Günümüzün en önemli mimarlarındandı Zaha Hadid.
Türkiye’yle yakın ilişkileri vardı, yıllarca sağ kolu görevini üstlenen mimar Saffet Kaya Bekiroğlu’ndan Los Angeles Filarmoni Orkestrası’nın Mozart ve Da Ponte Projesi’nde işbirliği yaptığı Hüseyin Çağlayan’a birçok tanıdık isimle çalıştı.

Zaha Hadid’in ardından...Dünya çapında mimarlarla imtihanımız
Zaha Hadid’in hiç beklenmedik ve erken kaybı dünya çapında mimarlarla imtihanımızı bir kez daha hatırlamamızı sağladı. Yıllar geçiyor ama aynı sorunlar aynı şekilde karşımıza çıkıyor.
Hatırlarsınız, tam 10 yıl önce, mimar Frank Gehry, Suna ve İnan Kıraç’ın isteğiyle Tepebaşı’ndaki TRT binasının yerinde yapmak üzere bir müze projesi çizdi.
Sonuç, proje gerçekleşmedi.
Neden? Gerekli izinler alınamadığı için...
Frank Gehry, Guggenheim Müzesi’yle kimsenin daha önce ilgilenmediği Bilbao’yu bile görülmesi gereken şehirler ligine taşımayı başardı. Bugün Gehry’nin son eseri, Paris’teki Fondation Louis Vuitton, neredeyse Eyfel Kulesi kadar ilgi çekiyor.

“Uzay üssünü andırıyor”
Daha önce Kartal projesiyle kaçırdığımız Zaha Hadid, yıllar sonra Demet Sabancı-Cengiz Çetindoğan’ın Haliç’te açacağı Demsa Collection müzesi için bir proje çizdi.
Fütüristik çizgisini Türk mimarisiyle harmanlayarak... “Uçuk bir bina olacak, uzay üssünü andırıyor. Fütürist ama tarihi dokunuşları da var” diye özetlemişti Demet Sabancı Çetindoğan, müzenin 2015’te açılacağını müjdelerken.
Hatta uluslararası sanat dünyasının önemli yayını ART News’ta Andrew Finkel, Demsa Collection ile ilgili harika bir yazı yazmıştı o sıralar. “Tarihi Kuran-ı Kerimlerden Damien Hirst’e uzanan geniş bir ilgileri var. Hatta bir sanatçının kariyerinin farklı dönemlerinden örnek toplayabilmek için Ömer Uluç’un tam 53 eserini aldılar.”

‘Hevesimiz kırıldı’
2015 yazında ise gelinen durum şuydu, Cengiz Çetindoğan, “Demsa Müzesi’nde hevesimiz kırıldı” diye bir açıklama yaptı.
“Ruhsat aldıktan sonra Anıtlar Kurulu’nun kararını bekleyeceğiz. Maalesef çok uzun sürdü. Çok vakit aldı. Bu kadar uzun sürmesini biz de hiç beklemiyorduk. Biz de elimizdeki eserleri herkesin görmesini, bu eserlerin yer alacağı müzeyle İstanbul’a katkı sağlamayı amaçladık. İstanbul’a bir değer daha kazandıralım istedik. Zaha Hadid’in eserlerinin takipçileri var. Onun binalarını görmeye geliyor turistler. İstanbul’a sembol bir bina kazandırmayı da amaçladık. Ancak ne yazık ki izinler çok uzun sürdü. Müzenin tamamlanması 3 yılı bulabilir.”
2005’ten 2016’ya geldiğimiz nokta aynı.
Buna rağmen hâlâ tanınmış mimarlarla müze yapmak isteyen koleksiyonerlerin olması umut verici. Zaha Hadid’in ömrü yetmedi, İstanbul’da projesinin gerçekleştiğini görmeye.
Diliyorum, Zaha Hadid projesinin akıbeti Frank Gehry projesiyle bir olmaz.

Çağdaş sanat dünyasını karıştıran müzayede
UNICEF’in ‘Dünya çocuklarıyla 70 yıl’ balosunda, UNICEF yararına, Beyaz Müzayede’nin kurucusu Aziz Karadeniz’in yönettiği bir açık artırma düzenlendi.
Açık artırmanın sonucunda birçok çağdaş sanatçımızın eserleri değerinin çok altında satıldı.
Özellikle, eserleri en çok prim yapan Selma Gürbüz’ün eserinin bile 20 bin liraya satılması çağdaş sanat dünyasında büyük bir şaşkınlık ve üzüntü yarattı. Sevinenler ise eserleri neredeyse kelepir fiyatına alan koleksiyonerler oldu.
Yardım amaçlı, özellikle de UNICEF kadar saygın bir kurumun çocuklara yardım amaçlı yaptığı, bir müzayedede daha iyi sonuçlar bekleniyordu. Yine şaşkınlık yaratan bir diğer nokta ise sanat eserleriyle gemi seyahatinden mücevhere birçok farklı şeyin birlikte satışa çıkması ve alıcı bulamayan gemi seyahatinin fiyatının yarı yarıya düşürülerek satılması oldu.
UNICEF kadar değerli bir kurumun güvenirliliğini koruması için müzayedeyi de daha iyi yönetmesi gerekiyordu.
En azından, bundan sonraki yıllarda da çağdaş sanatçılardan destek alabilmek ve tabii çocuklara daha çok imkân sağlayabilmek için.