe konuk olsun, o şarkı söylerken Tatlıses lafa girsin, sesini kessin. Tatlıses’in soğuk şakalarına gülmesi, o izin verince şarkısına devam etmesi gerekirken tepki gösterecek olursa da canına okunsun...
Sen misin ‘imparator’a karşı gelen? “Ne çabuk unuttun seni döven pezevenklerin elinden kurtardığı günleri?” Ne anlarsınız? Yıldız Tilbe’nin ‘kötü yol’dan kurtarıldığını değil mi?
Hayır, meğer mesele Tilbe’nin Prestij Müzik’ten İdobay’a alınması, adı geçmeyen ‘pezevenkler’ de Mahsun Kırmızıgül, Hilmi Topaloğlu ve Burhan Aydemir imiş.
Ve üçüncü, en hazin fotoğraf. Jüri üyesi olduğu yarışmayı Bayhan sabıkalı olduğu için terk eden Deniz Seki tutuklanarak cezaevine gönderiliyor. Bir süredir ‘sanatçı örnek olmalı’ faslını geçmişti zaten. Bir aşk yaşadı, hayatı alt üst oldu, bütün oklar döndü döndü onu vurdu, kadın yazarlar bile ‘sürüm sürüm sürünsün’ diyebildiler.

“Gazeteciler vardı...”

Bunlar olurken bu ‘yasak aşk’ın diğer kahramanı Hüsnü Şenlendirici ne yapıyordu? “Sorguda benim adımı vermesin” diye haber gönderiyordu. Sorulara “Bunları hanımefendiye sorun” diye cevap veriyordu.
‘Hanımefendi’ tutuklanıp cezaevine götürülürken ise o karısının kuaför dükkânının kapısında televizyoncuları azarlamakla meşguldü. “Girebiliyorsan girip sorsana Nazire’nin ne düşündüğünü” diye tehdit etmekle...
Böyle zor bir günde Deniz Seki’nin yanında değildi. “İstedim ama gazeteciler var” dedi, diyebildi. Deniz Seki; onunla yaşadığı aşk yüzünden aylardır karısının hakaretlerini, elalemin beddualarını göğüslemek zorunda kalan kadın o gazetecilerin içinden tek başına geçiyordu o sırada...
Bu nasıl iştir, her koşulda olan kadına oluyor... Karşısındaki sevgilisi olmuş, patronu olmuş, cahilmiş, entelektüelmiş fark etmiyor. Sonunda hepsi çekiliyor, ortada bir başına ‘açıklama yapan’ bir kadın kalıyor.

“En saf haline dön”
O müzikle bu müziğin zorla buluşturulmalarından ortaya çıkan amorf işlerden hiç hoşlanmadığımı belirteyim önce. “Sentez” sözcüğüne mesafeliyim, hatta önyargılıyım.
Türkü türküdür, rock rock’tır, efendim “Evlerinin önü boyalı direk”ten flamenko olmasa da olur diye düşünüyorum.
Ama bir albüm var, “Caz ama türküler var” filan diye tarif edecek olsam, milleti ürkütmekten korkuyorum. Kerem Görsev’den yardım alıyorum; ona göre “Türkçe sözlü en iyi albüm” Jülide Özçelik’in “Jazz İstanbul”u.
10 parça var içinde, üçü kendisine ait. Aşık Ali İzzeti’nin sözü ile bir Âşık Veysel var sonra “Mecnunum Leylamı Gördüm”, “Kara Toprak” var. Neşet Ertaş’ın “Yalan Dünya”sı, Muharrem Ertaş’ın “Sebep“i, Cemile Cevher Çiçek’in “Anan Var Midur”u ve Pir Sultan’dan “Geçti Dost Kervanı”...
Sonuncu parça “Bugün Neden Gelmedin...” Erhan Gündem’e ait ve insanın orada takılıp tekrar tekrar dinlemesine neden oluyor.

Gizli kahraman

Şimdi gene Görsev’den kopya alarak ‘albümün gizli kahramanı’ndan söz edelim, düzenlemeler Cem Tuncer’e ait ve Jülide Özçelik’in “Sıradan Bir Gün” şarkısındaki sözlerini hatırlatıyor: “Hiç düşünme, en saf haline dön.” Bu türküler ve şarkılar da adeta ‘en saf’ halleriyle yorumlanıyor ve albümün en etkileyici yanı da bu zaten.
Ben epeydir canlı performansını beklediğim Jülide Özçelik’i bu hafta Hayal Kahvesi’nde yakaladım. Piyanoda Genco Arı, gitarda Cem Tuncer, basta Kağan Yıldız, davulda Ediz Hafızoğlu, saksofon ve flütte Erbil Doğan ile şahane bir ekip, müthiş bir konserdi. Bu akşam Nardis Jazz Club’deler, kaçırmayın derim.