Yeryüzündeki sayılı cennetlerden Çıralı, turizm sezonunun ortasında buldozerler, polis, jandarma ve çevik kuvvetle çok üzücü bir yıkıma sahne oldu. Antalya-Kemer’deki son bakir alan büyük bir tehlikeyle karşı karşıya

Olympos-Çıralı’ya hiç gittiniz mi? Gitseniz zaten unutamazsınız... Ben her gidişimde “Yeryüzünde cennet varsa, o da burası olmalı” derim. Burası Antalya’nın Kemer ilçesindeki tek korunmuş, bakir doğal plajı. Modern eğlenceden nasibini almadığı için sessiz ve sakin. Bu yüzden bazıları için fevkalade ‘sıkıcı’ sayılır! Büyük paraların döndüğü, birbirinden farksız ve ruhsuz otellerle dolu Kemer merkezdeki şaşaaya tezat, sadece küçük pansiyonların yer aldığı bir doğa harikası Çıralı...
Çıralı ve Olympos’a gittiğim her sefer, bir önceki gelişime nazaran pek değişmediğini görünce şükreder, “Her yere beton otelleri dikebilirler ama buraya kimse dokunamaz” diyerek kendimi telkin ederdim. Birkaç gün önce, Çıralı’da dört pansiyonun yıkım haberi geldiğinde tarifsiz bir üzüntüye kapıldım... Artık hiçbir yer için şükür duası yapamayacağımızı, en kıymetli, en nadir güzelliklerin bile ticari amaçlar uğruna göz kırpılmadan talan edileceğini bir kez daha anladım ve çöktüm.
Biliyor musunuz, böyle olaylar bazen ölümden bile daha moral bozucu olabiliyor. Bizler bu dünyada gelip geçiciyiz. Fakat binyıllardır varolan kültürlerin, doğal güzelliklerin gözümüzün önünde yok olduğunu seyretmek müthiş bir ümitsizliğe neden oluyor.

Cennette cehennemi yaşamak budur

Yüzlerce jandarma
Milliyet’in eski çalışanı Melis Şenerdem, tatil için gittiği Çıralı’dan bir eposta atmış. “Kelimenin tam anlamıyla cennette cehennemi yaşadık” diyen Şenerdem’e bırakıyorum sözü:
“Salı sabahı uyandığımızda iki yanımızdaki Fehim Pansiyon’u yıkmak için ekipler gelmişti. Yanlarında da bir kısmı Robocop giysili çevik kuvvet ve yüzlerce jandarma... Tam turizm sezonu açılmışken harika bir tanıtım hamlesi!
Çıralı’daki durum şu: 1989’da 2B kapsamına girmiş. Ama 2007’de orman arazisi ilan edilmiş. O arada sahilin arkasında ağaçların olduğu bölümde 118’i pansiyon-kafe-restoran olan 400’e yakın bina ‘kaçak’ konumuna düşmüş. Ancak hepsinin işletme ruhsatı var, elektriği, suyu vs. çekilmiş... Vergilerini ödüyorlar. Bugün benzer birçok yer için 2B işletiliyor. Ama Çıralı’da, doğayı bozmadan turizmin mümkün olduğunun nadir örneklerinden olmasına rağmen farklı tasarruflara gidiliyor.
Sahilden bakıldığında pansiyonların hiçbirini göremiyorsun, hepsi yeşillikler içine gizlenmiş, küçücük yapılar. Üstelik yöre halkı oraya yumurtlamaya gelen Caretta Carettalara da sahip çıkıyor. Eğitim almışlar, yumurtlama mevsiminde plajı kapatıyorlar, yumurtlanan yerlere insanların girmemesini sağlıyorlar...

Ağaçlarla beraber yıktılar
İşin en vahim kısmı şu: Orman ve Su İşleri Bakanlığı burayı tamamen yerleşime kapatmayı düşünmüyor. Orman-spor takımı için tesis yapmayı planlıyorlardı. Maddi sıkıntısı olan amatör küme takımı da kendine tahsis edilen araziyi yemeyip içmeden bir turizm şirketine kiralamaya kalktı. Şubatta Çıralı halkı ayaklanıp protesto gösterileri düzenledi, dava açtı. İş medyaya yansıyınca Antalya Valisi yürütmeyi durdurma kararı çıkana kadar herhangi bir tesis kurma girişiminde bulunulmasını engelledi.
Ama Çıralı sakinlerinin kazandığı bu zaferin ardından yıkım misillemesi geldi. Pansiyon sahipleri tam yeni sezon için masraf yapmış, kredi çekmiş ve müşterilerini beklerken yıkımlar başladı... Hem de ne yıkım... Orman Müdürlüğü gibi yeşilliği, doğayı koruması beklenen bir kurumun dozer ve kepçeleri pansiyona ulaşabilmek için önce bahçesine dikili ağaçların üzerinden geçti...”
Manzara böyle... Çıralı’da pansiyon sahibi Serhat Öztürk’ün deyimiyle, bu daha başlangıç. Esas sahildeki 320 dönümlük arazide yıkım gerçekleşirse, Çıralı’nın sonu olacak.

Annelere güzel işler

* Anneler Günü’nde bazı kafe, otel ve restoranlar, gelirlerinin bir kısmını ‘okul öncesi eğitimin güçlendirilmesi’ için UNICEF’e aktarıyor. Beş yıldır geleneksel hale gelen ‘UNICEF-Çocuk Dostu Şefler’ projesine destek veren zincir restoranları not edin: Kırıntı, Kırkpınar, Mezzaluna, The House Cafe, Tadım Pizza. Ayrıca hem İstanbul hem Ankara’dan lokal kafe ve restoranlar projeye bağışta bulunacak.
* P&G, ‘Teşekkürler Anne’ kampanyası başlattı. Olimpiyat Oyunları’nın global sponsoru olan firma, Londra 2012 Olimpiyat Oyunları’na Türkiye’den de üç oyuncunun annesini götürüyor. Ancak P&G’nin annelere en güzel teşekkürü, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ile başlattığı ‘Okulumdan Olimpiyat oyunlarına’ projesi: 81 ilden, 81 okula spor alanlarının iyileştirilmesi için destek verip, çocukları sporla tanıştırıp, spora teşvik edecekler.