UZUN YAZ TATİLİ, ÖĞRENCİLER İÇİN GERİ ADIM OLMAMALI!

UZUN YAZ TATİLİ, ÖĞRENCİLER İÇİN GERİ ADIM OLMAMALIKızmayın hemen bana, “Dur Berna, çocuklar bir rahat nefes alsın, yazın da mı ders çalışacaklar?” dediğinizi duyar gibiyim... Elbette, onlar için dinlenmek ve eğlenmek belki de her şeyden daha fazla yararlı. Ama, uzun yaz tatilini bomboş geçirenler, ciddi bir gerileme yaşıyor. Bunu ben değil; dünya genelinde eğitim araştırmacıları söylüyor. Bizdeki kadar uzun yaz tatilinin hiçbir ülkede olmadığını hesaba katın bir de... MEB’in yeni planladığı düzende tek seferde upuzun bir tatil yerine, ara tatillerle bölünen bir eğitim programı var artık ve emin olun, öğrenciler için çok daha verimli bir uygulama bu... Ülkemizin çoğu bölgesindeki sıcaklardan sebep, uzun yaz tatili bizim için olmazsa olmaz! O halde bu dönemi verimli geçirmenin yollarına bakmalı. Elbette test çözdürmeyi filan önermiyorum. Ama eğitimde geri kalmaya devam etmek istemiyorsak, hem ülkece hem de bireysel olarak, yaz tatillerinde çocuklarımıza katkı sağlamak zorundayız.

Öğrenme kaybı riski
Araştırmalara göre bir yaz tatili boyunca öğrenciler, ortalama olarak matematik ve okuma-yazma gibi temel derslerde öğrendiklerinin yaklaşık 10’da birini, yani ortalama bir aylık bir müfredatı kaybediyor. Bu da tüm eğitim hayatı boyunca bir yıl kaybetmek ya da bir yıl geri kalmak anlamına geliyor .Bu duruma bilimsel literatürde ‘tatil öğrenme kaybı’ deniyor.

Ülkemizde yaz tatili çok uzun. Örneğin; Güney Afrika’da tatiller 15’er günlük periyoda bölünmüş durumda. İngiltere’de öğretim yılı üç döneme bölünüyor. Öğrenciler yıl içinde toplam 14 hafta tatil yapıyor ama Ama bu süre en uzunu beş hafta olacak şekilde pay ediliyor. Bu uzun süre göz önüne alındığında, ülkemizde öğrenme kaybı riski de artıyor.

Ekran önünde kalmasınlar
Elbetteki boğucu ve hiçbir işe yaramayan öğrenciye sadece ezber hamallığı yaptıran kötü hazırlanmış ödevler ya da test kitaplarından söz etmiyorum. Doğrusu, okullar, yaratıcı ve geliştirici tatil setleri hazırlamalı. Uzmanlar; öğrencilerin yaşlarına uygun tatil setlerinden yardım alması gerektiğini söylüyor. Bu setlerin; bir önceki senenin kazanımlarını tekrar eden ödevler, deneyler, projeler ve tatil kitaplarından oluşması gerekiyor. Bunu yapan özel okullar var ama ülke eğitiminin ilerlemesi için devlet okulları için de setler hazırlanmalı ve ücretsiz dağıtılmalı. Çocuklar, koca yaz boyu sadece ekran önünde kalmamalı.
n Çalışan ailelerin de çocuklarını nasıl eğleyeceklerini bilemedikleri bu dönemde, okulların yaz programları olmalı ve yılın başında planlamalar yapılmalı. Yaz okulları, eğitim dönemindeki gibi olmamalı. Deneysel, yaratıcı, spor ve sanatla örülmüş, ayrıca mutlaka matematik tekrarına yer verip, kitap okumayı destekleyen bir öğrenim programı uygulanmalı ve elbette devlet de bunun için ödemek ayırmalı.

Etkinlikleri unutmayın!
Sportif etkinlikler: Yaz aylarının olmazsa olmazı... Hem çocuklara zaman kullanmayı hem de takım çalışması yapmayı öğretmesi açısından ayrıca önem taşıyor.
Sanatsal etkinlikler: Bir müzik aletine yönlendirmek, resim yapmaya teşvik etmek, hatta imkan varsa çocukları bu becerileri geliştirecek kurslara göndermek.

Ailece gezmek. “Hadi canım” demeyin! “Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?” sorusuna, “Gezerken okuyan bilir” diye cevap veriyorum. Ailece gezmek; müzelere, tarihi yerlere, doğayla baş başa olunacak yerlere, inek sağılmasını görebilecekleri köylere, sacda ekmek yapılan yaylalara gitmek, çocuklar için inanılmaz bir bilgi, görgü ve deneyim imkanı sağlıyor.

Okumak, okumak, okumak!
Elbette en önemlisi, kitap okuma alışkanlığı... Üniversite sınavlarında da görüyoruz ki, kitap okuyan öğrenci fark atıyor. Kaldı ki kitap okuma alışkanlığı olan bir insan, hayatı boyunca kendi kendine yeten ve kaliteli zaman geçirebilen biri oluyor. Kuşkusuz bunun bir formülü yok. Çocuğa, istediği bir şeyi almak vaadiyle kitap okumaya özendirmekse, okuma değil; olsa olsa rüşvet alışkanlığı geliştirir. Bilinen en eski ve geçerli yöntem, anne-babanın da kitap okuyarak, çocuğuna eşlik etmesi. İlle de ‘okunması gereken’ kitaplar konusunda zorlama yapmadan, seçimi ona bırakmak gerekli, ne de olsa öncelikle ‘okuma alışkanlığı kazanmak’ önemli. Bırakın çizgi roman ve basit macera kitaplarından başlasın, nasılsa tadını aldıktan sonra zevki değişecek ve iyi olanı seçecektir. Her tür okuma başlangıçta kıymetlidir. Sakın, saçma diyerek çocuğun hevesini kırmayın, sadece yaş seviyesine uygun mu ona bakın.