ŞEFFAF Oda’nın bu haftaki konsepti; “moda ve müzik.”

Konuklarım; “Çıta” albümüyle Emre Altuğ ile Moda Danışmanı ve Blogger Buse

Terim Bahçekapılı.

Programa Emre’den “Çıta”yla başlıyoruz. Emre her seferinde çıtayı yükseklere kaldırıyor.

“İsteyen çıtanın altından geçer, isteyen üstünden” diye ekliyor.

Emre kızları etkilemek için

15 yaşında gitar çalmaya başlamış, hem gitarda, hem de “kızları etkilemede” başarılı olmuş.

16 yaşından beri oyunculuk ve müzisyenliği birlikte yürütüyor.

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı “Tiyatro” bölümünden mezun. Sesi dolu dolu. Ruhu yumuşacık sarıyor.

Buse de Emre’nin şarkılarına eşlik ediyor. Emre “Yani” şarkısını Buse için söylüyor. Emre Altuğ oğulları Kuzey ve Uzay’ı anlatıyor.

Buse Terim Bahçekapılı, Fatih Terim’in kızı olmasının ötesinde kendini kanıtladı. 17 yaşında moda blogu yazmaya başlamış.

Maimi’de işletme okurken ani bir kararla New York’a taşınmış. 2011 yılında “New York Fashion Institute of Technology”de Moda Pazarlama ve Yöneticiliği bölümünden mezun olmuş.

Moda ve marka danışmanlığı hizmeti veriyor. Çalıştığı firmalar arasında büyük markalar da var.

İşini “aşkla” yapanlardan...

Buse, Como gölünde aldığı evlenme teklifinin detaylarını

Şeffaf Oda’da paylaşıyor.

Gitar kızları etkiler

SWİSSOTEL’DE CAZ BAR...

GERİDE kalan Perşembe Swissotel Bosphorus “Jazz Bar” açılışı vardı. Kerem Görsev piyanoda gene büyüledi.

Uzun süre Çırağan Kempinski temellerinde bir zamanlar mahsen ve kayıkhane olarak kullanılan yerde bir jazz klubü çekim merkeziydi.

Sonra başka mekanlara taşındı ama ilk yeri farklıydı.

Diliyoruz ki Swissotel’deki yeni açılan Jazz Bar kalıcı olsun, ki öyle görünüyor. Dağıtılan bir kartta her gece mekanda kimin/kimlerin jazz yapacağı yazılı.

Seçin gidin..

Güzel bir gece geçirin.

Gitar kızları etkiler

Jazz Bar açılışında mimar/yazar dostum Ali Esad’la...

PARİS’TE ‘ANTİ İSLAM’I KIRMAK

PARİS... “Haute Couture” haftası... Türk modasının Paris’teki temsilcisi, dünyaya açılan pencerelerinden “Dice Kayek” defilesi.

Bu iki genç kadın tasarımlarıyla dünyayı kucaklıyor.

Ne ilginçtir ki Bursa’daki bir apartmanda sanki Türk modasının elçileri yetişmiş.

Ece ve Ayşe Kayek’in doğup büyüdükleri o apartmanda, “prensesleri, kraliçeleri giydiren Türk” olarak tanınan ünlü modacı Atıl Kutoğlu da doğmuş, çocukluğunun ve gençliğinin

bir bölümünü geçirmiş.

Avrupa’da olsa böyle bir binanın kapısına, üzerinde “Ece ve Ayşe Kayek ile Atıl Kutoğlu bu binada doğdular, yetiştiler” yazılı bir bronz levha konur.

Gitar kızları etkiler

Dice Kayek’in tasarımları Fransa’nın moda ve tasarım müzesi “Musee des Arts Decoratifs”deki defileyle sunuldu. Gerçekten sükse yaptı.

TEK TÜRK MARKA

ÖNCE... Houte Couture ‘nin anlamıyla başlayayım; “Yüsek terzilik...”

İsim hakkı Fransız kanunuyla korunmakta.

