İdil Yazar

İdil Yazar

idil.yazar@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Geçenlerde YouTube’da karşıma harika bir kanal çıktı. İsmi, ‘How To DAD?’, yani Türkçe’ye çevirirsek, ‘Nasıl Baba Olunur?’

Kanalın sahibi Yeni Zelandalı, adı Jordan Watson. Çektiği video’ların konuları hemen hemen her anne-babanın hayatını kolaylaştıracak cinsten...

- Bebekler nasıl uyutulur?

- Bebeklere nasıl kitap okunur?

- Araba koltuğu nasıl takılır?

- Çocuklarla nasıl televizyon izlenir?

- Dişçide çocuklar nasıl zapt edilir?

- Nasıl Barbie bebek oynanır? gibi yüzlerce video var. Benim bu kadar beğenmemin sebebiyse, karşınızda her şeyi bilirmiş gibi davranan, babalık üzerine ahkâm kesen iddialı biri yok. Eğlenceli, esprili, kendi hatalarıyla dalga geçen, olduğu gibi ve iyi niyetli bir baba var.

Haberin Devamı

İzlerken kendinizi yetersiz hissetmiyor, bilakis yaptığınız hatalara gülüyor, bu yolda tek başınıza olmadığınızı fark ediyorsunuz.

Babalık nasıl yapılır

Bizde anlayış farklı!

Oğlum Ali’nin okulu, geçtiğimiz hafta açıldı, çarşamba günüyse ilk veli toplantımız vardı. Toplantı, çalışan anne-babalar da gelebilsin diye akşam saatlerinde yapıldı. Çoğunluk hep anneydi. Çocuğunun annesi olmadan, toplantıya yalnız katılan bir tek baba ise görmedim.

Bilirsiniz, bizim kültürümüzde ‘babalık’ anlayışı biraz farklıdır. Baba, eve bakar. Çocuğa oyuncak alır, en iyi ihtimalle oyun oynar. Ancak kuralları genelde hep anne koyar. Çocuk ne yer, ne giyer, kaçta yatar, kaçta kalkar, ödeviydi, aktivitesiydi, sporuydu, arkadaşıydı, genelde hep annenin sorumluluğundadır… Babanın hayatının merkezi iştir. Anne çalışsa bile hayatının merkezi çocuğudur.

Kanalı izlerken, “Keşke hayatının merkezine çocuğunu koyan bir Türk babası da çıkıp böyle bir kanal açsa, bizim babalara güzel örnek olsa” dedim. Siz ne dersiniz?

Babalık nasıl yapılır

OKULLAR AÇILDI...

Ve çocuğu olan herkesin hayatına tekrar disiplin girdi. Okul, ödev, aktivite derken, harıl harıl koşturacağımız bir dönem başladı.

Yeni okul dönemi başlarken kendime notlarım:

- Ali’yle kaliteli zaman geçirmeyi ihmal etme.

- Yarış atı muamelesi yapma, evde oturmasına ve dinlenmesine müsaade et.

- Her konuda iyi olmasını bekleme, sen de her konuda iyi değilsin.

Haberin Devamı

- İlgi alanlarını seçebilmesi için ortam yarat.

- Seçtiği ilgi alanlarına saygı duy, kendi tercihlerini ona yüklemeye çalışma.

- Öğrenmesi gereken en önemli şeyin ‘iyi insan olmak’ olduğunu unutma.

- Ve ne olursa olsun, desteğini ihmal etme.

Bütün öğrencilere ve ailelerine başarılı, ama daha da önemlisi mutlu bir okul yılı dilerim!

Babalık nasıl yapılır

41 bin dolarlık hesap!

Nusret, “Kasaplık, Türkiye’de küçük görülen, düşük sınıf mesleğiydi. Sayemde bugün çocuklar büyüyünce kasap olmak istiyor” demiş. Doğrudur. Çocuklar, Nusret’e bayılıyor. Ben de Nusret’i oldum olası hep desteklerim. Bana göre, Türkiye’nin en etkileyici başarı hikayelerinden biridir…

Çoğu şef, oturduğu yerden “Türk mutfağını tanıtmalıyız” diye ahkâm keserken, o çalıştı, didindi, dünyanın farklı yerlerinde restoranlar açtı ve Türk bir dünya markası oldu. Sosyal medya gücü desen, zaten almış başını gitmiş…. Milyonlarca takipçi, yüz binlerce beğeni! Kısacası Nusret’in başarısı örnek alınası... Ancak çocuklar onun başarısını mı örnek alıyor emin değilim.

Haberin Devamı

Geçtiğimiz hafta Instagram’dan paylaştığı bir video’da, kocaman bir köfteyi (hafiften yakarak) pişiriyor, ardından içinde bulunduğu binanın üçüncü katına çıkıyor ve zemin kattaki köftenin üzerine eritilmiş kaşar peynirini döküyor.

Video; ne iştah açıcı, ne estetik, ne eğlenceli, ne öğretici, ne de anlamlı! Yine geçtiğimiz hafta sosyal medyada bir müşterisi, Nusret’in New York şubesinde yediği yemeğin adisyonunu paylaştı. Adisyonda, içecekler ve çeşit çeşit etler… Belli ki, kabalık bir grubun, vur patlasın çal oynasın diye gittikleri bir yemek. Gelen hesap, 41 bin dolar! Sipariş edilen yemeklere bakınca, maksimum 18-20 kişi oldukları anlaşılıyor. Yani kişi başı minimum 2 bin dolar…

Dünyanın en iyi restoranlarında, Michelin yıldızlı şeflerin tadım menülerinden bile katbekat pahalı… ‘Nasılsa gelen çok, hesabı iyice şişireyim’ politikasıyla haksız yere alınan bir hesap olduğu aşikâr! Nusret kendisi söylemese, inanın böyle yazmaz, üzerine sorumluluk yüklemezdim.

Ancak madem çocukların kendisini bu kadar örnek aldığının farkında; acaba fazla tüketime, abartıya, gösterişe teşvik etmek yerine, emek vermeye, üretmeye, zorlukları aşıp hayallerine kavuşmaya mı teşvik etse?

Zira biz onu en çok bulaşıkçılıktan yükseldiği, kendini bu kadar geliştirdiği ve bu kadar çalışıp çabaladığı için sevdik!