Androjen ötesi

İdeal mankenin kilosu, ırkı, cinsi hep yeni tartışmalar doğururken Fransız markası Givenchy çıtayı yükseltti. Markanın son kampanyasında transseksüel bir manken yer alıyor!

Bence muhteşem fotoğraflar... Bizde de çok tanınan Mert&Marcus tarafından çekilmiş. Joan Smalls, Mariacarla Boscono gibi çok ünlü modellerin yanında incecik, androjen fiziğiyle dikkat çeken zarif bir kadın; Lea T. var. Kendisi markanın tasarımcısının prova mankeni ve aynı zamanda bir transseksüel. Givenchy, modada son dönemde giderek hakimiyetini kuran androjen görüntünün başı çektiği markalardan biri. O yüzden Lea T.’nin ince, dikkat çekici, kırılgan görüntüsü, markanın idealindeki estetik anlayışıyla örtüşüyor. Bu ilk örnek değil; 2007’de Fransız Vogue dergisinin Andre J’yi kapak yapmışlığı var. Transseksüel model kavramını bir parodi olarak yorumlayanlar da yok değil. Tahmin edersiniz, çoğu kadın. “Tasarımcılar yıllardır kadınlara nasıl görünmeleri konusunda ahkam kesiyor. Şimdi bu mesajı nasıl algılamamız gerekiyor?” diye soruyorlar. Bir diğer görüş de önemli olanın tasarımcının hayalini aktarabildiği bedeni bulmasını savunanlardan geliyor. Transseksüellik ile estetik operasyonlu bedenleri bir çırpıda aynı teraziye koyuyorlar. Onlara göre bunca yaygın olmasına rağmen silikon göğüsler dahi zan altında. Gerçek göğüs dokusu gibi yumuşak olmadıklarından dolayı, kıyafeti olması gerektiği gibi gösteremediğini düşünüyorlar. Ve lakin görüşler muhtelif; cevap ayrı yollardan aynı kapıya çıkıyor: “Güzellik, bakanın gözlerindedir.”

Androjen ötesi

Bu aralar ne moda?
Orta Anadolu Pazarlama Direktörü ve yoga hocası Ebru Karakoç yanıtlıyor.
* İnteraktif giysiler. Mesela ısıyla şekil değiştiren tişörtler. Ama bunun için 2011 yazını beklememiz gerekiyor.
* Fair-trade ürünler
* Up-cycling
* Sürdürülebilir yaşam stilleri (San Francisco ve Washington’daki Greenlife Festivali)
* Renkli ojeler
* Günlük tutmak
* Beş yıldızlı otel tatili yerine ıssız ve isimsiz koylarda tatil yapmak, akşamları çekirdek çitlemek
* Ayurvedik diyetler yapmak
* Rasayanaya gitmek
* Makrobiyotik beslenmek (Madonna da öyle yapıyor)
* Çöpe daha az atmak, sakladıklarını kullanmak
* Çocuklarını uzay kampına götürmek (Hem de İzmir’de), çocuk üniversitesi kurslarına kayıt ettirmek (Zooloji bile var)
* Workwear stili denim giysiler
* İstanbul’da turist olmak
* Deniz taksiyle adaya gidip Bahçede Sinek’te keyif yapmak
* Ruhani olmak, ruhani kitaplar okuyup bunları tartışmak
* Bağ bahçe sahibi olmak, ekip biçmek, yoga
* Osmanlı desenleri
* İri retro desenli fular bağlamak

Andam ödülü Hakan Yıldırım’ın!
Önde gelen moda tasarımı ödüllerinden Andam’ın bu yılki seçici kurulunda Fransız Vogue dergisi yayın yönetmeni Carine Roitfeld, Louis Vuitton grubunun sahibi Bernard Arnault’nun kızı Delphine Arnault, Lanvin’in tasarımcısı Alber Elbaz, Paris’teki meşhur Colette butiğin sahibi Sarah Lerfel, hafta sonu İstanbul’a gelecek Dazed & Confused’un yayın yönetmeni Jefferson Hack gibi hayli ağır! isimler var. Hakan Yıldırım, bu hamleyle Londra’nın son dönemdeki en parlak tasarım cılarından Mark Fast’i dahi sollamış oldu! Üstüne, aldığı 220 bin euro’luk ödül de cabası!

Çeşme, Bodrum olur mu?
Olmaz, çünkü olamaz! Çeşme aşıklarının korkuyla yaklaştıkları bu kavrama ben ters açıdan bakıyorum. Sevgili İzmirli dostlar; Çeşme’nizi çok beğeniyor, yolumuz düştüğünde keyifle tadını çıkarıyoruz. Ama tüm çarpık büyümesine, şehirleşmesine rağmen bir Bodrum karizmasına sahip olduğunu da düşünmüyoruz. Çeşme, ne de olsa İzmirliler’in yazlığı. Bodrum ise her zaman Halikarnas Balıkçısı’nın sürgüne gönderildiği, keşfediliş hikayesini Mina Urgan’ın anlattığı bir mit olmaya devam edecek...