Neler neler öğrendim?

Her şeyi biliyorum diyebileniniz var mı? Ya da ben öğreneceğim kadarını öğrendim, bu da bana yeter diyebilen? Öğrenmek ve keşfetmek, insan olmanın ayrıcalığı

Şahsen, bazı bildikle-rimle, bilmediğim, şaşkınlıkla dinlediğim şeyler de öğrendim bu hafta sonu çok keyifli bir sohbetin tanığı oldum. Ve sizlerle paylaşmadan edemedim. Biraz ‘bunları biliyor muydunuz?’ Eda’sı ile;
* Her biri diğerinden farklı olan kar tanelerinin şekillerine bakılarak suyunun hafızası olduğunun keşfedildiğini, böylece suya birçok duygunun ve pozitif enerjinin yükleme ihtimalinin mümkün olabileceğini.
* Birçok dağ sırasının, kıta plakalarının birbiri üzerine binmesi sonucu katlanarak yükselmesiyle oluştuğunu ve bu nedenle Torosların her sene 1,5 cm. yükseliyor olduğunu.
* Canlılardaki her hücrenin bir evrim sonucu değil de bir program ile yaratıldığını ve Darwin teorisinin birçok profösör tarafından çürütülmüş olduğunu.
* İsviçre’nin Cern kentinde büyük masraflarla inşa edilen ‘Parçacık çarpıştırıcısı’ ile ‘Big Bang’ yani büyük patlama sonrası meydana gelen ve ömrü saniyenin katrilyonda biri kadar olan Tanrı’nın yarattığı ilk parçacığın arandığını, yüksek olasılıkla da başarılmış olabileceğini ve saklanıyor olduğunu.
* ‘Kocakarı ilacı’ diye bildiğimiz o ‘Kocakarı’nın aslında bitkisel ilaçları, tedavi yöntemleri konusunda uzmanlaşmış ve geçmişte birçok hastalığa çözüm yaratabilmeyi başarmış çok eski bir uygarlık olan ‘Koca Karya İmparatorluğu’ndan geldiğini.
* Güneşimizin içinde bulunduğu samanyolu gök adasının çapının 100 bin ışık yılı olduğunu, evrende samanyolu gibi 100 milyonlarca yıldız adası olduğunu ve bu nedenle evrende yalnız olma ihtimalimizin mümkün olmadığını.
* Çocukluğumuzda “Bir varmış bir yokmuş” diye başlayan masalların, büyüdüğümüzde “Bir varmış, hep bir varmış” olarak başlaması gerektiğini.
* Evrendeki her şeyin birbirinden gün geçtikçe artan bir hızla uzaklaştığını ve bunun doğal sonucu olarak tüm canlıların uzun zaman diliminde yalnızlaşma ihtimali olduğunu.
* Mevlana’nın söylediği üzere; verilen herhangi bir bilginin aslında sadece karşı tarafın anladığı kadar muhteviyatı olduğunu.
* Bizden 650 ışık yolu uzaklıktaki bir gezegenden bize bakıldığında dünyada Fatih Sultan Mehmet’i, 60 milyon ışık yılı ötedeki bir gezegenden bakanların ise dinozorları görebileceğini.

Neler neler öğrendim

Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Her şeyin başlangıcı olan ve bugün olağanüstü imkanlarla keşfedilmesi uğruna çalışılan büyük patlamanın ardından ortaya çıkan parçacıkların hidrojen molekülünü, hidrojen ve hayatın kaynağı oksijen moleküllerinin birleşerek suyu, suyun azot ve karbonla birleşerek proteinleri, proteinin ise canlıların başlangıcı sayılacak tek hücrelileri yarattığını düşünürsek her şeyin bir birleşen, bir çarpan veya bölenle mümkün olabileceğini anlıyoruz. Bu değişmeyen bir ritüel, tek başına anlam ifade etmeyecek her şey bir tamamlayıcıyla anlam kazanıyor veya yok oluyor. Bunu bana bir kez daha hatırlatan ve öğrenme isteğimi kamçılayan değerli büyüğüm Profesör Dr. Celal Kozanoğlu’na müteşekkirim.