EFSANE SUPER 8 GERi DÖNDÜ

70’li yıllara damgasını vuran ‘Super 8’ kamera, Steven Spielberg yapımcılığındaki ‘Super 8’le dijital sinemalara konuk oluyor. Filmin yönetmeni J.J Abrams, Spielberg’le ilişkisinden filmin ilham kaynaklarına kadar merak ettiklerimizi anlatıyor

* Steven Spielberg’le tanıştığınızda nasıl bir izlenim edindiniz?Herkesten fazla enerjisi vardı. Tek seferde birçok şeye odaklanabiliyordu. Konuşmaya, öyküler anlatmaya istekliydi. ‘Super 8’de çalışırken bir kez daha gördüm ki, sonsuz fikirleri var. Ayrıca fikirlerini egoyla ortaya atmıyor. Yani başka fikirler olduğunu biliyor. Biri uygun olmazsa, bir sonrakine geçiyor. Onun gibi biriyle işbirliği yapmak heyecan vericiydi.

* Spielberg filmleri izleyerek büyüdünüz. ‘Super 8’, bir biçimde saygı gösterisi mi?‘Super 8’, Spielberg’e hürmet niyeti taşımıyor. Ama 70’lerin sonunda 80’lerin başında, ABD’de geçen, çocuklarla ilgili bir film yaparken Steven’ın alanında olmadığınız hissini vermek zordur. Dahası çocukluğuma benzeyen bir film yapmak istedim. Bir tür otobiyografi... Steven’ın yaptığı filmler, benim ve neslimin üzerinde büyük etki yarattı.

* Bir çocuğu Super 8’de olduğu gibi başkarakter yapmak, filme katkı sağlıyor mu? Bu filmde sadece çocuklar yok, yetişkinler de var. Joe rolünü oynayan Joel Courtney çok tatlı, içi dışı bir, iyi kalpli bir insan. Filmde beni endişelendiren sahneler de var aslında. Joel’i defalarca seçmelere aldık. Sahneler duygusal olmasını gerektiriyordu ve beni şaşırtacak biçimde başarılı oldu. Ondan çok etkileniyordum çünkü daha önce hiç sette çalışmamıştı. Charles (Riley Griffiths) rolünü oynayan çocuk da hiç film setinde bulunmamıştı... Dolayısıyla alışmaları birkaç gün sürdü.

* İzlediğiniz ilk Spielberg filmi hangisiydi ve en sevdiğiniz Spielberg filmi hangisi?İzlediğim ilk Spielberg filmi ‘Jaws’tı. Galiba en sevdiğim de o... ‘Münih’ filmi de inanılmazdı. ‘Schindler’in Listesi’, ‘Er Ryan’ı Kurtarmak’a bayılırım. ‘Jurassic Park’ ise, bugüne kadar bindiğim bütün eğlence trenleri kadar eğlencelidir. ‘Üçüncü Türden Yakınlaşmalar’ en sevdiğim, yeni ufuklar açan filmlerden biri.

* Spielberg ile gündelik işler nasıl yürüyordu? Sete gelir miydi?Ben ‘Super 8’i çekerken o da ‘War Horse’ filmini çekiyordu. Bu yüzden sete sadece birkaç kez gelebildi. Her gelişi çok eğlenceliydi. Birkaç haftada bir öyküyü okurdu. Ona müsveddeyi yolladım, sahneleri yolladım, tüm senaryoyu yolladım, yazılanların üzerinden defalarca geçtik. Steven seçmeleri izledi, günlük çekimleri izledi, bana çekimler ve sahneler hakkında geri bildirimlerde bulundu.

* ‘Lost’ta uçak kazası çektiniz, ‘Super 8’de de tren kazası var. Bu sahneleri çekmenin zorlukları neler?Çok önemli bir tren kazası olsun istedim. Bu yüzden seyirciye şöyle söyletiyor: “Aman Tanrım, hâlâ devam ediyor!” Çünkü o çocuğun yerinde olsan bu kaza hiç bitmez, zaman uzar. Lost’un kaza sahnesi uçağın içinden çabuk gösteriliyor. Dizinin ilerleyen bölümlerine kadar dışarıdan görmüyorsunuz. Ama ‘Super 8’de sahneyi çocukların bakış açısından göstermek istedim.

* Super 8 bir kamerayla işe başladınız. Ne tür filmler yaptınız?
Şahaneydiler. Hayır, çılgınlıktılar! Çoğunlukla canavarlı, şiddetli, kavga ve takip filmleriydi. Makyaj efektlerine takıntılıydım. Bu nedenle kahramanlarım ya yaratıklar, ya da gerçekten kötü makyajlı karakterlerdi. Kanlı, berbat şeylerdi. Korku filmlerine, delilik derecesinde şiddet içeren filmlere takıntılıydım, gizlice onları izlemeye giderdim. Yabancı insanlara kendim için bilet aldırırdım. Mesela ‘13. Cuma’ filminin çıktığı dönemde, onun çizgisinden giden kanlı, vahşet dolu filmler vizyona girdi. Galiba hepsini izledim... Asıl merakım, filmlerdeki makyajdı. Makyaj sanatçılarına mektup yazardım. Dick Smith’le bu şekilde tanıştım. Onun filmlerini çok sevdim. Kanlı değillerdi ama harika makyajlar vardı.

