Gündemi takip ederek gerildik, hatta delirdik. Bkz. Erman Toroğlu’nun ruh çağırma seansı. Bayramda tadımızı kaçırmamak için sizi detoks maceramla başbaşa bırakıyorum. İyi bayramlar!

Bodrum’da tatil yaparken, bir yanda mantılar gözlemeler uçuşurken, bir yanda balık ve mezeler diziliyken insan durup dururken hadi bir detoks yapayım der mi? Demez olaydım. Kaşınmayacaksın, kaşınınca da şikayet etmeyip susup oturmayı bileceksin.
Sabahın köründe bir heves detoks merkezine gidiyorum. Adını ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. Önce sağlık sorunları üzerine konuşuyoruz. Aslında iyi niyetliler ama her şey standart, herkese aynı şeyi söylüyorlar hissi veriyorlar.

1 gün yapsam olur mu?
Konuşmanın sonunda ‘Kaç günlük detoks yapacaksınız?’ diye soruyorlar. İşte bunu hiç düşünmemiştim. Tatilin ortasında detoksa ne kadar dayanılır ki? Dürüst oluyorum hem kendime hem onlara, “1 gün deneyeyim sonra bakalım” diyorum. İtiraz etmiyorlar, “1 günlük detoks mu olur?” demiyorlar.

Ayurvedik tecrübem var
Ben 7 günlük ayurvedik detoksu da tamamlamış ve hiç faydasını görmemiş bir bünye olarak artık temkinliyim. Önce 1 günlük ödeme yapılacak, sonra gidişattan memnun kalırsam diğer günler için de ödeme yapacağım. Bu arada yapılan ödemeyi söylersem “Hem aç kalacaksın, hem de üzerine bu kadar para bayılacaksın, salak mısın?” diyeceğinize kalıbımı basarım. O yüzden fiyatını da söylemeyeceğim. Bodrum’un en kazık restoranlarında ortalama bir yemekten birkaç kat daha fazla olduğunu söyleyebilirim. Neyse, geriliyorum, sadece içinize oturacak kadar deyip geçelim bu konuyu.

Bir tabak ota ağızlarının suyu akıyor
Bu arada sağlık nedenlerinden dolayı aslında aç kalmamam gerekiyor. “İyi o zaman, yeşil detoks verelim size” diyorlar. Yeşil detoksta öğlen ve akşam birer tabak yeşillik hakkınız var. Durun canım, öyle hafife almayın sadece detoks sularıyla beslenen, kanepede oksijen serumlarıyla yarı aygın yarı baygın yatan insanlar var. Onlar o bir tabak ota bile kedi ciğere bakar gibi bakıyorlar ve peşinden gelip “Bu ne, rica etsem bir bakabilir miyim?” falan deyip yeşillikleri hayatlarında ilk defa görür gibi inceliyorlar. “Ağzının suyu aktı” deyiminin sözlük anlamı gibiler.
Bu arada yeşil detoks sularının yanında birkaç hap da yutuveriyorsunuz. Yeşil suyu alırken görevlilere “Nedir bu?” diyecek oluyorum, “Çok fena bir şey, burnunuzu kapatın öyle için” diyorlar. Anlayacağınız, motivasyon gırla.
Haplara gelince, doğrusu tam olarak ne olduğunu bilmiyorum, ama bu kadar insan alıyorsa bir zararı yoktur herhalde diye düşünüyorum. Bir sürü psikolojisi hakim zaten burada. Ama manzara inanılmaz. Ruslardan Araplara. Bir Birleşmiş Milletler havası var. Herkes aynı durumda, aygın baygın, sıfır enerji. Olsun, sonuç iyi olacak, toksinlerden arınacağım, belki birkaç gün dişimi sıkarsam kilo da veririm. Sabırla beklemedeyim.

Telefon, bilgisayar yasak
Bu arada önümde bilgisayar yazı yazıyorum. Detokstaki tanımadığım kader arkadaşlarımdan biri enerjisinin son damlasını kullanarak yanıma geliyor, düşüp bayılacak diye korkuyorum. Başlıyor konuşmaya, “Ama böyle detoks olmaz.” “Niye ben de açım, yeşil sudan da içtim” diyecek oluyorum. “Detoks sırasında elektronik aletlerden uzak durman gerek” diyor. “Tamam telefonumu kapattım, ama yazı yetiştirmem lazım” diyorum. “Bilgisayarını da kapat, benim de işlerim var ama detoks sırasında asla bilgisayar açmam” diyor. Utana sıkıla işimi çabucak bitirip bilgisayarı da kapatıyorum.
Hadi biraz havuz kenarında yatayım diyorum. İki tane şemsiye var, onlar da kapılmış çoktan. Güneşin altında aç biilaç kalamayacağım. Aşağıda sinema salonu var, bir nev-i Kafika. Bir DVD seçip minderlere yayılıyorum. Eee, film 2 saatte bitiyor. Ya sonra? Bir günde kaç film seyredilir? Özellikle de aklınız sürekli yeme-içmedeyken. Şimdi şöyle bol köpüklü sakızlı bir kahve olsa da içsem. Sauna, masaj hiçbir şey kesmez beni. Getirin otlarımı. İkinci tabak biraz daha insaflı geliyor. Ama yine aynı hatırlatma, “Ortalıkta yemek yasak.” Sadece sıvı içenler küçücük bir tabak yağsız sossuz tuzsuz yeşilliğe öyle bir ağzı sulanarak bakıyor ki. Cezalı gibi arkada bir çardağa gidiyorsunuz, otlarınızı sadece orada yemeğe izin var. Zaten herkesin olduğu oturma bölümünde yemek de içinizden gelmiyor. Çünkü detoksu ciddi yapanlar lavman hikayelerini birbirlerine anlatıyor.

Kaç kaç kaç!
Ben görev bilinci yüksek bir insanım. Ayurvedik detoksu harfi harfine uygulamış, her sabah keten tohumu yağını sıcak sütle karıştırıp içine darülfülfülü (halk dilindeki adıyla karabiberi) boca edip içmiş bir insanım. Ama gel gör ki lavman denince koşarak kaçarım. Zaten daha önce ünlü bir ismin lavman yüzünden bağırsağının delindiğini de duymuştum. O gün bugündür daha da hızlı kaçarım. Bodrum’un en güzel sezonunda, dışarıda bambaşka bir hayat varken bütün gün aç kalıp bir de üstüne euro’ları bayılınca kaşındığımı anladım, üstüne bir bardak yeşil su içtim.