Tam 2 yıl önce bugün, Karl Lagerfeld Paris’te Grand Palais’yi baştan yaratmıştı. Çünkü Lagerfeld, Paris Antika Bienali’nin kreatif direktörlüğünü üstlenmişti.
Söz konusu Lagerfeld ve antika bienali olunca; Monako Prensesi Charlotte Casiraghi’den Salma Hayek-François-Henri Pinault çiftine kadar birçok isim, Paris Antika Bienali’nin galasında buluşmuştu.
Cartier’den Bulgari’ye, Chanel’den Harry Winston’a mücevher devleri de özel koleksiyonlarını burada sergiliyordu.

KARL LAGERFELD’İ GEÇMEK ZOR
Bugün ise Paris Antika Bienali Jacques Grange’ın kreatif direktörlüğünde başlıyor.
New York’ta Palomo Picasso’nun mücevher mağazasını dekore etmesiyle ün kazanmış ve bugüne kadar Isabelle Adjani,
Monako Prensesi Caroline, Alain Ducasse, François Pinault, Robert Agostinelli,
Valentino, Karl Lagerfeld, Yves Saint Laurent ve Pierre Berge gibi isimlerle çalışmış biri Grange.
Antika ile moderni birleştiren bir tarzı var.
Jacques Grange, Versay Sarayı’nın kreatif ekibi ile birlikte Grand Palais’yi yeniden yarattı. Doğrusu kolay değil işi, Lagerfeld çıtayı çok yükselttiği için, onun yaptığını geçmek zor tabii.

TÜRKİYE’DEN KATILIMCI YOK
Paris Antika Bienali’nde geçen sefer Türkiye’den katılımcı yoktu ama koleksiyonerler ve tabii İznik tabakları gibi Türkiye’den giden ve Türkiyeli koleksiyonerlerin ilgisini çekecek birçok parça vardı.
Bu yıl da henüz Türkiye’den katılımcı yok ama koleksiyonerlerimizin hatırı sayılıyor ki; Fransızlar her defasında bienalin tanıtımı için İstanbul’a uğruyor.
İstanbul’un yanı sıra 40 şehri daha geziyorlar antika bienalini daha çok duyurabilmek için.
Tarihlerine, değerlerine işte böyle sahip çıkıyorlar antika sektörünü canlandırmak için böyle uğraşıyorlar diye de düşünebilirsiniz; burnundan kıl aldırmamalarıyla tanınan Fransızlar bile iş ekonomiye gelince parayı takip ediyor diye de düşünebilirsiniz.
Ne olursa olsun İstanbul’un Paris Antika Bienali için ayrı bir yeri var çünkü bienali Fransa dışına çıkarmayı düşünüyorlar.
İki aday var, Moskova ve İstanbul.
Şaşırtıcı mı? Hayır.

“DEĞİŞİME ADAPTE OLMALIYIZ”
Bienalde bu sefer de antika olmayan parçalara ve çağdaş sanat eserlerine rastlayabileceğiz. 18. yüzyıl Fransız mobilyaları da, Rönesans İtalyası’ndan parçalar da, Asya’dan hazineler de dikkat çekiyor. Ama resim ve heykel sayısında gözle görülür bir azalma var.
Yine de Louis Bourgeois, Gerhard Richter ve Andy Warhol gibi sanatçıların eserlerini görmek mümkün.
“Antika Bienali’nde çağdaş sanatçıların yeri olmadığı düşünülse de Manolo Valdes ve Pierre Soulages gibi artık klasikleşmiş yaşayan sanatçıların bienalde yeri olmalı diye düşünüyoruz.
Zevkler değişiyor. Artık 18. yüzyıl mobilyaları seksi değil. Artık kimse klasik eşyalarla dolu burjuva evlerde yaşamak istemiyor. Biz de antikacılar olarak hayatta kalabilmek için bu değişime adapte olmak zorundayız. 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl eşyaları ve çağdaş sanat daha çok ilgi görüyor.”
Tam iki yıl önce, o zamanki SNA (Fransız Antikacılar Birliği) Başkanı ve Bienal direktörü Christian Deydier; böyle özetlemişti Paris Antika Bienali’nin geldiği noktayı.

FARK MÜCEVHERLERDE
Antika fuarının en önemli farkı ise; başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz mücevherlerde. Sanat fuarlarında olduğu gibi burada da asıl satış daha fuar kurulmadan yapılıyor.
VIP müşteriler önceden koleksiyonları inceliyor.
Ayrıca fuar zamanında özel odalarda mücevherleri denemek de mümkün.
Louis Vuitton, Dior, Cartier, Piaget gibi mücevher ve saat evleri bienalde bu yıl da yer alıyor.
Giampiero Bodino, David Morris, Alexandre Reza ve Graff gibi markalar ise bu yıl ilk kez katılıyor.
Hatırlatalım, Paris Antika Bienali bugün başlıyor, 21 Eylül’e kadar devam ediyor.