* Bu filmde ‘Super 8’ filmleri hakkında ne söylüyorsunuz?Bu filmin, sadece çocukların çektiği film hakkında olmadığını söylüyorum. Hepimizin ceplerimizde sürekli bir video kamera taşıdığı gerçeği ortadadır. Hayatlarındaki anları belgelemeyi bilmeyen insanlar ve öyküler anlatıp filmler yapan çocuklar var. 15 yıl önce, hele 20, 30, 40 yıl önce bu durum çok tuhaf olurdu. Ben okulda 9-10 yaşlarında film yapan tek çocuktum. Bugün belli bir düzeyde film yapmayan birini bulmak için zorlanırsınız. Bence Super 8 kamerayla yapılmış ev filmlerine bakmanın bir romantizmi vardır. Hatta bir arkadaşım internete giriyor, insanların sağda solda bulup sattığı Super 8’le yapılmış filmleri satın alıyor. Onları izliyor ve izlettiriyor. Bu ev yapımı filmlerin izlenebilecek en duygusal ve samimi şeyler olduklarını söylüyor.

* ‘Super 8’de bana Alacakaranlık Kuşağı’nı anımsatan korku ve gerilim unsurları var. Siz izlediniz mi?En sevdiğim diziydi! ‘Alacakaranlık Kuşağı’ndan saatlerce bahsedebilirim, çok büyük hayranıyım. Bence o dizi, yapıldığı dönemi düşünürseniz inanılmazdı. ‘Alacakaranlık Kuşağı’nın yaptığı şey, tıpkı başarılı radyo programları gibi, hayal gücünüzü kullandırtmaktır. Bu yüzden her şey gösterilmiyordu.

* 51. Bölge hakkında ne düşünüyorsunuz? O teorilerde doğruluk payı buluyor musunuz? Bilmiyorum. Orada bir şey olduğunu düşünmek kesinlikle eğlenceli. Ama beni davet etmedikleri için gerçeği bilmiyorum.

* ‘Super 8’de çocuklar tren kazasından kaçarken kamera sürekli çalışıyor ve gizli olabilecek bir şeyi yakalıyor. O sahneyle filmin sırları açıklayabileceğini mi söylüyorsunuz?Bu çocuk film olmadan karanlıkta yolunu bulmazdı ve filmdeki yetişkinler de film olmadan ne yapacaklarını bilemezlerdi. Ana karakterler sonraki adımların ne olacağını film olmadan öğrenemezlerdi. Bu nedenle bu film, öykünün ayrılmaz parçasıdır. Yani filmin konusu film çeken çocuklar olsa da, aslında filmlerin bu insanlar açısından ne kadar da önemli olduğunu anlatıyor. Ama bilerek sinematik referanslar koymadım.

* Filmde isimsiz çocukları oynattınız ama Elle Fanning tecrübeli bir oyuncu. Tecrübesi karaktere yansıdı mı?
Elle, diğerlerinden iki yaş küçük. Aynı zamanda onlarca yaş büyük... Çok yönlü ve çok zeki. Sadece şirin değil, gözlerine baktığınızda çok daha fazlasının olduğunu görüyorsunuz. Işık yılı kadar ileride. Onu ilk tanıdığımda çok küçük olduğunu düşündüm. Birkaç yaş daha büyük olmasını istedim. Sonra onunla bir daha buluştum. O kadar ufak görünmedi gözüme. Filmdeki araba sahnesinde arabayı başkasına sürdürdük. Elle 12 yaşında olduğu için arabayı dublör kullandı.

* ‘Super 8 kameranızı filmde kullandınız mı?

Evet, filmdeki de aynı kamera. Benimki değil ama aynı modelden: Eumig marka.

* Müzik seçimi nasıl oldu? 1979’da gençtiniz, müzik sizin için çok anlamlı olmuş olmalı...
Filmde dinlediğiniz bütün şarkılar 1979 yılına ait. ELO’nın 1979 yılı albümü ‘Discovery’den de bir tane şarkı var.

KiMDiR?ONU ‘LOST’LA TANIDIK
1966 doğumlu yönetmen Jeffrey Jacob ‘J. J.’ Abrams, ‘Felicity’, ‘Alias’, ‘Lost’, ‘Fringe’, ‘Undercovers’, gibi milyonlarca hayranı olan dizilerin altında yapımcı imzası olan bir isim. ‘Mission Impossible 3’, ‘Star Trek’ filmlerini (2009)
yöneten Abrams, yapımcılık yaptığı dizilerin tema
müziklerini de besteliyor.

22 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber