YENİDEN KADIM TOPRAKLARDAYIM...10 Mart tarihli yazımda söz verdiğim gibi yeniden Antakya’dayım. Bu defa, çevresini de içine alan daha kapsamlı bir programım var. Bir yere gidip beğenildiğinde “Aa, buraya tekrar gelelim” diye başlayan sözler genellikle havada kalır. Bu sebeple insanları hep şaşırtırım, çünkü muhakkak dediğimi yaparım. Bu defa da öyle oldu. Tiyatro turnesi sebebiyle mart ayında gittiğim şehre, nisanda tekrar gideceğimi söylemiştim ve sözümde durdum. Yeniden kadim topraklardayım.
Çok gelen sorulara cevaplar...
Bu bir devam yazısı niteliğinde, bu sebeple önceki yazımdaki bilgileri tekrar etmek istemiyorum. İlgilenenler,
10 Mart tarihli yazımı okusun lütfen.
“Antakya’ya kaç gün ayıralım?” diye soran çok oluyor. Kaç gün ayırırsanız ayırın yetmez ama üç geceden az kalmayın. Bu arada çevre iller Adana, Mersin ve Gaziantep hep üç saatlik mesafeler içinde, malum dokuz günlük bayram tatili var. Uzun bir program yapmak isteyenlerin dikkatine.
Bir başka çok sorulan soru -çok geziyorum malum- bu gezilerimi turla yapıp yapmadığım yönünde. Kendim planlıyorum, deneyimlerimi de bu köşemde ve sosyal medya hesaplarımda paylaşıyorum.
“Antakya’nın sınırında savaş var, tehlikeli bir seyahat olur mu?”. Buna en güzel cevabı sanırım bir ay arayla iki kere şehre giderek ve bu defa kızımı da yanımda götürerek vermiş oldum. Korkmayın, Hatay’da savaş filan yok. Tersine, gördüğüm her yerden daha sakin, daha huzurlu ve neşeli...
“Tarih, doğa filan tamam da, oralar daha muhafazakâr değil mi, eğlence var mı?” Bu soru, ‘en son’ Antakya için sorulabilir herhalde... Her gece üç mekanda bir, canlı müzikli eğlence var. Pop, rock, alaturka, ne tür müzik seversen... Yerli halk yemeğe de müzikli eğlenceye de çok meraklı, hem de ‘kızlı-erkekli’. Şu kadar söyleyeyim, hafta arası İzmir’de mesela eğlence olmaz, Antakya’da pazartesi günü yer bulmak zor.
Güneydoğu ile ilgili oluşmuş önyargıların hiçbir geçerliliği yok Antakya’da... Açıkçası, komşu pek çok ilden de farklı. Bir kere 8 bin yıllık tarihi ve dinlerin beşiği olduğu içi müthiş bir hoşgörü, birliktelik ve modern yaşam anlayışı hakim. Bugün mezhep kavgalarının bile körüklendiği ülkede, Antakya ‘Medeniyetlerin Beşiği’ unvanını hakkıyla taşıyor. Bir ailede, her dinden insan bulunabiliyor. İbadet yerleri yan yana. Mesela, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk camisi Habib-i Neccar’ın içinde, Hz. İsa’nın iki havarisinin kabri bulunuyor. Tıpkı ünlü mozaikleri gibi Antakya bir kültür mozaiği. Belki de Türkiye’nin her ilinden daha ileri düşünceli.

ANTAKYA'DA ROTA
Konaklama önemli, Butik Liwan Otelleri’nde tarih ve konfor iç içe. Ben bayağı evim gibi belledim, gide gele. Yerel yemekler ve kahvaltı olağanüstü. Ben konaklaya konaklaya, Emine Hanım’ı dost kazandım, sizin de tanımanızı çok isterim. Giderseniz, selamımı söyleyin.
Şehir içini, eski Antakya mahallesini yürümeli, Fora’da antika fincanlarla kahve içmeli. Her tür yerel yemek için Sultan Sofrası’nda yemeli. Akşam için Konak denenmeli. Antikaseverler Huri’ye uğramalı.
YENİDEN KADIM TOPRAKLARDAYIM...Dünyanın en büyüğü olan mozaik müzesine bir gün ayırmalı.
Habib-i Neccar Camii... İçinde Hz. İsa’nın iki havarisinin ve Yasin suresinde onun havarilerine ilk inanan kişi olarak geçen, ilk Hristiyanlar’dan olmakla birlikte Kur’an-Kerim’de bahsi geçtiğinden Müslümanlar’ın atası sayılan, yer altında da sandukası bulunan, pagan ibadet yerinden dönüşerek bugüne ulaşan, kadim Habib-i Neccar Camii...
St. Pierre Kilisesi, Hristiyanlık’ın adının konduğu, dünyanın ilk mağara kilisesi, Hristiyanlık’ın Hac merkezi.
Samandağ ve Çevlik kumsalı, Brezilya’dan sonra, dünyanın ikinci uzun kumsalı. Balıkçı Coşkun harika. Ayrıca Hz. Musa ve Hz. Hızır’ın buluştuğu rivayet olunan bir de türbe bulunuyor. Samandağ’da bulunan Titüs Tüneli ve hemen yanı başındaki Beşikli Mağarası Kaya Mezarları mutlaka görülmeli. Sanki mağara içinde bir mezarlık sarayı...
Çok etkileyici.
Vakıflı Köyü, ülkemizde yaşayan tek Ermeni Köyü... Bu mevsim, muhteşem limon çiçeği kokusu her yer. Göz alabildiğine limon-portakal bahçeleri...
Harbiye... Yağmurdan göremedim ama Hacer’in Yeri’nde harika bir kahvaltı ettim.
Arsuz... Yaklaşık bir saat uzaklıkta. Nefis bir sayfiye beldesi. Balıkçıları da harika. Bu sene deniz tatili içi bir Arsuz’u denemeli derim. Çok ama çok güzel.
Künefe, Uzun Çarşı’yı gezerken Çınaraltı’nda yenmeli, kesin bilgi. Hazır çarşıdayken, Semir Eraslan baharatları efsane.
İpek eşarplar, şallar ve fularlar almalı. Bahtiyar İpek ve Yılmaz İpekçilik tavsiyemdir.