DİZİLER GERÇEK OLDUEskiden gerçek olaylar filmlere konu olurdu, şimdi en akıl zorlayan diziler gerçek oluyor. Bu hafta okuduğum bir habere göre, Çin’de ‘sosyal puanlama sistemi’ başlayacakmış. Hatta test etmeye başlamışlar bile. Yapay zeka ile desteklenmiş kameralar her yerde halkı gözetliyormuş şimdi... Ayrıca toplum denetleyicileri de varmış. Komşular da birbirleri hakkında, puanlama için merkeze bilgi veriyorlarmış. Bu gibi ölçümler sonucunda herkesin bir sosyal puanı oluyormuş. Eğer bu puan belirli bir sınırın altındaysa mesela kişi, bankadan kredi çekemeyecek hatta uçak bileti bile alamayacakmış.
Son moda dizi ‘Black Mirror’a hoş geldiniz! Buyurun üçüncü sezon birinci bölümü izleyin. Şimdi kendinizi böyle bir düzen içinde şöyle bir gözünüzün önünde canlandırın! Tüyler ürpertici! Bildiğiniz ‘distopya’ bu! Ve uzak bir gelecekten filan da söz etmiyoruz, şu anda denemeleri başlamış ve seneye tam anlamıyla uygulamaya geçecek bir sistemden bahsediyoruz. Dünya, insan eliyle nasıl bir sona doğru gidiyor, inanılır gibi değil.
Vay bize vaylar bize!
Dilerim bizim memlekete uğramaz bu ‘dahiyane’ fikirler! Düşünsenize, bizde olsa, sosyal puanı düşük olana kız da vermezler! Evet, sapıklar türedi, büyük bir ahlaki çöküntü toplumsal düzeni tehdit ediyor ama böyle komşuların ispiyonuyla kendine çekidüzen verecekse insanoğlu, vay halimize! Faşizan baskılar günün sonunda daha büyük kaosu doğurur.
İnsanları kameralarla zapturapt altında tutmak değil, kendi kendini kontrol edeceği bir öz ahlak anlayışıyla eğitmek amaç olmalı. Yasak olduğu için değil; yanlış olduğunu düşündüğü için kişi suçtan uzak durmalı. Yere tükürdüğünde sosyal puanı düşeceği için değil; çevresine saygılı olmayı bildiğinden, kırmızı ışıkta geçince para cezasından korktuğu için değil; birine zarar vermekten endişe ettiğinden, kameraya yakalanma korkusundan değil; vicdanı rahat bırakmayacağından... Başka türlü, yastığa başını rahat koyamayacağından...
Distopyaların gerçek olduğu günümüzde, bir zamanların ahlak anlayışı bir ütopya gibi duruyor şimdi...
Bir yerlerde U dönüşü olmalı...Yeniden sevgiyi, iyiliği, merhameti ve vicdanı insan ruhuna ekecek bir yol olmalı.

Kimler geldi
kimler geçti...

DİZİLER GERÇEK OLDUBu hafta yine kaybettiğimiz yıldızlar peş peşe sıralandı... Sinemamızın önemli yönetmenlerinden Yavuz Özkan, yeşilçam filmleriyle büyüdüğümüz Eşref Kolçak, Fenerbahçe Spor Klübü’nün 1989-93 yılları arasındaki başkanı Metin Aşık...Mekanınız cennet olsun...
Sezonun en büyük futbol heyecanını bu sene Göztepe taraftarları yaşadı. Her ne kadar memleketimde KafsinKaf’lı da olsam elbette bu sene 1. lige çıkan İzmir takımı olması sebebiyle Göztepe’nin kümede kalmasını çok diledim. Göztepeliler bu sene en heyecan yaşayan, en eğlenen sonunda da en sevinen taraftar oldu. Birinci durumdaki Başakşehir’i en kritik dönemeçte yenip, Galatasaray’a kupa yolunu açarak da ligin kaderini belirlediler. Ve ben Başakşehir sekiz puan öndeyken “Eski bir İstanbul takımı şampiyon olacak” demiştim. Eeeee ben derim hep, bu ülkede her zaman son sözü İzmir söyler...
E hadi ama! “Çıkalım, çıkarız, çıkalım, çıkalım mı, çıkalım”... Bu böyle uzayıp gitmesin rica ederim. Bin yıldır tüm seçimlerimizde aynı şeyi yazıyorum, ülkede bir oylama yapılıyorsa, adaylar birlikte çıkar televizyonda halkın karşısına. Bu her yerde böyledir. Bu defa çok yakınız galiba... Oldu olacak, ama artık uzamasa... O kadar zor değil, bir deneyin çabucak alışırsınız. Çok değil
15 sene evveline kadar siyasetin tüm liderleri birlikte ekrana çıkardı. Bisiklete binmek gibi, unuttuk sandıklarımıza çabuk uyum sağlarız. Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım, haydi birlikte ekrana!
Ülkemiz gündeminde çok yankılanmasa da Avrupa Parlamentosu seçimleri yapıldı bu hafta. Uzun yıllardır en çok katılımla 28 üye ülke arasında gerçekleşen seçimde en umut verici sonuç Avrupa Parlamentosu’nda ‘yeşil’lerin sandalyesinin artması oldu. Daha güzel bir dünya için, daha çok ‘yeşil’ gerek...
Neden olmasın?