iSTANBUL’UN BATIYA DÖNEN YÜZÜ

Tarihe tanıklık eden Tepebaşı’ndaki Pera Palace Hotel açıldığı günden bu yana kralların, kraliçelerin, sanatçıların İstanbul’daki evi oldu. Otel ünlü konukları kadar esrarengiz geçmişiyle de her daim ilgi çekiyor. Mecmua dergisi araştırdı

Saint Joseph yortusunu her yıl farklı bir şehirde kutlayan yazar Paulo Coelho, bu yıl 120’ye yakın arkadaşıyla birlikte İstanbul’a geldi. Pera Palace Hotel’de misafirlerini ağırlayan yazar, dünya barışı ve aşk için dua edip Baba Zula şarkılarıyla dans etti. Nisandaysa Ben Affleck, film projesi için mekan bakmaya geldiği İstanbul’da bu otelde konakladı.
Açıldığı günden bu yana imparatorlardan devlet başkanlarına, krallardan şahlara, oyunculardan yazarlara yüzlerce ünlü ismin adresi olmuş Pera Palace. Her köşesi tarih kokan otel, Birinci Dünya Savaşı, İstanbul’un işgali, Kurtuluş Savaşı, cumhuriyetin ilanı ve İkinci Dünya Savaşı gibi birçok olayın sessiz ve vakur tanığı.

Hikaye Orient Express’le başlar Neo-klasik, art nouveau ve oryantalist tarzların bir arada kullanıldığı Pera Palace Hotel’in hikayesi, 19’uncu yüzyıl sonlarında başladı. Dünyaca ünlü Orient Express, 1888’de Paris-İstanbul seferlerine başladığında, İstanbul’da seçkin yolcuların alışkın olduğu standartları sunabilecek bir otel yoktu. Bu boşluğu Pera Palace doldurdu. Otel, Haliç manzarasına hakim Tepebaşı bölgesindeydi. Orient Express’in o dönemki sahibi, Pera Palace’ın yarı mülkiyetini aldı. Otel, Birinci Dünya Savaşı’na kadar parlak bir dönem geçirdi.
Pera Palace Hotel, İstanbul’un en ihtişamlı yapılarından biri olarak açıldığında, birçok ilkleri barındırıyordu: İstanbul’da Osmanlı sarayları dışında elektriğin verildiği, ilk asansörün ve ilk akar sıcak suyun bulunduğu binaydı. Türkiye’nin Avrupa standartlarındaki ilk oteli Pera Palace, kuruluşundan itibaren tarihe tanıklık ederek kent kültürünün simgelerinden biri haline geldi. Cumhuriyet balolarının, ilk moda defilesinin, Şeker Ahmet Paşa’nın ilk profesyonel sergisinin ev sahibi olduğunu da belirtelim.

Otele alınmayınca sahibi olduPera Palace Hotel, Birinci Dünya Savaşı sırasında el değiştirdi. Bodosaki isimli Anadolu kökenli Rum bir vatandaş, o yıllarında İstanbul’a geldiğinde otelden bir oda tutmak ister ama kıyafetinden dolayı otele alınmaz. O da bunun üzerine oteli satın alır. Ne var ki işgal yıllarında yabancılarla işbirliği yapan Bodosaki, işgal güçleriyle birlikte İstanbul’u terk eder. Atatürk Suriye’de görev yaparken kendisine destek veren Beyrutlu Misbah Muayyeş’i Türk vatandaşlığına geçirir ve Pera Palace Hotel’in işletmeciliğini almasını sağlar. O da 1928’de 600 bin altınla Pera Palace’ın mülkiyetini satın alarak dikkatleri üzerine çeker.
Misbah Muayyeş bir vakıf kurdurarak, otel gelirlerinin yardım amaçlı kullanılmasını vasiyet eder. Böylece Atatürk’e olan saygı ve vefa borcunu karşılıksız bırakmaz.




Kimler geldi kimler geçti
Pera Palace, 1917’den itibaren defalarca Atatürk’ü ağırladı. 101 numaralı odası, eşyalarının sergilendiği bir müze-oda haline getirildi. Bu niteliği nedeniyle, Pera Palace bir ‘müze-otel’ aynı zamanda.
Yazar Ernest Hemingway, Birinci Dünya Savaşı sırasında geldiği İstanbul’da ikametgah olarak Pera Palace Hotel’i tercih edenlerden. Mata Hari, Çiçero gibi gizli ajanlar, otelin gizemine gizem katan isimlerden.
Pera Palace Hotel’in en ünlü müdavimlerinden yazar Agatha Christie ise, 1926-1932 arasında oteli ziyaret etti ve konakladı. Christie’nin hayatında kimsenin bilmediği kayıp 11 günün sırrının; ‘Doğu Ekspresi’nde Cinayet’ romanını tasarladığı Pera Palace Hotel’de olduğu söylenir. Yazar 8 Aralık 1926’da 11 gün sırra kadem basmıştı. Kimse ondan haber alamadı. Arabası göl kenarında, devrilmiş halde bulundu. Otomobilin içinden peruğu çıkınca işler daha da karıştı. Polis, yazarın cinayete kurban gittiğinden şüphelendi. Agatha Christie 11 gün sonra Yorkshire’de bulundu. Warner Bros ölümünden sonra Christie’nin hayatına dair bir film yapmaya karar verdi. Fakat 11 günlük kayboluşun açıklaması heyecan verici sayılmazdı. Bu yüzden Medyum Tamara Rand’e başvuruldu. Rand, yazarın o sırada başka bir isimle Pera Palace Hotel’in 411 numaralı odasında kaldığını söyledi. Odayı araştıracak olurlarsa, bir anahtar bulacaklardı. O anahtar da araştırmacıları Agatha’nın gizli defterine götürecekti. Gerçekten de 411 numaralı odanın süpürgeliğinde anahtar bulundu. Bu anahtarın yazarın kayıp defterine ait olduğu düşünüldü. Ancak odanın esrarı hâlâ çözülemedi. Eğer zamanda yolculuk yapıp o yıllara dönmek ve odanın gizemini yaşamak isterseniz, 411 numarada konaklayabilirsiniz.

22 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber