Spor parkları her yerde mantar gibi bitiyor

Bundan birkaç ay önce hafta sonu kaçamağı yaptığımız bir sahil kasabasında “çocuklar gibi şendim”.
Pazar sabahki uzun kahvaltıdan sonra kendimizi sahile attık. Ufukta bir çocuk parkı gördük. Tabii mevsimlerden kış, yazlık yerde çocuk mocuk ne gezer...
Araziyi boş bulunca, dört arkadaş deve gibi halimizle çocukların oyun aletlerine sulandık. Önce salıncakta sallandık. Yıllar olmuş meğer salıncağa binmeyeli... Çocukken yaptığımız gibi ayakta Spor parkları her yerde mantar gibi bitiyorsallanalım dedik, olmayacak hallere düştük. Ardından tahterevalliye geçtik. 20 yıl önce falan vedalaştığım tahterevalli, tepesindeyken bile ayaklarım yere değdiği için çocukluktaki zevki vermedi tabii. Ama ayaklarımı havalandırmış zirvedeyken beni hayatının aşkı sanan devasa köpek Zifir üzerime atlayıp beni yere yapıştırınca, tahterevalli tecrübem “Top 10 Anı” listemde ilk sıralara oturdu. Kaydırak maceramızdan hiç bahsetmeyeyim bile...
Yaklaşık bir saat “Güliver Cüceler Ülkesinde” tarzı bir macera yaşadıktan sonra bu açık hava aktivitesine son verip kış güneşi altında çimenlere uzanma evresine geçtik.
Hayatımda sahilde yürüyüş veya egzersiz gibi kavramlar olmadığı için son dönemde açık hava aktivitesine en fazla yaklaştığım olay budur.
Ama ben bir yana, dünya kendini açık havada harekete vermiş durumda.
Bilmiyor olamazsınız; ülkemizde iki yıldır sahillerde, mahallelerde üç-beş aletten oluşan spor Spor parkları her yerde mantar gibi bitiyorparkları/spor bahçeleri var. Bunlarda genelde ev kadınları falan spor yapıyor.
Yabancıların “outdoor gym” adını verdiği bu konsept dünyaya Çin‘den yayıldı. 2008 Yaz Olimpiyatları’na yönelik çok öncesinde başlatılan ulusal fitness kampanyası dahilinde spor parkları kuruldu. Kampanya öylesine başarılı oldu ve ulusun zindelik ve sağlık seviyesi o kadar yükseldi ki 1998’den bu yana Çin’de kurulan spor parklarının alanı 3 milyon 400 bin metrekareyi buldu. Şu an spor lotodan elde edilen gelirin üçte biri bu konsepte destek olmak için harcanıyor.

Adidas’tan halka hizmet
Fakat anladığım kadarıyla bizden beklenmeyecek şekilde bu konsepte erken uyanmışız. İngilizler daha yeni keşfediyor mesela. Onların da esin kaynağı Çin. Ama tabii İngiltere’deki spor parkları arka plana acayip uyum sağlıyor. Aletler yeşil, etraf yemyeşil...
İngiltere’de her bölgeye farklı nedenlerle spor parkları kuruluyor. Örneğin, Strathclyde’da polis çetelerin yaygın olduğu bir bölgeye spor parkı kurduktan sonra suç oranı yüzde 8 oranında düştü. Dewsbury’de yaşlılar, Peckham’da ergenler bu aletlerin üzerinden inmiyor.
İstanbul’da da semt semt gezdiğinizde spor parklarını kullanan insan profili çok değişiklik gösteriyor.
2012’de Olimpiyatlara ev sahipliği yapmaya hazırlanan Londra’da sponsorlardan Adidas da “adiZones” adını verdiği spor parkları kuruyor. Toplam beş tane olacak bu parklarda basketbol, futbol ve tenis alanları dışında tırmanma duvarı ve spor aletleri; ayrıca, judo, jimnastik, aerobik ve dans gibi aktivitelerin yapıldığı bir açık alan var. adiZones sayesinde gençlerin sosyalleşirken spor yapması hedefleniyor. Spor parkları her yerde mantar gibi bitiyorBölgede yaşayan antrenörler de buralarda yetenek avına çıkacakmış.
Fakat İngiltere’de Green Gym adlı başka bir açık havada spor etkinliği var ki, o beni daha çok cezbediyor. Ülkenin en büyük hayır kurumlarından BTCV’nin oluşturduğu Green Gym grupları, ağaçlık alanları temizlemekten tutun da taş yolların düzenlenmesine ve halkın kullanımına açık bahçeler tasarlanmasına kadar açık havada türlü aktivitelerde bulunuyorlar. Sağlık Bakanlığı’nın destek verdiği Green Gym sayesinde normalde spor salonuna adımını atmayacak insanlar egzersiz yapma olanağı buluyor. Hem de yaktıkları kaloriler havaya gitmiyor, aynı zamanda bir işe yarıyorlar.
Türkiye’de de benzer bir proje yürütülse fena mı olur? Hem bizde yapılacak iş çok...
Karadan ve denizden çöpler toplanabilir, yol kenarlarına çiçek ekilebilir, kaldırımlar düzenlenebilir...
Hem insanımız hem de çevre güzelleşir.