Dubai’nin en temel özelliği her şeyin “en” olması.En büyük AVM, en yüksek bina, en pahalı araba, en zenginler...

Tek ölçü bu.

Bir şehri şehir yapan tarihi doku, kültürel miras gibi değerler yok.

Çölün ortasında sonradan yaratılmış, yeni ve yapay bir yaşam alanı olduğu için.

Şimdi aynısını İstanbul’a yapıyoruz.

Nasıl bir tarihi hiçe sayarak.

Bırakın şehrin tarihini, her birimizin kişisel tarihinde bile AKM’nin, Emek Sineması’nın, Açıkhava Tiyatrosu’nun ne kadar önemli yeri var.

Açıkhava’sız yaz olur mu?

AKM’de hafta sonu ritüeli haline gelen klasik müzik konserleri, baleler, dans gösterileri yaz geldiği zaman İKSV festivalleriyle Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’na taşınırdı.

Resmi adıyla Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’na.

Efsane müzisyenleri, dansçıları yıllar önce ilk orada izledik.

AKM’nin durumu ortada, yıllardır ne yapılacağı bir türlü karar verilemiyor. Şehrin kalbinde terk edilmiş bir şekilde duruyor. Her önünden geçtiğimizde canımızı acıtarak.

Şimdi aynı tehlike Açıkhava Tiyatrosu’nda da var, dün Cengiz Semercioğlu’ndan öğrendiğimize göre, tiyatronun üstü kapatılmayacak, tamamı yıkılıp yeniden yapılacak.

Bari Açıkhava Tiyatrosu’ndaki anılarımız kalsın.

Açıkhava’sız yaz olur mu hiç?

En büyük (!) sanat galerisi

Restorasyon konusunda oldum olası zayıfız.

Yıkıp yeniden yapmak her zaman daha cazip geliyor.

Daha büyüğü, daha yenisi sanki daha makbulmüş gibi…

Bunu en başta aşması gereken çağdaş sanat çevremiz bile Dirimart sanat galerisinin Dolapdere’deki yeni yerini Türkiye’deki en büyük sanat galerisi olarak tanıtıyor.

Anlaştığı sanatçılarla, yapacağı sergilerle değil, 1000 metrekarelik yüzölçümüyle gündeme geliyor.

Evet, bazı konularda ölçüler önemli olabilir, ama söz konusu bir sanat galerisi olduğunda büyüklükten çok içerikle ilgileniyoruz.

Ve işte ne yazık ki en büyük, en yeni, en en en sıfatlar genelde içerik zayıf olduğu zaman karşımıza çıkıyor.

Sıradan inşaat projeleri bile Venedik, Toskana, Hyde Park gibi isimlerle süsleniyor.

Sanki İstanbul başlı başına bir şey değilmiş, sanki yetmezmiş gibi.

Bırakın, İstanbul İstanbul gibi kalsın.

Bari İstanbul’u İstanbul yapanlar listesine dokunmayın.

‘Albüm’e Cannes’dan ödül

Neyse ki iyi şeyler de oluyor.İstanbul Dubaileşecek mi

Cannes Film Festivali’yle birlikte düzenlenen Eleştirmenler Haftası’nda Mehmet Can Mertoğlu, başrollerinde Şebnem Bozoklu ve Murat Kılıç’ın oynadığı filmi ‘Albüm’ ile Eleştirmenler Birliği’nden ‘Yılın en yenilikçi yönetmen’ ödülünü aldı.

Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Kış Uykusu’ ile Cannes’da Altın Palmiye ödülü alırken bile Türk televizyonlarının kış uykusunda olduğu düşünülürse, ‘Albüm’ün başarısının da hak ettiği ilgiyi görmemesi şaşırtıcı değil.

Şimdi önünde daha zorlu bir süreç var, vizyona giriş tarihi ve tabii sinemacılara Türkiye’de film dağıtımcılığında tekelleşme üzerine belgesel (Kaan Müjdeci’nin ‘Kapalı Gişe - Türkiye Sinemasında Dağıtım Krizi’) bile yaptıran sisteme karşı bir mücadele.

Yolu açık olsun!