PCOS yani Polikistik Over Sendromu, son zamanlarda sizlerden sosyal medya hesaplarım üzerinden en çok soru aldığım konulardan biri. Mümkün olduğunca cevaplamaya çalışıyorum. Bugün de ‘PCOS nedir?’ ve ‘Nasıl beslenilmelidir?’ konularını hatırlatmak istedim.

PCOS, üreme çağındaki kadınları sık etkileyebilen hormonal bir bozukluktur. Hormon dengesizliği sebebiyle yumurtalıklarda keselerin meydana gelmesiyle oluşur.

Hastalık, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkmış, kompleks bir bozukluk olarak değerlendirilebilir.

Nasıl anlaşılır?

Belirtileri arasında;

- Âdet düzensizliği

- Âdet görememe

- Aşırı tüylenme

- Saç dökülmesi

- Depresyon

- Gebe kalamama

- Obezite/özellikle abdominal obezite

- Yumurtalıklarda çok sayıda kist oluşumu sayılabilir.

Eğer bu belirtilerden birkaçını birden yaşıyorsanız, tanı için bir endokrinoloji ve metabolizma uzmanıyla görüşmenizde fayda var.

PCOS aynı zamanda Tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları, insülin direnci ve obezite gibi kronik rahatsızlıklara sebep olması nedeniyle dikkatli takip edilmesi gereken bir hastalıktır.

Tedavisi nasıl olmalı?

PCOS’un kesin ve tek bir tedavisi olmamakla birlikte, kilo kontrolü çok önemlidir. Eğer PCOS’lu kişi fazla kilolu ise ideal olana ulaştırılmalı ve kilo koruma programıyla bu durum devam ettirmeli. Çünkü fazla kilo, hastalığın seyrini ve insülin direncini artırır ve kısır bir döngü içinde PCOS’lu kadınlar fazla kilolarına çıkış yolu bulamaz.

Son zamanlarda yapılan bazı çalışmalar, aşırı kilolu PCOS’lu kadınlarda yüzde 5’lik bir kilo kaybının bile âdet döngülerini ve yumurtlamayı düzeltebileceğini gösteriyor.

Eğer bir PCOS’luysanız kilo vermenizin çok da kolay olmadığını biliyorum. Kilo verme hızı, insülin direnci nedeniyle diğer bireylere oranla yavaş olabilir. Ama imkansız değildir ve inandığınız sürece başarabilirsiniz.

Bu dönemde sabırlı davranılmalı ve programdan vazgeçmemelisiniz.

Beslenme planı

PCOS ve beslenme üzerine yapılan bazı çalışmalar; düşük karbonhidratlı diyet önerirken, bazıları da insülin seviyesini kontrol etmek için düşük glisemik indeksli (Gİ) diyet tavsiye ediyor. PCOS’lu bireyler genel olarak insülin direncine meyillidir.

İnsülin direnci, kanda insülin seviyesinin artması ama hücrelerin
bunu kullanamaması anlamına gelir. Gİ, bir besinin insülin seviyesini yükseltme ölçüsüdür. Düşük Gİ sahibi bir diyet, kan şekerinin daha yavaş yükselmesine sebep olurken; insülinin ani yükselmesini de önler.

Düşük Gİ diyet genel olarak; sebze-meyveler, tam tahıllar, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlardan oluşur. Bunun yanı sıra basit şeker ve içeren yiyecek ve içeceklerden, rafine karbonhidratlardan uzak durmayı hedefler.

Kısacası GI düzeyi düşük bir diyet, PCOS’lu kadınlarda düzensiz periyotları iyileştirmeye, inflamatuvar belirteçleri azaltmaya ve insülin duyarlılığını artırmaya yardımcı olabilir.

Bunun için temelde;

- Öğün dengesi sağlanmalı ve öğün atlanmamalı

- Günde beş porsiyon sebze-meyve tüketmeye özen gösterilmeli

- Aşırı yağlı besinlerden kaçınılmalı

- Karbonhidrat içeren gıdalar, yanında süt, yoğurt veya yağlı tohumlarla birlikte tüketilmeli.

- Yüksek lif alımı sağlamak için sebze-meyveler, baklagil tüketimine ağırlık verilmeli.

- Düzenli egzersiz de insülin metabolizmasında en az diyet kadar etkili olmaktadır. Günlük 30 dakika orta şiddette yapılacak egzersiz kilo kontrolünde fayda sağlar.

- Tedavide, ekip çalışmasının (doktor, diyetisyen ve psikolog) önemi hatırlanmalı ve kişiler bu şekilde takip edilmelidir.