Bir arkadaşım sevgilisiyle duvarları Burt Reynolds posterleriyle süslü, davetlilerin İspanyol paçalı pantolonlarla dolaştığı, Bee Gees ve Donna Summer şarkılarının yankılandığı bir 70’ler partisinde tanıştı. İşin ilginç yanı, bu arkadaşımın annesiyle babası da yıllar önce 30’lar temalı bir partide tanışmış.
Nostalji yeni bir şey değil. Ama son dönemde depreşti nostaljik yanımız.
Eski dostlarla buluşma imkanı tanıyan Friends Reunited gibi siteler (ve tabii Facebook) bunun bir endüstrisini oluşturdu bile.
“Nostalji turizmi” giderek popülerleşiyor. Seyahate çıkanların dörtte biri çocukluğunda gittiği yerleri yeniden ziyaret ederken, beşte biri önceden yaşadığı veya okuduğu şehirlere tatile gidiyormuş.
70’lerin ABBA hitleriyle süslü “Mamma Mia” filminin soundtrack’i dünyada deli gibi satıyor.
Dünya müzik sahnesinde görsel anlamda “hippilerin ve glam rock’ın dönüşü” yaşanıyor. Bakınız MGMT, Nostalji mi, gelecek miOff Montreal vs...
Ray Ban iki yıldır geçmiş koleksiyonlarından bir gözlük modelini seçip yeniden lanse ediyor.
Vogue dergisi aralık sayısında geçmişin tasarımlarını okurlarıyla yeniden buluşturuyor.

45’likler, geçmişin edebiyatı
Uzağa gitmeye gerek yok. Kitleler “Issız Adam”ın müzikleriyle kendinden geçiyor. Eski plak satan dükkânlar hücuma uğruyor. Eski 45’likleri çalan mekânlar yıllar sonra yeniden doluyor.
Isıtılıp ısıtılıp önümüze konan “Aşk-ı Memnu”, “Yaprak Dökümü” ve “Dudaktan Kalbe” gibi geçmişin edebiyatından uyarlama diziler reyting rekorları kırıyor.
Gençler bile yıllar öncesinin mekânı “Park Şamdan’a gidelim” diye konuşuyor.
NTV nostaljik bir proje üzerinde çalışıyor.
70’lerin, 80’lerin rock grupları yeniden birleşip dünya turnesine çıkıyor. Bütün yaz art arda onları izledik. Depeche Mode mayısta yeniden geliyor. Daha kaç kez gelebilir? Gelsin, başımızın üstünde yeri var da neden yeni bir şey gelmiyor? E eskiye talep daha yüksek.
Ne varsa eskide var durumu iyiden iyiye hissediliyor.
Eskide kalite vardı, işe saygı vardı. Yeniler gelip geçici ve hemen bozuyor. Eskisini geçebilecek derecede iyi bir şey çıkmıyor. Şimdi aceleye getirilmiş bir kültür var; bir şey yapalım, patlatalım, vagonla para kazanalım. House Cafè ve Kitchenette mesela... Büyüdüler, büyüdüler ve bir özellikleri kalmadı. Popçular mesela... 30 yıl öncesinin Nil Burak’ı yeniden popüler oluyor. Bugün çıkan hangi Türkçe pop şarkıyı 30 yıl sonra dinlemeye tahammülümüz olur? Şu an bile iki aydan uzun sürmüyor bu “tüket/at” şarkıların ömrü.
Tabii, şimdi ağlak ağlak “tüketin yoksa çark dönmez” diyenler kısa süre öncesine kadar fiyatları şişirip dünyayı krize ittiği için hepimiz toptan fakirleşirken, işsiz kalırken ve durumun daha da kötüleşeceği söylenirken ve “Her şey çok güzel olacak” gibi bir ruh halinden söz etmek mümkün değilken geleceğe dair umut da azalıyor ve geçmişe sığınmaktan başka çare kalmıyor.

Güllük gülistanlık değildi
Geçmiş güven hissi yaratıyor, içimizi ısıtıyor. 70’lere, 50’lere dönüp bakıyoruz çünkü o dönemlerden sağ salim çıkmayı başardık. Geçmiş daha kolaydı, iyiydi diye düşünüyoruz. Ne de olsa güncel sorunlardan önceydi o zamanlar.
Bir-iki ay önce Ayşe Arman’ın bir röportajında psikolog Şeniz Pamuk şöyle diyordu: “Bir iki kuşak sonra 1950’lerin hayatına geri döneceğiz. Şu anki yaşam düzeni insan doğasına aykırı. Klasik aile modellerine geri dönülecek. Kadınlar daha az çalışacak ve çocuk bakacak.”
Oysa özlem duyduğumuz 50’ler ayrımcılık, ırkçılık, cinsel riyakarlık, hava saldırısı, anti-komünist hareket, Kore Savaşı demekti. Türkiye’de iğneyi bile ithal ediyorduk; 35 bin köyün sadece 13’ünde elektrik vardı.
Özenerek baktığımız 70’lerde Soğuk Savaş, enflasyon, feci boyutlarda işsizlik vardı.
Kaydedilen ilerleme öyle böyle değil. Sadece bilgisayarsız yazmayı, internetsiz araştırma yapmayı, TRT’yle yetinmeyi ve 40 derecede klimasız oturmayı hatırlasak yeter.
Nostalji iyi, güzel de, çok da oralarda takılmamak lazım. Birilerinin bir yerlerde dediği gibi “Nostalji, eski günlerin sivri köşelerini yuvarlayan bir törpü” aslında. Gerçek değil.
Önemli olan yeniden geleceğe ümitle bakmayı öğrenmek ve o günkü kaliteyi de yakalarsak ne âlâ.