Özcan Deniz, Fuat ve Pamela aynı şarkıda

Mutluluğun resmi çizilemiyor belki ama Coca Cola fotoğrafla olsun, kitapla olsun mutluluğun tarifini yapmak için elinden geleni ardına koymuyor.  Mutluluğa kapak açıyor, mutlu insanları o ruh hali içerisinde şipşaklıyor, belki biraz sıradan insana klavuzluk etsin diye onların mutluluklarının nedenini deşiyor.
Kulislerden duyduğum kadarıyla sırada müzik var. Tüm bunların arka fonunda gidecek bir müzik.
Coca Cola yurtdışında da yaptığı üç müzisyenli projesini Türkiye’ye taşıyor ve mutluluk temalı bir şarkı hazırlatıyor. Peki şarkıyı hazırlayan ve söyleyen müzisyenler kimler?
Özcan Deniz, Pamela Spence ve Fuat.
Normalde yan yana gelmeyecek bir üçlü. Özcan Deniz’in gazel gırtlağı, Pamela’nın vokali ve Fuat’ın rap’i aynı şarkıda buluşuyor.
Ortaya nasıl bir şey çıktığına dair en ufak bir fikrim yok. İlginç olacağı kesin. Üç alakasız sanatçı, üç alakasız tarz... Duyduğum kadarıyla bu reklam veya reklamın müziği olmayacakmış.
Şarkı single albüm olarak basılacak ve bir de klip çekilecekmiş.

Özcan Deniz, Fuat ve Pamela aynı şarkıdaBoşanma paketi şimdi de İstanbul’da
Martta Amerika’da artan boşanmalar doğrultusunda The Marmara Manhattan bir “boşanma paketi” hazırlamıştı. Ben de bunu yazmıştım, sürekli okurlarım hatırlar.
The Marmara Manhattan’ın “Ayrılık Kasabası” adını verdiği paketinde eşiyle yolları ayırmaya karar veren ve evden ayrılan kişilere emlak hizmetinden odada masaj servisine birçok hizmet sunuluyordu. Bu hizmet ilgi görmüş olmalı ki duyduğum kadarıyla The Marmara benzer bir uygulamayı İstanbul‘da hayata geçirme kararı almış.
Biz bardağa biraz daha dolu tarafından bakıyoruz galiba. Misal size, ABD’deki adı “Ayrılık Kasabası” olan hizmetin The Marmara İstanbul’daki adı “Bekârlığa Merhaba”.
Peki bu pakette neler var?
Söylemek gerekir ki, paket Manhattan paketi kadar çeşitliliğe sahip değil. Ama New York ve İstanbul’u bir tutmamak lazım. İstanbul’da yaşanan yalnızlık hissi New York’takiyle bir olamaz tabii. Dolayısıyla orada sizi biraz daha fazla meşgul tutma istekleri nedeniyle paketin daha şişkin olması normal.
İstanbul’da ayrıldınız, eşiniz sizi evden postaladı. Paranız da var; basıyorsunuz 549 avroyu, “Bekarlığa Merhaba” diyorsunuz.
Otelin en manzaralı odalarından “Executive Suite”de konaklıyorsunuz. Önce odanızdaki köpüklü şarapla güzelleşiyorsunuz. Sonra sağlıklı yaşamdan yana olanlar meyve sepetini, “başlarım sağlığa” deyip vücutlarındaki mutluluk hormonunu artırmak isteyenler çikolata kutusunu boşaltıyor.
Biraz rahatlamak istiyorsunuz; aromaterapi, Shiatsu veya İsveç masajlarından birini ücretsiz uygulatıyorsunuz.
Bakın, bu işin güzel yanı: Evden ayrılırken evcil hayvanınızı zalim eşinize bırakmanıza gerek yok. O da bu suitte sizinle birlikte kalabiliyor. Böylece duvarlara konuşmuyorsunuz.
Hadi iyisiniz, bir kapı daha buldunuz.

Sevmekten utandıklarımız - 2
Pazartesi günü “guilty pleasure”larımızı, yani “sevmekten utandıklarımızı”, sadece kendimize saklayıp gizli gizli, kimseye belli etmeden dinlediklerimizi, izlediklerimizi, sevdiklerimizi yazmıştım. Siz de yazın, gülelim demiştim.
Gelen mail’ler içinde “Rober Hatemo”dan tutun da “Müslüm Gürses”e kadar yok yok. Ama bir mail var ki burada sizinle paylaş-madan edemeyeceğim. Buyrun...
“Ben 34 yaşındayım ve yaklaşık 10 yıldır klasik müzik dinliyorum. Opera ve baleye deli oluyorum. Ama sabahları yürüyüş yaparken mp3’ümde bangır bangır hoptek hoptek mahalleli donbastısı Trabzon kolbastısı coştur coştur... Dinlemezsem tempolu yürüyemiyorum; yalnız yanımdan insanlar geçerken sesini kısıyorum. Ama yazınızı okuduğum şu andan itibaren saçmalamayı bırakmaya karar verdim. Hatta daha çok açacağım sesini, neden utanıyorum ki? Utandığımdan utandım valla.” Ülkü D.