YÜZDE 100 TÜRK, YÜZDE 100 ŞIK!

Tayfun Mumcu, mobilyaların gördüğü ilgi üzerine onları ayrı bir mekanda biraraya getirmeye karar verdi. Maçka’nın en güzel apartmanlarından olan Ralli’de ilk mobilya mağazasını açtı

Tasarımcı Tayfun Mumcu, imzasının olduğu onca başarılı işe, ‘İstanbul’u anlatan’ mobilya ve aksesuarlarını sergilediği mağazayı da ekledi.
Kıyafet konuşmaktan ne zaman sıkılacağımı bilmiyorum, ama birkaç yıldır ev dekorasyonuna ilgimin şiddetle arttığı da bir gerçek. Zaten bence bu bir döngü; yaratıcı lobuyla hayatını kazanan insanların tamamında, estetik olana bir merak var. Kıyafet gibi modası kısa ömürlü nesneler yerine, zamanla ilgi ve alaka yaşadığınız yerleri adam edecek nesnelere kaymaya başlıyor.
En az yaptığı mekanlar kadar mobilya tasarımlarını da çok beğendiğim bir tasarımcıdan bahsetmek istiyorum. Kendisi aynı zamanda şehrin en enteresan alışveriş mekanlarından Midnight Express’in de ortağı; iç mimar Tayfun Mumcu. Az zamanda çok yol kateden mağazada ilk önce Mumcu’nun takı ve aksesuar koleksiyonuyla tanışmıştık. Burada tek tük de olsa nefis koltuklar, sandalyeler de arada frekansa giriveriyordu. Mumcu, mobilyaların gördüğü ilgi üzerine onları ayrı bir mekanda biraraya getirmeye karar verdi. Maçka’nın en güzel apartmanlarından olan Ralli’de ilk mobilya mağazasını açtı.
Bence tam büyük şehirli bir tasarım dili var bu mobilyaların. Bazılarının pür klasik bir duruşu var, bir bakıyorsunuz son moda çelik bir sehpayla da pek âlâ öpüşebiliyor. Hem çok yalın, cool bir dilleri var hem de antika bir aksesuarı da yanlarında barındırabiliyorlar. Bayıldığımız klasik modellerin replica modelleri de evin olmadık bir köşesine hayat verecek aksesuarlar da Mumcu koleksiyonunda yerini buluyor. Bu mobilyalara antika gümüşler de çağdaş bir sanat eseri de aynı derecede yakışıyor! www.tayfunmumcu.com

Bu blog’a ulaşmaya çalışın!
Başlık sizi yanıltmasın. Tamamen dikkat çekmek için yaptım. Yoksa Mustafa Soydan’ın blog’una da ‘dokundukları’ için ulaşmak mümkün olmuyor. Olsun, kendisi tumblr’da da var. Ben zaten tumblr’a daha fazla sempati duyan ekibe dahilim. Az söz-güzelinden bol görsel beni daha çok heyecanlandırıyor.
Mustafa Soydan da tam tedrisatlı bir illüstratör-fotoğrafçı-moda takipçisi. Seçtiği konular da kullandığı çarpıcı fotoğraflar da insanı meraklandırıyor. Kendinizi geçmiş ve daha geçmiş entry’lere bakarken buluyorsunuz. http://mustafasoydan.tumblr.com/

Metroda kahve keyfi şahane!
Benim gibi sık metro ve sık kahve kullananların heyecanla karşıladığını bildiğim bir proje, Kahve Dünyası’nınki. Toplam 15 istasyonda satış noktası açtılar. Kahve keyfini uygun fiyatlarda sunan bir markadır, Kahve Dünyası. Ben açılışından bu yana çikolatalarının; özellikle Beyoğlu çikolatası ve çikolatalı lokumlarının meraklısıyım. Konuya bodoslama çikolatadan girmeme bakmayın; türlü kahvenin yanında özellikle sabahları sandviç ve kekleri de rağbet görecektir mukakkak!


Nee, Kadınlar Günü mü?
Her sene yazılır çizilir, “Bu Kadınlar Günü ne menem bir şeydir’ diye. Tıpkı Sevgililer Günü’nde olduğu gibi, insanların bu vakada kadınların homurdanması bir yana, bu acayip günlerin kutlamalarının artan bir coşkuyla yapılıyor olması da ruhumu sıkıyor. “Maksat, tüketimi canlandırmak” dediğinizi duyar gibiyim. Sevgililer Günü’ndeki tüketime bile razı geldim, ama şu Kadınlar Günü saçmalığını hafsalam almıyor. Bilakis aşağılayıcı bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Ve iddia ediyorum, şirketlerin halkla ilişkiler adına Kadınlar Günü için yaptığı kırmızı gül masrafı dışında, tüketici bu kampanyalara hiç yüz vermeyecek.