Yunus etinin yendiğini bilmeyen birçok Japon, nasıl bir katliama göz yumduklarının farkında değil. Bakın, o yunuslar nasıl avlanıyor?

TAiJi KOYUNDA KATLiAM ZAMANI

Japonya’nın geleneksel Taiji yunus katliamı başladı. O meşhur koy, yine kan gölü. Her gün yüzlerce yunus, etleri için öldürülüyor. Katiller daha güzel buldukları birkaçını, yunus parklarına satmak için canlı bırakıyor.
Yunus aileleri önce balıkçı tekneleri tarafından koya sürülüyor. Sonra katiller ellerindeki zıpkını hayvanın hava deliğine saplıyor ve hayvanı suyun içine batırıyor. Hayvan ağır bir şekilde kendi kanında boğuluyor.
Marta kadar süren katliamda her yıl 200 bin yunus ve ufak balina öldürülüyor.
Tamam. Yunus eti yemiyorsunuz. (Yani bilerek. Çünkü birçok Japon yunus eti yediğinin farkında değil.) Yunus parklarına da gitmeyin. Oraya nasıl geldikleri belli. Yunuslar okyanusa ait. Bu konuda bilinçlenelim, örgütlenelim, karşı çıkalım. Hep birlikte sesimizi Japonya’ya kadar duyurabiliriz.

SOKAKTA KÖPEK OLUR MU?

Müge Anlı kaybolanları buluyor. Bu konuda başarılı. Kutu Ailesi de kaybolan oğullarını bulmak için ona başvuruyor. Ama ne yazık, bu kez acı haber geliyor. 8 yaşındaki Enes bir inşaat çukuruna düşerek hayatını kaybetmiş.
Mahalledeki bir kadın, çocuğu en son bir köpeğin kovaladığını söylüyor.
Programda Müge Anlı şöyle diyor: “Sokakta köpek olur mu? Hayvanseverlikle ilgisi yok bunun. Dünyanın hiçbir yerinde yok böyle bir durum.”
Sonu bu kadar acı bir olayla ilgili yorum yapmak çok zor. Çocuk gerçekten köpekten kaçarken mi düştü o çukura? Suçlu sadece sokak köpeği mi? Ortalıkta insanın içine düşüp ölebileceği inşaat çukurlarının olması normal mi?
Hep kaçılıyor köpeklerden, korkuluyor. Çünkü hep korkutuluyor çocuklar. Hep Müge Anlı gibi birileri çıkıp, “Sokakta köpek olur mu?” diyor. Kendilerinden başka bir türe tahammülleri yok. Keşke olmasa tabii sokakta köpek. Ama barınaklara da kapanmasalar... Keşke o köpeklerin hepsinin bir ailesi olsa. Her çocuk hayvanla büyüse. Gördüğü zaman korkmasa, kaçmasa...
Ve keşke yetkililer ve inşaat yapanlar insan hayatına paradan daha çok değer verse de hiçbir çocuk inşaat çukuruna düşerek ölmese...

AYI OPERASYONU

Haberlerde izledim. Bursa İnegöl’de bir ayı, gece yemek bulmak için ilçe merkezine inmiş. Devriye ekibi ayıyı görüyor. Arabayla kovalıyor 3.5 saat boyunca. Kıstırıyorlar. Veteriner geliyor. Uyuşturucu iğneyle vuruyor ayıyı. Ama iğne tam etkili olmuyor. Bir daha uyuşturuyorlar. Kepçe getiriyorlar. Bildiğiniz iş makinesi. Yere yatan ayının üzerine kepçeyle bastırıyorlar kıpırdamasın diye.
Sonrasında Orman ve Su İşleri’nden yetkililer geliyor. Ayı iş makinesiyle kamyona yüklenip ormanlık alana bırakılıyor ayı. Yanına da yiyecek konuyor. (Resimde görebilirsiniz.)
Aslında mutlu son sayılır. Vurmadıklarına sevinmek lazım.
Ama o görüntüleri izlerken kendimi ayının yerine koydum. 3.5 saat boyunca kovalanmak. O bağırışlar, üzerine hamle eden insanlar, vücuduna saplanan iğneler. Kalbi nasıl çarpmıştır kim bilir... Ne kadar korkmuştur... Ama dediğim gibi buna da şükür.
Yabancı belgesellerde oluyor o vahşi hayvan uzmanı ekipler. Bizde ancak kepçe, kuru ekmek.