Kedinizin kendisini okşatırken aslında sizi sahiplendiğini biliyor musunuz?

BENİ BÖYLE SEV

Bir kediyle yaşıyorsanız onun nasıl sevilmek istediğini bilirsiniz. Çünkü size öğretir. Gelip kafasıyla toslar, döner poposunu dayar. Bazen, size bakarak duvar ya da koltuk köşelerine sapık gibi, defalarca yanaklarını sürter. Bizler de, amaçları onları memnun etmek olan basit yaratıklar olarak kedilerimizin isteklerine uyarız.
İnternetteki bir veteriner sitesinde kedilerin ‘hassas’ bölgeleriyle ilgili bir yazıya rastladım. Öğrendiklerimi paylaşmak isterim.
Kediler her ne kadar özgür ruhlu, hatta umursamaz görünseler de sahiplenmekten hoşlanıyorlar. Etraflarındaki her şey (siz dahil), tanıdık olsun, onların olsun istiyorlar. Böylece mutlu ve güvende hissediyorlar. Bunu da koku bırakarak yapıyorlar. Sevilmekten en çok hoşlandıkları dört bölge, koku bezlerinin bulunduğu yerler.
Gıdı: Çenenin alt kısmı, özellikle de alt çene kemiğinin kafatasıyla birleştiği noktalar çok önemli. Zaten okşarken başlayan motor sesinden, kedinizin ne kadar zevk aldığını anlayabilirsiniz.
Kulak arkaları: Buralar koku bırakmak, dolayısıyla okşanmak için mükemmel bölgeler. Ayrıca kediniz başını öne eğerek hafifçe size tosluyorsa kendinizi şanslı sayın. Çünkü bu hareket, sizi kendine ait olarak işaretlediğinin ve onurlandırdığının bir göstergesi.
Yanaklar: Bıyıkların hemen gerisi okşanmak için ideal. Doğru noktayı bulduğunuzda kediniz bıyıklarını öne doğru uzatarak sizi yönlendirecektir.
Kuyruk: Kuyruk altından yukarı doğru nazik bir dokunuş, o sevimli poponun yukarı kalmasına sebep olacaktır. Ve sizden temasınızı tekrarlamanız beklenecektir.

Göbeğime dokunma!
Köpeklerin aksine çoğu kedi göbeğinin okşanmasından nefret eder. Oysa sırt üstü yattıklarındaki manzara karşısında insanın içi gider. Peki neden? Bahsettiğim sitedeki görüşe göre, köpeklerin avcı ve yırtıcı oldukları konusunda kendilerine güvenleri tam. En minik cinsler bile kendini kocaman kurt ataları gibi görüyor. Oysa kediler hem avcı hem de av olabileceklerini farkında. Daha dikkatliler. Bir kavga sırasında hayati organlarının bulunduğu karın bölgesini korumak ilk amaçları. Kedinizin karnına doğru yaptığınız bir hamle, onun kendini koruma içgüdüsünü harekete geçiriyor. Sonuçta tırmalanıp dişleniyorsunuz. Eğer göbeğini okşamanıza izin veriyorsa, size gerçekten çok güveniyor anlamına geliyor. Ve her kedisever bilir ki bu büyük bir onurdur.

BENİ BÖYLE SEV

KÖTÜ KÖPEK

Burası Kaliforniya’daki Orange County Sanat Müzesi (OCMA). Binaya işeyen dev siyah labrador da, 73 yaşındaki sanatçı Richard Jackson’ın rekrospektif sergisinden bir parça. Adı ‘Kötü Köpek/Bad Dog’. Eserin sanatsal anlamı bu köşenin konusu değil. Jackson, sanata ve sanatçıya getirilen kısıtlamaları eleştirmiş de olabilir, “Ben böyle sanatın içine edeyim” demiş de. Ama esprili ve hoşgörülü olduğu kesin.

BENİ BÖYLE SEV

568 YILLIK PATİ İZLERİ

Sarajevo Üniversitesi’nde akademisyen Emir O. Filipovich, Dubrovnik devlet arşivlerindeki araştırması sırasında, 11 Mart 1445 yılına ait bir el yazmasına rastlıyor. Buraya kadar her şey normal. Enteresan olan el yazmasının üzerindeki pati izleri. Filipovich el yazmasının fotoğrafını çekip internette paylaşıyor. Fotoğraf büyük ilgi görüyor. Filipovich yoğun ilginin sebebinin o izlerin oluş şeklini kafanızda canlandırırken yüzünüzde oluşan gülümseme olduğu fikrinde. Düşünsenize 568 yıl önce bir adam önemli bir belge yazmak üzere. O sırada kedisi mürekkebe basıp kağıdın üzerinden geçiveriyor. O anki paniğini hayal edin. Mürekkebi mi temizleyecek, kediyi mi masadan indirecek, yazdıklarını mı koruyacak. Ya bugün? Bilgisayarda çalışıyorsunuz. Hop! Kediniz bir anda klavyenin üzerinde. Aynı panik... Bazı şeylerin değişmemesi ne güzel.