İKONLARA İTHAFEN

Bir gardırop klasiği de hep yeniyi tarif etmiş bir sanatçı da yüzyılı aşan hikayesiyle bir ‘yaşam tarzı’ markası da ikon tariflerime karşılık geliyor

Gardırobunuzdaki beyaz gömlekleri gözden geçirin. Zira bahar modasına dair göz atacağınız her rehberde bu bahar beyaz gömleğin nasıl da büyük bir geri dönüş yaptığını göreceksiniz. “Neden bir beyaz gömleğe daha ihtiyacım olsun ki” diyorsanız, Stella McCartney, Saint Laurent, Jil Sander, Givenchy, Junya Watanabe, Celine gibi modanın öncüsü markaların bahar koleksiyonlarına baktığınızda, beyaz gömlek tasarımında ne denli mesafe katedildiğini siz de fark edeceksiniz.
Jilet gibi ve o bayıldığımız ‘fazla düşünülmeden’ yakalanmış şıklığın anahtar parçası olan beyaz gömlekle ilgili türlü yorumlar mevcut bahar modasında... Bir kere gömleklerin etek boyları sürprizli. Elbise olmaya aday olanları dahi var. Sonra oval kesimli etek uçlarıyla daha ‘çıkıntı’ bir görünüm yakalamak da mümkün. Bol pantolon ve yerleri süpüren eteklerle de sezon modası yüksek belli pantolonla da çok yakışan erkek yaka beyaz gömlekler var. Ben kolsuz gömlek kavramına hayatta hiç sıcak bakmamış biriyim. Hem bu yüzden hem de kışı pilates yaparak geçirmediyseniz kolların açılmayı çok hak etmediği varsayımını da göz ardı etmeden kolsuz yerine düşük omuzlu modelleri denemenizi öneririm... Bir de ‘sezon modasını takipte değilim, elime geçirdiğimi giydim’ efektinin şıklık kavramıyla bağdaşmadığını da kabul etmeniz ve o hep giydiğiniz bebe yaka, antipatik gömlekleri de bir kenara bırakmanız lazım. Ne yapalım, dost acı söyler!

EL YAZISININ TARTIŞILMAZ ZARAFETi

Hepimiz gündelik hayatın içinde iletişimi-çalışmayı epostalar, kısa mesajlar üzerinden yürütmeyi seçsek de elle yazılmış bir not aldığımızda kendimizi daha özel, yollayanı da pek zarif bulmaya devam ediyoruz. El yazısı deyince meraklılarının Chanel çanta tutkunlarından iştah konusunda hiç de geride kalmadığı bir marka geliyor aklıma... Mont Blanc kalemler, el yazısını hayatından asla çıkarmayacak olanların hâlâ en sevdiği prestij ürünlerinden biri. Şimdi bir Mont Blanc kalem daha almanın ruha iyi gelecek yeni açılımı daha olmuş. Mont Blanc, UNICEF’in çocukların okuma-yazma öğrenmesi için yaptığı çalışmalara destek olmak üzere 2009’da tanıttığı ‘Signature For Good’ koleksiyonunu daha da genişletmiş. Bu sayede çocuklara yeni kaynaklar yaratmayı amaçlıyorlarmış. 10 Nisan gecesi yapacakları açık artırmanın geliri de ayrıyeten UNICEF’in Türkiye’deki Okul Öncesi Eğitimin Güçlendirilmesi projesine katkı sağlayacakmış...

DAVID BOWIE’NiN VARLIĞINI KUTLAMA GÜNLERi

Beymen’in kreatif direktörü arkadaşım Murat Türkili, sanatçı David Bowie’nin bende yarattığı ‘yıldız çarpması’ efektinden haberdar; yanıma gelip sadece “Londra’daki sergiyi mutlaka görmen lazım” deyip gidiveriyor. Bowie’yi kanlı canlı görme uğruna uluslararası bağlantıları kullanarak mart sonundaki açılışa davetiye bulup gidememişliğim de geçen haftanın olaylarından. Neyse ki Bowie’nin de gelmediğini duyunca içimdeki kıskancın rahat bir nefes aldığını da itiraf edeyim. Sergiyi görmeye daha çok zaman var. O güne dek bu gerçek vizyonerin son ve muhteşem albümünü (Marie Claire ofisindeki havalı kızlar sürekli ‘The Next Day’ dinliyor) ve de Bowie’nin sanatın farklı alanlarındaki yaratıcılığını kutlamanın yollarını İstanbul’da da bulmak mümkünmüş.

Belgeseli var
Babylon Lounge’un bu akşam yapılacak meşhur Support Vinyl buluşmasında; uzaydan geldiğine hayli hayli inandığım, akıntıya karşı yüzmekteki cesaretine hayran kaldığım Bowie’nin parçaları çalınacak, yine onun seçtiği bir belgesel gösterilecekmiş. Hafta sonu ortalık felaket; her yer -mış gibi yapan insanlarla dolu. O yüzden gerçekten eğlenmeyi bilen ve sevenlerin yaptığı gibi hafta arası çıkmanızı, sanat dünyasının belki de en yenilikçisi diye anılan bu yaşsız adamın dünyadaki 66’ncı yılını hep birlikte kutlamayı öneriyorum. Arşiv Zülal Kalkandelen’in, mekân Babylon Lounge, saat 20.00’den itibaren ve etkinlik ücretsiz...