“Chambre Syndicaler de ka Couture Parisienne” tarafından düzenlenmekte denetlenmekte.

Couture Federasyonu’na üye olabilmek için Paris’te en az

20 tam zamanlı çalışanı bulunan bir atölye sahibi olmak, yılda iki kez defile yapmak ve her yıl en az 75 tasarım sergilemek gerekiyor.

Gündüz için en ucuz parça 10 bin dolardan başlıyor, gece giysileri ise 60-100 bin dolar arası... En büyük müşteriler ABD, Rusya, Çin ve Ortadoğu’dan ülkeler.

Houte Couture defilesi için kabul şartlara bağlı ama defile de pahalı. Örneğin Dice Kayek’in 20 dakika süren defilesi sadece prodüksiyon olarak gideri 500 bin Euro.

Houte Couture bir tasarımın hazırlanması için harcanan ortalama süre 300-400 saat olduğunu belirtirsem sıraladığım rakamlar daha da anlam kazanır.

Bu defilede tek Türk markanın “Dice Kayek” olduğunu da belirteyim. Başarılı olduklarının -hemen gelen alım istekleri ötesinde- bir diğer kanıtını da sunayım. TF1 televizyonun muhabiri şöyle diyor: “Fransa’da ve Avrupa’da İslam karşıtı algı rüzgarları kuvvetli eserken, siz bu defilenizle o rüzgarları kırdınız.”

Gitar kızları etkiler

Houte Couture haftasına kabul edilen tek Türk firması Dice Kayek’in kurucuları Ayşe ve Ece Ege kardeşler... Onlar Türkiye’nin moda büyükelçileri.

13 BEYAZ GÖMLEK

DİCE Kayek markası, Ayşe ve Ece Ege tarafından 1992 yılında Paris’te kuruldu. Ece Ege’nin moda tasarımı eğitimi için Paris’e gitmesi, markanın Paris’te kurulması için etkili oldu.

Paris Moda Fuarı “dönüm noktası...” 13 gömlek fuarın en sapa yerinde sergilenmiş. 3’üncü dünya ülkeleri reyonlarının olduğu bölümde...

Gömlekler birkaç saat içinde büyük sayıda siparişler almış. Böylece 13 beyaz gömlek tasarımıyla yola çıkılan ilk koleksiyonun ardından, markanın yönetimiyle ilgilenen kız kardeşi Ayşe Ege ile Dice Kayek’i kurdular.

Kuruluşundan beri Ece ve Ayşe Ege İstanbul ve Paris arasında gidip gelerek çalışmalarını sürdürüyorlar.

Ece, tasarımlarına imza atıyor.

Boğaziçi mezunu Ayşe ise yönetim ve pazarlamadan sorumlu.

Dice Kayek iki kültür arasında yerini sağlamlaştırmış bir marka.

Modanın kalbi Paris’te büyüyen, aynı zamanda Istanbul’un enerjisinden ilham alarak yaratılan, Paris modası ile Osmanlı mirasını ustaca harmanlayan Dice Kayek’e alkış.

Kayek, kendine has detayların, mimari esintilerin (structuré) kullanıldığı tasarımlarla öne çıkıyor.

Dice Kayek markası ve onun yaratıcıları Ayşe ve Ece Ege, feminité ve modernizmi temsil eden, Türk modasının yurtdışındaki kadın elçileri olarak düşünülüyor.

Gitar kızları etkiler

Defile öncesi gece saat 01.00 sularında Dice Kayek atölyesine gittik, arı kovanı gibi bir çalışma... Ertesi gün 12.00 de yapılacak defile için sabah 09.00’a kadar çalışma sürmüş. Bir yanımda defileye sunulmak üzere üzerinde hâlâ çalışılan gelinlik ve solumda da bütün tasarımlara imza atan Ece Ege...

Gitar kızları etkiler

Defile sonrasında gece Montana Bar’da kutlama daveti vardı. Katılanlardan biri de ünlü model Alessandra Ambrosio ile kapıda bir anı fotoğrafı çektirdim.