Çok uzun yıllardır aksatmadığım, yaşamımda önemli bir geleneğe dönüşen; yılın son ayında ruhumu sıfırladığım, yeniden hayata bakışıma ince ayar yaptığım ‘Şeb-i Arus’ zamanı geldi yine... 10 yılı aşkın süre önce, can kardeşim Aslı’yla el ele Şeb-i Arus’un çağrısına doğru yola çıktık, Mevlana’nın yaydığı o ışıkta o gün bugündür, pervane misali yoldayız hâlâ... Hiç aksatmadan her sene aynı tarihte yani Mevlana’nın  “Düğün günüm” dediği ölüm gününü anmak için Şeb-i Arus Haftası’nda Konya’da oluruz. Hani, “İki elim kanda olsa” denilen türden, olmazsa olmaz bir ziyaret bu bizim için...

Güzelliği ise, iki kişi başladığımız bu yolculuk, başka arkadaşlarımıza da vesile oldu ve yurdun dört bir yanından koşup geldiğimiz, hem birbirimizle hem Mevlana’nın verdiği huzurla hasret giderdiğimiz bir buluşmaya dönüştü bizim için... Kısmetse bu yıl da 10-17 Aralık haftası içinde, Konya’da olmak niyetindeyiz. Eğer bu yıl Şeb-i Arus vakti Konya’da, Mevlana ışığıyla buluşmak isteyenler varsa, hemen plan ve programınızı yapın. Sakın son ana bırakmayın. Bakarsınız karşılaşırız.
İşte ipuçları...

Ulaşım: Konya’da havaalanı olduğu gibi, Ankara üzerinden trenle de gelmek mümkün. Kara yolu için emin olamıyorum, çünkü bu sene havalar ılıman gidiyor ama bazı seneler ciddi kar yağışı oluyor. Bir de Konya’nın meşhur sisini hesap ederek, sabah saatleri uçuş seçmemeniz daha iyi olur.

Konaklama: Hich Otel... Ben açıldığı günkü ilk müşterisiyim ve o gün bugündür başka yerde kalmayı aklıma bile getirmedim. Hatta sırf Hich Otel için bile Konya’ya gidilir, o kadar söyleyeyim! Mevlana Türbesi’yle kucaklaşarak uyumak, o huzur;
tarifi yok...

ARALIK AYI DEMEK, MEVLANA’YI ANMAK DEMEK...

Şeb-i Arus Sema Töreni ve Ayin-i’ne  katılmak için unutmayın!

Hafta boyu her hafta tören var ama biletinizi şimdiden internet üzerinden alın.

Altı yaşından küçük çocuklar salona alınmaz, unutmayın.

17’si en önemli gün ama devlet erkanının katılımı yüzünden bırakın yolları, türbe bile saatlerce kapatılıyor, akşamki tören spor merkezine taşınıyor ve protokol yüzünden tüm maneviyat bozuluyor. 17 Aralık gecesi törene kalmayın.

Yürüye yürüye Selçuklu’nun izinde Konya... Mevlana Türbesi (müze), Şems-i Tebriz’i Türbesi, İnce Minareli Medrese (müze), Karatay Medresesi (müze), Alaaddin Tepesi ve Camii, Azize’ye Camii ve Konevi mutlaka görülmesi gereken yerler.

Konya’nın muhteşem yakın çevresi:

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki tarihi 9 bin 500 yıl öncesine uzanan Çatalhöyük, kirazıyla meşhur Akşehir, ülkemizin en büyük tatlı su gölünün kıyısına kurulmuş, en muhteşem gün batımlarından birine, Hititler’den kalma muhteşem bir höyük ve havuz olan Eflatunpınar ve Türkiye’nin en muhteşem 10 camisinden biri, Eşrefoğlu Camii’ne ev sahipliği yapan Beyşehir, hemen Konya’ya 15 dakika mesafede bulunan, restore edilerek harika bir turistik merkez olan Rum köyü Sille, muhakkak ziyaret edilmesi gereken yerlerden bazıları...

Yeme içme:

u Nerden başlasam, nasıl anlatsam... Olmazsa olmaz, Dedeler’de tandır ve ille de Konevi Mahmuriye Mahallesi’ndeki Mehmet’in Yeri’nde etli ekmek... Mevlana Caddesi üzerindeki Konya Mutfağı’na gidin ve ne var ne yok, azar azar isteyin. Bamya çiçeği çorbasından tutun, Konya usulü kaymaklı höşmerim dahil hiçbirine “Hayır” demeyin, üzerine şerbet de için.

Alışveriş:

Baki Kuyumculuk: En önemlisi, kardeş bildiğim Baki’yi ve “Kalmış mı böyle insanlar?” dedirten ailesini tanıyın, selamımı söyleyin, çay-kahvelerini için, 17’si ordaysanız, hayrına dağıttıkları helvadan yiyin. Muhteşem el yapımı, eşsiz hat ile tasarlanmış ‘Mevlana Koleksiyonu’nu görün! Geleceğin antikası, benim üzerimden hiç ayırmadığım uğurum, bu çok özel sanat gibi işleri tanıyın. Baki’ye yerini sorun, Tesbihçi Nuri Usta’ya ve halka tatlıcıya gidin. Mevlana Türbesi ve Müzesi içindeki dükkanı gezin; harika ve özgün ürünler var. Eşe dosta, Mevlana şekeri getirin. Yufkacılardan ‘su böreği yufkası’ ile tarifini alın, evde yerken beni hatırlayın.

Yeni başlayanlar için kısaca

1207 yılında, bugünkü Afganistan sınırında kalan Belh şehrinde, Muhammed adıyla doğmuş. Mevlana ise ‘önder-rehber’ anlamına gelen lakap... Moğol istilası yüzünden kaçan ailesiyle birlikte Konya’ya gelir Celaleddin ve ileride ‘Rum ülkesinden- Anadolulu’ anlamına gelen ‘Rum-i’ lakabını da alır. Zamanla, Mevlana Celaleddin-i Rumi, yani Anadolulu önder Celaleddin olarak anılır ve babasının izinden giderek, çok sevilen bir alim olur. Şems-i Tebriz-i ile tanışıp, büyük ruh buluşmasından sonra, hoşgörü yolunda muhteşem eserlerini vermeye başlar. Sema ile bedenini aşar. Tebriz’li Güneş’ini kaybettikten sonra, kendi “Hamdım- piştim-yandım” deyişiyle anlattığı gibi yanarak, olgunluk dönemine geçer ve 25 bin beyitten oluşan, 700 yıldır insan ruhuna ışık tutan Mesnevi böylece tamamlanır.

ARALIK AYI DEMEK, MEVLANA’YI ANMAK DEMEK...