SAPLA SAMAN KARIŞMASIN!

Mercedes Benz Fashion Week Istanbul’un 8’inci sezonu geride kaldı. Bu yıl gerek güçlü katılımcılar, gerekse güçlü sunumlarla rüştünü ispatlayan organizasyon hakkında meslektaşlarım ile köşe yazarları o kadar güzel ve detaylı yazdılar ki,
ben hepsini yazarak tekrara düşmek istemiyorum.

SAPLA SAMAN KARIŞMASIN

Hayret içinde okudum

Beş gün süren etkinlik boyunca defile ve sunumların çoğuna katılmaya çaba gösteren biri olarak, dün Hürriyet’in ekindeki Sibel Arna’nın yazısını hayretle okudum. Sibel’i şahsen tanırım ve kendisinin magazin dünyasının başarılı bir temsilcisi olduğunu düşünürüm. Televizyonda magazin programlarına katılan ve sunan, gazetenin magazin ekinde, dizilerdeki tasarımları yorumlamak gibi popüler moda yazıları yazan birinin, köşesinde neden magazin basınına bu kadar yüklendiğini anlamadım.
Yukarıda yazdığım gibi beş gün boyunca defile ve sunumların çoğuna katıldım. Kendisinin sadece iki ya da üç defileye katılarak yaptığı masa başı haber, haberciliği eleştiren biri için ne kadar doğru tartışılır.

SAPLA SAMAN KARIŞMASIN

Profesyonel hata

Ayrıca yazısında defilelerde ön sıralarda oturan ünlülerin magazin haberlerinde
ön plana çıkmasının dünyadaki diğer moda haftalarında yaşanmayan bir durum olduğunu yazması profesyonel bir hata.

New York, Milano, Londra ve Paris moda haftalarına katılan ve dünya basınında bu defilelerle ilgili çıkan haberlerini takip eden birisi olarak, bunun böyle olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Hatta size en popülerlerinden birkaç örnek vereyim: David Beckham’ın çocuklarıyla karısının defilesini izlemesi, New York Times’dan Vogue’a kadar haber olması, Daily Mail’in ön sırada oturan Anna Vintour’un hep aynı model ayakkabı giymesini haber yapması ve son zamanlarda her defilede ön sırada oturan Kim Kardashian’ın göğüs
dekoltesinin her yerde haber olması.

Haber takibi

Hadi haber masa başı, hadi teknik bir sürü bilgi hatası var. Peki bir gazeteci, yazdığı konuyla ilgili yapılan haberleri nasıl okumaz? Etkinlikte gerçekleşen defileler ve sunumlarla ilgili gazetelerde ve sosyal medyada o kadar çok ve güzel haber çıktı ki, etkinliğe gelmeyenler bile bu yazılanlardan çıkarım yaparak kendi haberlerini yazabilirlerdi.

Ayrıca şu cümleye dikkat çekmek istiyorum: “Ertesi günün magazin gündeminde moda değil, ünlü çiftin boşanması vardı.” Adı üzerinde, magazin gündemi. Peki moda yazarları da bunu mu yazmıştı? Cevap tabii ki hayır. Zaten magazincinin işi magazin gündemini takip etmek. Gerisi moda yazarlarının, moda bloggerları’nın ve modayla ilgilenen köşe yazarlarının işi.

Lütfen sapla saman karışmasın!

En iyi örnek

Hatta 2015 Eylül ayında, New York Moda Haftası’nda Givenchy’nin kreatif direktörü Riccardo Tisci, ön sırada oturan ünlülere tepki olarak, ön koltuklarda satın almacıları ve moda öğrencilerini oturtup, biletli izleyenleri arkada ayakta tutmuştu. Ben demiyorum, ön sırada ünlü olsun. Tamamen tarafsız bir şekilde dünyada olup biteni takip etmek ve doğru haber yapmak gerektiğini söylüyorum.Böyle bir yazının yazılmasını bir
kenara bırakıyorum. Onaylanıp, basılması da bir hayli garip.

Reyting kaygısı

Genelde televizyondaki moda programlarında ve de dizilerde ne kadar gerilim olursa reyting o kadar yükseliyor ya, Sibel de herhalde reyting mantığıyla yazmış bu yazıyı. Konuşulsun istemiş. Ama kendisi de bu şekilde bindiği dalı kesmiş olmuyor mu? Modacılarımızın bu yazıyı okuyunca mutlu olduklarını hiç sanmıyorum.
Not: Bu konuda her türlü tartışmaya açığım.