Tam 5 yıl önce bugünlerde, Karl Lagerfeld Paris’te Grand Palais’yi baştan yaratmıştı.

Çünkü Lagerfeld, Paris Antika Bienali’nin kreatif direktörlüğünü üstlenmişti.

Söz konusu Lagerfeld ve antika bienali olunca; Monako Prensesi Charlotte Casiraghi’den Salma Hayek-François-Henri Pinault çiftine birçok isim, Paris Antika Bienali’nin galasında buluşmuştu.

Cartier’den Bulgari’ye, Chanel’den Harry Winston’a mücevher devleri özel koleksiyonlarını burada sergiliyordu.

Daha sonra ise Paris Antika Bienali Jacques Grange’ın kreatif direktörlüğünde yapıldı.

New York’ta Palomo Picasso’nun mücevher mağazasını dekore etmesiyle ün kazanmış ve bugüne kadar Isabelle Adjani, Monako Prensesi Caroline, Alain Ducasse, François Pinault, Valentino, Karl Lagerfeld ve Yves Saint Laurent gibi isimlerle çalışmış biri Grange.

Antika ile moderni birleştiren bir tarzı var.

Jacques Grange, Versay Sarayı’nın kreatif ekibiyle birlikte Grand Palais’yi
yeniden yarattı.

Doğrusu kolay değildi işi, Lagerfeld çıtayı çok yükselttiği için, onun yaptığını geçmek zordu tabii. Antika fuarının en önemli farkı; başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz mücevherlerdeydi.

Sanat fuarlarında olduğu gibi burada da asıl satış daha fuar kurulmadan yapılıyor.

VIP müşteriler önceden koleksiyonları inceliyor.

Ayrıca fuar zamanında özel odalarda mücevherleri denemek de mümkün. Louis Vuitton, Dior, Cartier, Piaget gibi mücevher ve saat evleri bienalde her zaman yer alıyor.

Paris Antika Bienali’nde Türkiye’den katılımcı yoktu ama koleksiyonerler ve tabii İznik tabakları gibi Türkiye’den giden ve Türkiyeli koleksiyonerlerin ilgisini çekecek birçok parça vardı.

Bu yıl ise Paris Bienali’nin yılı. Paris Bienali de antika bienali gibi Grand Palais’de gerçekleşiyor.

Bienale katılanlar arasında ilk defa Türk antikacılar da var.

Mehmet Keskiner ve Bora Keskiner, Kent Antiques ile Türk ve İslam sanatından eserleri bienalde sergileyecekler.

Peki ama ne zaman?

11-17 Eylül’de.

‘Değişime adapte olmalıyız’

Antika bienallerinde antika olmayan parçalar ve çağdaş sanat eserleri de yer alıyor.

18. yüzyıl Fransız mobilyaları da, Rönesans İtalya’sından parçalar da, Asya’dan hazineler de dikkat çekiyor. Ama resim ve heykel sayısında gözle görülür bir azalma var.

Yine de Louis Bourgeois, Gerhard Richter ve Andy Warhol gibi sanatçıların eserlerini görmek mümkün.

“Antika Bienali’nde çağdaş sanatçıların yeri olmadığı düşünülse de Manolo Valdes ve Pierre Soulages gibi artık klasikleşmiş yaşayan sanatçıların bienalde yeri olmalı diye düşünüyoruz.

Zevkler değişiyor. Artık 18. yüzyıl mobilyaları seksi değil. Artık kimse klasik eşyalarla dolu burjuva evlerde yaşamak istemiyor. Biz de antikacılar olarak hayatta kalabilmek için bu değişime adapte olmak zorundayız. 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl eşyaları ve çağdaş sanat daha çok ilgi görüyor.”

Önceki SNA (Fransız Antikacılar Birliği) Başkanı ve Bienal direktörü Christian Deydier; böyle özetlemişti Paris Antika Bienali’nin geldiği noktayı.