Hayvan özgürlüğü aktivistleri geçen hafta hava yolu şirketi Air France ve KLM’nin İstanbul Beşiktaş’taki genel müdürlüğünün önünde bir eylem yaptı. Sebebi, şirketin deney laboratuvarlarında kullanılmak üzere doğal ortamlarından koparılan maymunların taşımacılığını yapması. Eylem, yıllardır dünya çapında devam eden Gateway to Hell/cehennemegidenyol.com isimli kampanyanın Türkiye uzantısı.
Peki neden Air France ve KLM? Cehennemegidenyol.com’a göre, bu iki hava yolu firması, deney hayvanı taşımacılığında lider. Asya ve Afrika’dan getirilen maymunların yüzde 80’i yakalanma ve taşınma esnasında ölüyor. Kampanya sayesinde, şu ana kadar Lufthansa’dan United Airlines’a, onlarca hava yolu şirketi laboratuvarlara hayvan taşımaktan vazgeçti.
Her yıl yüz milyondan fazla, kedi, köpek, tavşan, hamster, gine domuzu, fare ve maymun, anestezi kullanılmadan kesiliyor, dikiliyor, vücutlarına zehirli kimyasallar enjekte ediliyor. Oysa teknoloji fotokopi makinesinde böbrek üretilebilecek noktaya geldi. Alternatif yol çok. Artık hayvan deneyi için uyduracak bahane kalmadı.

ESNEMEK NE DEMEK?

Köpek davranışları üzerine bir makaleden öğrendiğime göre, köpekler yalnızca uykuları geldiğinde esnemiyor. Beklenmedik bir durumla karşılaştıklarında, korktuklarında, sabırsızlandıklarında, beklenti içinde olduklarında da esniyorlar. Bu, onlar için bir iletişim yolu.
Aynı zamanda esneyerek kendilerini sakinleştiriyorlar.
Diyelim ki, köpeğinizle dolaşırken bir tanıdığınıza rastladınız ve onunla sohbete daldınız. Köpeğinizin yüksek sesle esneyerek size bakması muhtemel. Bu, ufak çocuğunuzun ceketinizi çekirtirip “Hadi anne/baba gidelim” demesiyle aynı anlama geliyor.
Ya da yavru köpeğinizi kucağınıza alıp havaya kaldırdınız. Esniyorsa sadece uykusu bölündüğünden değil ayakları yere basmadığından tedirginlik duyduğu için de olabilir.
Bu arada esnemek bulaşıcı biliyorsunuz. Hatta köpeğinize bile bulaşabiliyor. Tokyo Üniversitesi’nde 25 köpekle araştırma yapmışlar. Sonuçta köpeklerin, yabancılarınkinden çok, birlikte yaşadığı insanın esnemesinden etkilendiği ortaya çıkmış. Japon bilim-adamları, bunun aradaki duygusal bağdan kaynaklandığı kanaatinde.

HAYVANLAR ÜZERiNDEN HAKARET ETMEYiN

Çoğumuz yapıyoruz değil mi? “Eşek oğlu eşek”, “Hayvan herif” diyoruz... Hayvanlara saygı duymama rağmen ben de söylüyorum. Bu laflar hayatımıza, dilimize o kadar girmiş ki, hop diye çıkıveriyor ağızdan. Oysa yanlış.
Geçen gün bu konuda bir uyarı aldım. Ve doğal yaşamı korumayı hedefleyen Yeşil Öfke platformunun sosyal medyada paylaştığı yazıdan bir bölümü aktarmaya karar verdim:
“Dil güçlü bir araçtır. Seçtiğimiz kelimeler bir şeyleri adlandırmak ya da tarif etmekten fazlasını yapar; statü ve değer atfeder. Dolayısıyla hayvanlardan söz ederken seçtiğiniz ifadelere dikkat edin; zira onlar hakkında önyargıları muhafaza eden ifadeler kullanıyor olabilirsiniz.
Hayvanlara duyulan tiksintiyi aksettiren ifadelere dikkat edin. İt herif, kuş beyinli gibifadeler hayvanlar üzerinden edilen hakaretlerdir. Bir insana ayı, eşek, çakal, köpek ya da benzeri şekilde hitap etmenin alternatiflerini düşünün. Dilinizi özgürleştirin zira bu tüm hayvanları özgürleştirme yolunda önemli bir adımdır! (Etin Cinsel Politikası/Carol J. Adams kitabından)”