Hayvanları esaret altında, abuk subuk hareketler yaparken görmek çocuklar için iyi değil. Psikolog Duygu Öztürk, “Çocuğun hayvana bakışı, insana bakışını da etkiler” diyor

ÇOCUKLARINIZA İZLETMEYİN 2

Çoğumuz artık sirklerdeki hayvanların işkenceyle eğitildiğini biliyoruz. Psikolog Duygu Öztürk, sirk, yunus parkı gibi hayvanların esaret altında tutulduğu, kötü muamele gördüğü yerlerin çocukların ruhsal gelişimini olumsuz etkilediğini, empati yoksunluğuna yol açtığını savunuyor. Halbuki bireysel ya da toplumsa sorunların en büyük sebebi, empati yoksunluğu değil mi? İşte Öztürk’ün görüşleri:

Sirkler neden çocuklar için zararlı olabilir?

Çocuklar başkalarının davranışlarını taklit ederek veya onlarla özdeşleşerek dış dünya hakkında bilgi sahibi olur. Sirkler, insanın başka bir canlı üzerindeki tahakkümünün ve sömürüsünün en zalimce uygulandığı ortamlardan biri. Gösterileri izleyen çocuk, buradaki davranışları taklit edebilir, kendine model alabilir.

Gördükleri çocuğu nasıl etkiliyor?

Çocuklar, yaklaşık 7 yaşına kadar benmerkezcidir. Yetişkinliğe geçiş sürecinin sağlıklı olabilmesi için 7 yaşından sonra bu benmerkezciliğin azalması beklenir. Aksi takdirde aile, eğitim ve iş hayatında başarılı olamaz. Günümüzde ne yazık ki bu empatiyi kurabilenler, hayvanlara ve ötekileştirilenlere uygulanan şiddete karşı çıkanlar, ‘fazla hassas’ ya da ‘anormal’ olarak tanımlanıyor. Oysa asıl olması gereken şey bu. Sirkler tam da bu bahsettiğim yaş grubundaki çocuklara hitap ediyor. Bu nedenle, çocuklarda var olan bu empati yoksunluğunu pekiştiriyor. Ayrıca artık internet çağında her türlü bilgiye kolayca erişebiliyorlar. Sirkten döndükten sonra ailesiyle gülerek izlediği hayvanların işkenceyle eğitildiğini kolayca öğrenebiliyorlar. Şiddetin sorun olmadığını, gülünüp geçilecek bir şey olduğunu bizzat ailelerinden öğrenmiş oluyorlar.

Sirklerdeki hayvan istismarı, çocuklarda davranış sorunlarına neden olabilir mi ?

Çocuğunu sirke götüren ebeveyn, “Hayvanlar eğlence için kullanılabilecek objelerdir” mesajını vermiş oluyor. Oysa çocuğun hayvana bakışı, insana bakışını da etkiler. Örneğin, hayvana uygulanan şiddete gülmeyi öğrenen çocuk, okula gittiğinde kendisinden daha güçsüz bir arkadaşına aynı muameleyi gösterebilir.

Ebeveynlere ne öneriyorsunuz?

Çocuklarının hayvanları tanımalarını ve o yönde bir farkındalık geliştirmelerini istiyorlarsa, bunun yeri sirkler, hayvanat bahçeleri, yunus parkları değil. Bunun çok daha uygun ve eziyetsiz yolları var. Beraber kitap okumak ya da belgesel izlemek gibi.

TOPLU TAŞIMA VE HAYVAN

Ankaralı bir hayvanseverden eposta geldi. Üç kedisi olduğunu ve oturduğu semtte evcil hayvan kliniği bulunmadığını yazıyor. Dolayısıyla veteriner için bir araca binmesi gerekiyor. Ancak kendisine şehiriçi toplu taşıma araçlarına, kilitli taşıma çantasında dahi evcil hayvan alınmadığı söylenmiş. Haklı olarak isyan ediyor, özel aracı ya da taksi parası olmayanlar ne yapacak diye.
İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Av. Hülya Yalçın’a sordum. Bu konuda net bir uygulama olmadığını söyledi. Yani kesin bir yasak yok. Bir anlamda şoförün keyfine kalıyor. Nitekim epostayı yazan hanımefendi, şikayetini Ankara Belediyesi Mavi Masa’ya iletmiş. “Kapalı kafes içinde kedi ve kuş taşınabilir, görevlileri uyaracağız” demişler. Başınıza gelirse aklınızda bulunsun.

EV ARAYANLAR

ÇOCUKLARINIZA İZLETMEYİN 2

* Anneleri golden retriever. Muhtemelen bir sokak köpeğinden hamile kalınca kapıya konmuş. Yavrular 2 aylık. Çok acil yuva arıyorlar. İletişim: 0 537 612 78 74 Antalya

ÇOCUKLARINIZA İZLETMEYİN 2

* Altı kardeşler. Bir şantiyede dünyaya gelmişler. Üçü dişi. Henüz 1 aylıklar. Başlarına bir hal gelmeden ev bulsalar... İletişim: kelifff@gmail.com İstanbul