Robert Kolej’in son NetwoRC gecesinde Reşit Soley ve Akın Öngör şarapçılığı konuştu. Moderatör Nuri Çolakoğlu’ydu. Eee, böyle sohbet kolay bulunmaz!

“Emeklilik televizyon karşısında çizgili pijamayla oturup göbek büyütmek değil. Benim için emeklilik para kazanmak için deliler gibi çalışmak yerine, kaliteli zamanı kendin için geçirmek.”
Bu sözler Akın Öngör’e ait. Önceki akşam Robert Kolej’de bulunan Suna Kıraç Hall’de toplandık. Sadece mezunlara özel bir NetwoRC programı var okulun. Nuri Çolakoğlu moderatörlüğünde alanında önemli iki isim konuşuyor. Onlara sorular sorabiliyorsunuz, fuayede konuşmacılarla tanışıp, birebir sohbet etme şansınız oluyor. Bu özel etkinliklere sadece mezunlar katılabiliyor, dışarıdan misafir getirilemiyor çünkü burada konuşulan burada kalıyor.
Herkes okul yıllarını atlatmış olmaktan mutlulukla bahsederken Robert Kolej’de durum farklı. Okul sizi her geri çağırdığında koşarak gidiyorsunuz. Öyle bir istek veriyor. Robert Kolej’i bu kadar özel yapan detaylardan biri de bu.

Emekli olmasalardı ‘Corvus’ ve ‘Selendi’ olmayacaktı!

Önceki akşam konuşmacılar, emekliliklerinde şarapçılığa başlayan iki isimdi. Reşit Soley ve Akın Öngör. Reşit Soley mimarlıktan emekli olup Corvus Şarapları’nı kurmuş, Bozcaada’ya bir değer katmış. Akın Öngör ise bankacılık kariyerinden sonra Akhisar’da Selendi Şarapları’nı kurmuş. İkisi de çok iyi birer konuşmacı. Tabii Nuri Çolakoğlu da çok iyi bir moderatör.
Şimdi dönelim başa. Reşit Soley ve Akın Öngör’e ‘Neden yeni bir işe başladınız, sadece emekli olamaz mıydınız?’ diye soruldu. Öngör kendisi için emeklilik tanımını yaptı. Hatta bir de özel hayatından örnek verdi: “36 yıllık karıma evlenirken ‘Hiçbir şeyin garantisini veremem, ama sana garantisini verebileceğim tek şey benden bir gün bile sıkılmayacaksın’ demiştim.”
Nuri Çolakoğlu söze girdi, “Küçükken teşhis konsa, tedavi edilirdin. Bende de var, attention deficiency syndrome (dikkat eksikliği sendromu)” dedi, herkesi güldürdü.
Sonra Reşit Soley aldı sözü, “Şaraptan sonra peynirle ilgileneceğim. Yüreğinizi doldurmakla ilgili bu. Benim derdim şarap yapmak ya da peynir yapmak değil, sürekli öğrenci ruh halini korumak” diye anlattı planlarını. Mimarlığı bırakmasıyla ilgili de “Mimarlıkta geçirdiğim vakit, iyi şarap yapmak içinmiş. Mimarlıkta her şey tanımlı, şarapta ise her şey bilinmeyenler üzerine kurulu. Biri iki boyutlu, diğeri üç boyutlu yaratıcılık” dedi.

‘Beyaz mı, kırmızı mı?’

Yeni bir işe başlayacaklara “Neden diye değil, neden olmasın diye sormak lazım” dedi Nuri Çolakoğlu. Şarap bilincinin son 10 yılda nasıl değiştiği de konuşuldu. “Eskiden sadece Yakut ve Çankaya bilirdik. Üniversite hayatımız beyaz mı, kırmızı mı diye geçti” dedi Reşit Soley.
“Şimdi böyle muhafazakar bir dönemde böyle bir işe girmen bizi şaşırttı diyor dostlarım” dedi Akın Öngör. “Açık fikirli, genç kitle var. Ben umutluyum.” diye de ekledi.

Corvus Grill geliyor!

Söz bir ara Reşit Soley’in Akaretler’de açtığı ‘Wine & Bite’a geldi. “Türk yemek kültüründe şarap hep bir şeylerin arkasına takılıyordu. Corvus şaraplarının daha iyi agılanması için ‘Wine & Bite’ı açtık” dedi. “Gönlüm ‘Küçük Isırıklar’dan yanaydı, ama çok seksi olacak diye vazgeçtik” diye ekledi. Bir de sürpriz geliyor. ‘Corvus Grill’ çok yakında açılacak. “Burası bir köfteci ya da kebapçı olmayacak. Şarabı besleyecek, tamamlayacak.” Reşit Soley’in başka haberleri de vardı. Avrupa Konseyi’ne hazırladığı ‘şarap güzergahları projesi’ni anlattı. Sadece Türkiye’de değil, komşu ülkelerdeki yollar da araştırılıyor. Gastronomi ve arkeoloji bir arada yürüyor. Ayrıca Reşit Soley şubat ayında 18 Mart Üniversitesi’nde şarap dersi vermeye de başlıyor.

İklim değişikliğinden şarap fiyatlarına

Küresel iklim değişikliğinin şarapçılığı nasıl etkilediğinden de konuşuldu. Aynı zamanda WWF (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Başkanı olan Akın Öngör 20-30 yıl içinde çölleşmeden korktuklarını anlattı. Önlem olarak da Akhisar’da denizden
800 metre yükseklikteki ikinci bağları olan Sarnıç’ı kurduklarını anlattı. İki bağ arasında sıcaklık 6-7 derece fark ediyormuş.
Konuşmanın finalinde herkesin merak ettiği “Türk şarapları neden pahalı?” sorusuna Akın Öngör cevap verdi. “Türkiye’de fiyat düşmesi için üretim hacminin, pazarın büyümesi lazım. Ayrıca vergi yükü azaltılmalı. Tabii bir de şişe, mantar, etiket gibi gerekli şeyleri Türkiye’de yaptırabiliyor olmamız lazım, ithal ettiğimiz sürece maliyet de artıyor.”
Çıkışta eski arkadaşlarla sohbet etme imkanı da oldu. Bir ara ‘Refika’nın Mutfağı’ diye tanıdığınız Refika Birgül’ü gördüm. Kitabını imzalıyordu.
Gecenin sonunda herkes aynı şeyi söylüyordu, “İyi ki bu geceyi kaçırmamışım!”