Dört bir tarafı suyla çevrili ama hep suya hasret bir kenttir İstanbul. Romalılar ve Osmanlılar her daim suyu takip etmiş, uzak diyarlardan nasıl getireceğinin hesabını yapmış, yapmakla kalmamış kemerler, bentler, kanallar, sarnıçlar inşa etmiş, böylece şehrin halkını susuz bırakmamış.

Hadriyan Kağıthane ve Alibey Dereleri’nin sularını Haliç kenarındaki mahallelere ulaştırırken; Valens Halkalı’dan Beyazıd’a, Theodosius ise Belgrad Ormanları’ndan Sultanahmet’e getirir suyu. Fatih’ten başlayarak Osmanlı’da aynı sorunla uğraşır yüzyıllar boyu. Kanuni, Mimar Sinan’a bugüne ulaşan anıtsal su yapıları inşa ettirir.

SULARLA ÇEVRİLİ SUSUZ ŞEHİR:  İSTANBUL

Kısmen hâlâ kullanılan bu muhteşem yapılar, İstanbul’u dünyanın bu alanda en önemli açıkhava müzelerinden biri haline getiriyor. İnanılmaz güzellikteki bendler, kemerler, çeşmeler, sebiller, sarnıçlar, hamamlar ve şadırvanlar, meraklı gözleri hasretle bekliyor. Haydi gelin, bu hafta İstanbul’u besleyen iki ana su sisteminden biri olan Kırkçeşme Suları’nı keşfe çıkalım.

SULARLA ÇEVRİLİ SUSUZ ŞEHİR:  İSTANBUL

Kırkçeşme Suları

Tarih boyu şehre su iki ana hattan getirilir: Halkalı ve Kırkçeşme. Halkalı su yolunun ilk yapılarını Roma inşa eder, Osmanlı onarır ve genişleterek kullanır. Kırkçeşme ise Kanuni tarafından Mimar Sinan’a inşa ettirilir. Koca Sinan’ın yer yer Roma dönemi su yolundan kalanları da kullandığı Kırkçeşme su yolu, doğu ve batı kolu olmak üzere iki koldan oluşur. Doğu kolu Topuz, Paşa ve Kirazlıdere’den topladığı suları; Kirazlıkemer, Develioğlu Kemeri, Alacahamam Kemeri, Yosunlu Kemer, Paşa Kemeri, Karakemer ve Eğri Kemer üzerinden Başhavuz’a taşır. Batı koluysa Ortadere, Bakraçdere ve Ayvaddere’den topladığı suları Ayvad Kemeri, Kurt Kemeri ve Uzun Kemer üzerinden Başhavuz’a ulaştırır. Burada birleştirilerek dinlendirilen su, Mağlova Kemeri üzerinden Güzelce Kemeri’ne gelir, burada farklı bir koldan gelen suyla birleşerek yine kemerlerle şehre taşınırdı.

Suyun kaydı tutulurdu

Kurak mevsimlerde şehre su sağlayabilmek için inşa edilen bendleri de unutmamak lazım. Kırkçeşme su sistemi içerisinde dört tane bend mevcut. Bunlardan üçü; Topuz Bendi, Büyük Bend, Kirazlı Bend doğu kolu üzerindeyken, Ayvad Bendi batı kolu üzerindedir.

Bentlerdeki makara odalarında, kente gönderilen suyun miktarının ayarlandığı, lüle ve masuralardan oluşan bir sayaç sistemi yer alır, ihtiyaca göre su kısılır ya da artırılır, kente gönderilen suyun kaydı tutulurdu.

Nasıl gezelim, ne zaman gidelim?

Topladığı suları sur dışındaki Eğrikapı Maksemin’e kadar taşıyan Kırkçeşme su sistemi, bir kısmı küçük bir kısmı da anıtsal büyüklükte birbirinden farklı 32 su kemerinden oluşur. Bunlardan, batı kolu sularını aktaran Uzunkemer ile doğu kolu üzerindeki Eğri Kemer, Mağlova Kemeri ve Güzelce Kemer’leri birer anıtsal sanat eseridir. Ama bunların dışında rota üzerinde şehir içi ve dışında irili ufaklı pek çok kemer ve çeşmenin mevcut olduğu da unutulmamalı.

Havzı Kebir: Kırkçeşme Suları’nın parçası olan bu havuz, bugün hâlâ İSKİ tarafından kullanılıyor. Ancak etrafı güvenlik amacıyla demir parmaklıklarla çevrildiğinden içine girilemiyor.

Mağlova Kemeri: Sinan tarafından yapılan ve İstanbul’a su taşımayı sürdüren kemer, dünya su mimarisinin baş yapıtı niteliğindedir.

Ayvad Bendi: Ayvad Deresi üzerine 18’inci yüzyılda inşa edilen bend, Kırkçeşme Bentleri diye anılan dört bentten biri.

Uzun Kemer: Kemerburgaz’ın hemen dışında, Göktürk girişindeki 711 metrelik bu kemer Kırkçeşme’nin en büyük yapısı ve yine Koca Sinan’ın eseri.

Eğri Kemer: Kemerburgaz-Hasdal yolu üzerindeki bu kemeri Koca Sinan, Roma’dan kalan bir su kemeri üzerine inşa etmiş. Kemerin içine girebilir, boydan boya geçerek üst katındaki su kanalını yakından inceleyebilirsiniz.

Güzelce Kemer: Alibeyköy Barajı’nın su toplama havzası içindeki Mimar Sinan imzalı bu su kemeri, Cebeciköy Kemeri adıyla da bilinir.