Gizli alıcılarla Don Kişot gibi savaştı

TMSF'nin eserleri satılırken herkes kendisini bayrakların ve telefon arkasına gizlerken Ender Mermerci paşa paşa, hatta bazen bir silah gibi 51 no'lu bayrağını sallayıp durdu

9.5 MİLYON YTL'LİK BİR MÜZAYEDENİN PERDE ARKASI serfiergun@milliyet.com.tr 8 Aralık Cumartesi günü İstanbul yine bir büyük müzayedeye daha tanıklık yaptı. Antik AŞ'nin Maçka'daki tarihi binasının sandalyelerini dolduran konukların gözleri önünde üst üste altı kez sanatçıların dünya rekoru kırıldı. Antoine de Favray, Alberto Pasini, Fausto Zonaro, Edmund Berninger gibi uluslararası Oryentalistler tavan yaparken Burhan Doğançay'ın büyük boy bir yağlıboya tablosu 150 bin yeni liraya satıldı ve kendisi bugüne kadar dünyada en yüksek değere ulaşan yaşayan Türk ressamı oldu. TMSF'nin sattığı bu tabloların biraz perde arkasını anlatmam gerekiyor sizlere. İktisat Bankası'nın eski sahibi Erol Aksoy, banka adına yıllarca yurtdışındaki müzayedelerden, sanatçıların ailelerinden, aracılardan tablo toplamış; özellikle de Oryentalist'leri. Bunların hepsini İngiltere'de bir depoya yerleştirmiş. Bankasına el konulunca bu milyarlarca liralık değerli tablolar da orada kalmış. TMSF bunların peşine düşmüş ve tam beş yıl uğraşmış bunları geri getirebilmek için. Sonunda başarmış. Son 5.5 aydır da Türk İslam Eserleri Müzesi'nin depolarındaymış bunlar. Eskiden biliyorsunuz İstanbul Belediyesi'nin, Sütlüce'deki mezbahayı Erol Aksoy'a vermek ve oranın bir müze yapılmasını sağlamak gibi bir düşüncesi vardı. Ama İktisat Bankası'nın ömrü yetmedi. Bu seçkin tablolar o yüzden alınmıştı. Şimdi aynı düşünce Demet Sabancı'da da var. Onun müze binası neredeyse hazır. Antik AŞ'nin sahibi Turgay Artam, bu eserleri satın alabilmek için günlerdir yabancı koleksiyoncuların, müzayede evlerinin günü birliğine İstanbul'a geldiğini söyledi. Hatta gelenler arasında dört de müze varmış. Ancak devletimiz İstanbul'u resmeden bu eserlerin bir daha yurtdışına çıkmasını arzu etmediğinden yabancılar bu müzayedede yoktu. Yabancılar müzayedede yoktu Alkışlar arasında ve gerilimli bir atmosferde ilk satılan Fausto Zonaro'nun "Dolmabahçe'de Gezinti" isimli tablosuydu. 250 bin muhammen bedelle açıldı ve 800 bin yeni liraya 325 no'lu bayrağa satıldı. Bu Zonaro'nun dünya piyasalarındaki rekoruydu. Bu tablo 1996 yılında ressamın torunu Iolanda Trevigne Meneguzzer'den satın alınmış. 19. yüzyılın sonlarında İstanbul'da Taksim civarında da bir süre yaşayan Zonaro'nun Karaköy Köprüsü'ndeki Türk Askerlerinin resmigeçidini anlatan tablosu yine çok sıkı bir koleksiyoner olan İbrahim Iper'in geçen yıl Rezzan Has Müzesi'ndeki sergisindeydi. Dünya rekoruna giden ikinci tablo Antoine de Favray'in "Boğaziçi ve Haliç'ten Panaromik İstanbul" isimli tablosuydu. Bu da İstanbul yarımadasının adeta bir fotoğrafı gibi belgesel bir tabloydu. 400 bin muhammen bedelle açıldı ve heyecan içinde 2 milyon yeni liraya kadar yükseltildi. Yani tam 5 katına. En ön sırada sağ başta müzayedenin en başından beri 51 numaralı bayrağını bir silah gibi sık sık çeken Ender Mermerci bu tablo için çok istekliydi. Ama ne yazık ki 2.5 metre uzunluğunda, bir metre genişliğindeki bu dev tablo telefondaki 356 numaraya gitti. Ender Mermerci'nin bu yenilgiye bilendiği belliydi. Aynı ressamın ikinci Boğaziçi ve Haliç Panaroması'na bu kez kılıcını kınına sokmadan müdahale etti ve 300 bin muhammen bedelle açılan tablo 2 milyon YTL'ye Ender Mermerci'de kaldı. Gerilimli bir atmosfer 19. yüzyılın en popüler ressamlarından İtalyan Oryentalist Alberto Pasini'nin 250 bin yeni lira değer biçilen Harem Bahçesi, Antik AŞ'nin sonradan "koleksiyoncu bir işadamı" diye tanımladığı bayrağa tam 2.600.000 YTL'ye yani iki milyon altı yüz bin yeni Türk lirasına satıldı. 1899'da ölen Pasini bu müzayedeyi izlediyse eminim mezarında iki kez dönmüştür. Müzayedenin tansiyonu düşerken Erdoğan Demirören eşiyle içeri girdi. Ben "Hangisini aldınız?" diye sordum kendisine, "İyi alışveriş yaptım bugün" dedi. Belli ki telefonda almıştı alacaklarını. Herkes kendisini bayrakların ve telefon ahizesinin arkasına gizlerken Ender Mermerci paşa paşa 51 numaralı bayrağını sallayıp durdu. Allahtan Pasini izlemedi Bu müzayedede benim yadırgadığım 450'ye yakın kulplu veya kulpsuz Atatürk altınlarının satışa sunulmasıydı. Turgay Artam masasının sağındaki zilinin tepesine vurmadan önce Ata altınının bir gün önceki fiyatını anons etti, yani muhammen bedeller son dakikada belirlendi. Birçok altın para 1932, 1934 gibi Cumhuriyet'e yakın tarihler taşıyorlardı. Turgay Bey'e "Elindeki altını kim müzayedede satmak ister ki?" diye sordum. Bu altınlar bankaların kasalarında saklanmak için bırakılan, unutulan, daha sonra banka batıp da TMSF'ye geçince, kasaların kapakları açılınca ortaya çıkan altınlarmış. Kasalara altın kilitleyip de sonradan onları unutmak hoş bir insanlık hali olsa gerek. Altınları kim unutur?

İtfaiyeden tilki kurtarma operasyonuİzmir’in Tire İlçesinde 30 Metrelik boş kuyuya düşen tilki 3 gün kaldığı kuyuda vatandaşların ihbarı ile İtfaiye tarafından kurtarıldı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber