Her sanatçı içindeki işadamını keşfetmeli

35 yıldır sanat dünyasındaki yerini korumayı başaran Ali Poyrazoğlu, “Sanatçılar içlerindeki işadamlarını, işadamları ve kurumlar da içlerindeki sanatçıyı bulup çıkarmalı” diyor

Her sanatçı içindeki işadamını keşfetmeli

CAFE Sohbetleri’nde bu haftaki konuğum, şov dünyasının en renkli isimlerinden biri: Ali Poyrazoğlu. Yaz boyunca ‘Tak Tak Takıntı’, ‘İçimdeki Timsah’, ‘Ben Eskiden Küçüktüm’ adlı oyunları ve de ‘Yeşil Kabaresi’ ile tatilcilerin karşısına çıkacak olan tiyatrocu araya bir de tek kişilik gösterisinin Türkiye turunu sığdırmayı planlıyor. 35 yıl zirvede kalmayı başaran Poyrazoğlu’na bu işin sırrını sordum.

“İKİ defa battım, ama işimi de bırakmadım. Başka işler yaptım, tiyatromu ayakta tuttum. Ben söylenmem. Sistemimi nasıl ayakta tutacağımı, yanımda çalışanları nasıl koruyacağımı düşünürüm. O anda gerekli tedbir neyse onu alırım. Bir işadamı soğukkanlılığıyla yönetirim krizleri... Eğer her sanatçı içindeki işadamını keşfetmesini bilirse, işleri ve kendi markasını yönetimi yolunda yürüyebilir.”

Yaşamda en güzel rütbe iyi bir sevgili olabilmektir

Cafe Sohbetleri’nde bu haftaki konuğum, şov dünyasının en renkli isimlerinden biri; Ali Poyrazoğlu. Şov dünyasında 35 yıl zirvede kalmayı başaran Poyrazoğlu ile yaz boyunca “Tak Tak Takıntı”, “İçimdeki Timsah”, “Ben Eskiden Küçüktüm” adlı oyunları ve de “Yeşil Kabaresi” ile tatilcilerin karşısına çıkacağı Magic Life Bodrum’da konuştuk.
Bu yoğun iş trafiğinin arasına bir de Kamil Koç’un sponsorluğundaki tek kişilik gösterisi “Koçum Benim”in Türkiye’yi turunu sığdırmayı planlayan Poyrazoğlu ile eğlenceli, keyifli ve renkli bir sohbet yaptık.

Bir yandan Kamil Koç’un sponsorluğunda sahneleyeceğiniz tek kişilik “Koçum Benim” gösterisi, diğer yandan Magic Life’da yeniden hayat bulan Yeşil Kabare ile Bodrum’dasınız.Yazın bu sıcağında yapacak başka işiniz yok mu?
(Kahkahalar) Haklısın... Ama sadece bu yaz değil, ben 25 yıldır her yaz Bodrum’dayım. Tiyatro, sinema, televizyon, radyo, yazarlık ve hepsinden önemlisi aşçılık yapıyorum. Asıl işim aşçılık benim, ötekiler palavra! Önemli işler değil onlar, şefliğim daha önemli. Yaptığım işleri de keyif alarak, tadını çıkararak yaptığım için sürekli tatil halindeyim zaten... Şu anda da çalışıyor sayılmam ama ciddi bir iş arıyorum. Varsa bildiğin iyi bir iş girebilirim! 

Deniz Akkaya nasıl dahil oldu Yeşil Kabare’nin kadrosuna?
Deniz Akkaya’nın oynadığı Onur Şenay Tiyatrosu’na yardım etmiştim. “Sadece Arkadaşız” adlı oyunun provalarını da izlemiştim. “Ben de gelmek istiyorum. Oyunculuk meselesini ustalardan öğrenirsem bu işin içinden çıkabileceğimi düşünüyorum. Beni de kadroya alır mısın?” dedi, ben de aldım. Çok da iyi oynuyor.

Tiyatrocu, radyocu, sinemacı, yönetmen, yazar, çevirmen, kuklacı ve baş aşçı Ali Poyrazoğlu... Başka unuttuğum işiniz var mı?
İyi bir sevgiliyi ilave edebilirsin buna...

O da bir iş, bir meslek mi?
Meslek değil ama güzel bir rütbe... Yaşamda en yüksek rütbe budur bence.

Eskiden televizyona çok iş yapıyordunuz, artık yapmıyorsunuz, niye?
Şimdilerde az iş yapıyorum ama galiba Kanal D’ye başlayacağım kışın. Bir proje teklifi geldi, dün telefon ettiler.

Dizi mi, yarışma mı?
 Üç yıldır yüzümü dinlendiriyorum o yüzden dizi yapmıyorum ama galiba bu kış yapacağım. Ciddi teklifler geldi. Biri Ali Poyrazoğlu Show, onu yapacağım. Biri de yarışma. 

Ali Poyrazoğlu, çalışanlarına karşı eli sıkı biri midir?
Ali Poyrazoğlu sadece çalışanlarına karşı değil herkese karşı eli sıkı birisidir. Kendimi pinti, cimri biri olarak adlandırabilirim. Ama şöyle bir şey; parayı harcamanın bir disiplin, bir kültür içinde olması gerektiğini düşünüyorum. Çalışanlarımın her konuda arkasında dururum, paralarını veririm, hem de fazlasıyla... Bana kalan parayı da, söylenmez böyle şeyler ama hayır işlerine de bütçe ayıracak şekilde harcamasını seviyorum. 

Onca farklı alanda bunca çok çalışan biri olarak karşılığını yeterince aldığınızı düşünüyor musunuz?
(Uzun bir sessizlik...) Bu soruya şöyle bir cevap verebilirim. Evet; para kazanan ünlü bir sanatçıyım. 35 sene ünlü bir sanatçı olarak kalmak çok zordur. Yaptığım işlerle hep gündemde kalabilen, tartışma yaratabilen, ezber bozan, muhalif bakışını korumayı beceren bir insanım. Böylesine  bir insanın iyi para kazanabilmesi her zaman mümkün değildir. Ama ben rahatlıkla para kazanabilen bir insanım. Karşılığını alıp almadığımı hiçbir zaman kendime sormadım. Çünkü biliyorum ki ülkemde birçok atom mühendisi, mimar, fizikçi, öğretmen ve daha bir sürü meslek sahibi çok çalışan insan bizden daha az para kazanıyor.
İki defa battım, ama söylenmedim, işimi de bırakmadım. Başka işler yaptım, tiyatromu ayakta tuttum. Ben söylenmem. Sistemimi nasıl ayakta tutacağımı, yanımda çalışanları nasıl koruyacağımı düşünürüm. O anda gerekli tedbir neyse onu alırım. Bir iş adamı soğuk kanlığıyla yönetirim krizleri...
Eğer her sanatçı içindeki işadamını keşfetmesini bilirse, işleri ve kendi markasını yönetimi yolunda yürüyebilir. Buna karşı, günümüzde artık her iş adamı da içindeki sanatçıyı keşfetmek durumunda. Her kurum da içindeki sanatçı bakışını, ruhunu yakalamak zorunda. Sanatçılar içlerindeki iş adamlarını, işadamları ve kurumlar da içlerindeki sanatçıyı bulup çıkarmalı. Çünkü dünyada bugün uygulanan, sürekli yaratıcılık isteyen, hem sanatta, hem iş hayatındaki yöntem bu...

‘O kadar çok hata yaptım ki!’

Keşke yapmasaydım dediğiniz ne ya da neler var?
O kadar çok ki, hangisini söylesem! Keşke ayrılmasaydım, keşke farklı davransaydım, kalbini kazansaydım, benim hatamdır o kopuş dediğim büyük bir ilişkim var. Keşke öyle davranmasaydım.

Tanıdık biri mi?
İnsan kendisiyle baş başa kaldığı zaman hep kendisini sorgular. Aslında güzel soru, “Keşke yapmasaydım?”...

Hadi biz tanımıyoruz, bari biraz daha ipucu verin de okuduğunda bari “Benden bahsediyor” desin?
İsim söylemem... Kimse anlamaz ama o anlar. (Gülüyor)  İş hayatımda ataklıktan dolayı bir sürü hatam oldu. Gönül işlerinde hatalarım oldu. Hatalarının üniversitesinden mezun olmuş bir adamım. Aynı hatayı bir daha yapmam ben. 

İyi ki yapmışım dediğiniz neler var?
Broadway’de İngilizce olarak başrolde oynadım. İyi ki tiyatrocu olmuşum. İyi ki yapmışım dediğim bir şey daha var. Yeni bir tiyatro binası yaptım Şişli’de... Orayla ilgili bir harcama daha yaptım. Türk Tiyatrosu’yla ilgili yapılmış olan bütün eski yağlıboya ve suluboya tabloları satın aldım müzayedelerden. Hepsi fuayede sergilenecek. 

Mutlaka yapmalıyım dediğiniz nedir?
Bir yıl  işleri durdurup, dünyayı gezmek... 

Her sanatçı içindeki işadamını keşfetmeli
‘Yemek tarifiyle yuva kurtardım’
“Yeme Bunları” diye bir kitap yazıyormuşsunuz ama o kitap bir türlü çıkmadı?
Eylül gibi çıkacak. “Yeme Bunları”ndan başka “Ben Eskiden Küçüktüm” ile “Usta ve Çırak” adlı iki kitabım aynı dönemde çıkacak.

“Yeme Bunları” bir yemek kitabı değil, “Ey vatandaş bu numaraları yeme” türünden bir şey galiba?
İçinde çok yemek tarifi var ama dediğin gibi farklı bir kitap. Yemeklerde hep denir ki, “Elmalarla armutlarla etler bir arada pişirilmez. Tavukla meyve bir arada pişirilir mi?”...  Pişirilir. En güzel örneği de Osmanlı mutfağında var... Onlardan yola çıkarak, dünyada yediğim, öğrendiğim yemeklerden bakarak, bir arada pişirilmesi mümkün olmayan şeylerden yapılmış yemek tarifleri ve yaşamda ötekini nasıl kabul edebilirsin, nasıl bir uyum yaratabilirsin? Türkiye’nin şu anda içinden geçmekte olduğu deneyle ilgili ama tabii ki mutfaktan yola çıkarak yazdığım bir kitap. Ben radyoda bir yemek tarifi vermiştim; mandalinalı kereviz tarifi. Aylar sonra Nişantaşı’nda yürüyorum. Bir karı  koca gelip bana sarıldı.  Meğer ayrılmaya karar vermişler “Biz ayrı dünyaların insanlarıyız” diye. Kadın adama son yemek olarak benim radyoda tarifini verdiğim mandalinalı kerevizi yapmış Adam “Ne bu? Armut, mandalina, kereviz ne varsa doldurmuşsun ona” demiş. Kadın radyoda benim söylediklerimi anlatmış, adam o yemeğe bayılmış. Ayrılmaktan vazgeçmişler ve kadın o gece hamile kalmış. Çocuğun adını ne koyacaksınız dedim. Adam “Ali” deyince, o kadar da abartmayın dedim. Adam, “Babamın adı Ali” dedi. Bir yemek tarifiyle bir aile kurtuldu. 

10 ismin çağrıştırdıkları
Denİz Akkaya: Eğlenceli, neşeli,  insanın içini açıyor.
Cem Özer:  Çok severim, hayırsız
Uğur Yücel: Çok severim, çok beğenirim.
Levent Kırca: Çok eski dostum, severim, kinci değilim.
Seray Sever: Muhteşem bir fıstık.
Korhan Abay: En eski dostlarımdan.
Okan Bayülgen: Hazzetmiyorum ondan. Çok dedikoducu. Evimden çalıp okuduğu kitaplar haram olsun.
Levent Kazak: Yetiştirdiğim çocuklardan birisi. Sinemaya helal olsun.
Ayşe Kulin: Çok sevdiğim bir romancı, kendisine mahcubum.
Mustafa Altıoklar: Birlikte film çevirmediğim zaman iyi bir arkadaşım.

19 Eylül 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber