Mutfağınızdan uzaklarda yemek pişirmek zordur. Adeta bir deplasman mücadelesi şeklinde geçer. Hele bir de sizden kendi yemeklerinizi değil de, gittiğiniz kültürün yemeklerini yapmanızı istemişlerse, ‘vay halinize’ derim. Tereciye, tere satmak gibi bir durumda kalırsanız. Egeliye zeytinyağlı, Karadenizliye hamsi, Antepliye kebap, İstanbulluya lüfer beğendirmek zordur. Bu yemekler DNA’nıza işlemiştir ve lezzet eşiğiniz maksimumdadır.

Roca biraderler Türkiye’de

Dünyanın en iyi restoranı seçilen El Celler de Can Roca’nın sahibi olan üç kardeş (genelde onlara ‘Roca biraderler’ deniliyor) Garanti Bankası’nın çoğunluk hissedarı olan İspanyol BBVA Bank’ın desteğiyle, restoranlarını bir süreliğine kapatıp bu şekilde bir turneye çıktılar. BBVA’nın dünya üzerinde iş yaptıkları ülkelerde, 40 kişilik tam kadrolarıyla yemekler düzenliyorlar. Tıpkı dünya çapında bir rock yıldızının, tüm ekibi ve orkestrasıyla birlikte dünya turnesine çıkması gibi. Ülkemize gelmeden önce Amerika ve Arjantin’e gitmişler.

Öncelikle dünyanın en iyi restoranının ayağınıza gelmesi harika bir şey. Bununla yetinmeyip, zor olanı seçip, bizim yemeklerimizi yorumladıkları bir menüyle karşımıza çıkmışlar. Cacıktan kokoreçe, lahmacundan mantıya çok sayıda yemeğimizi kendilerince yorumlamışlar. Davet edildiğimde ve böyle bir menüyle karşılaştığımda, doğrusunu söylemek gerekirse beklentim oldukça düşüktü. Kendi orijinal menülerini denemeyi tercih ederdim. Yemeğin sonunda ise gayet iyi bir iş ortaya çıkarttıklarını düşünüyorum.

Çıtayı hiçbir tabakta düşürmediler. Orijinal lezzetleri çok iyi analiz edip, kendi yorumlarında da bu lezzetlerin etrafında gezinmişler. Her tabakta hem bizleri ters köşeye yatırıp, hem de o yemeğin özüne götürmüşler. Dikkatimi çeken bir diğer noktaysa kimyondan çok etkilenip, çok dengeli kullanmışlar. Eminim kendi restoranlarında, kimyonu daha çok kullanacaklar.

‘Biz öğrenmeye geldik’

Bu turnenin bir ayağında bulunmak gerçekten büyük bir keyif. Emeği geçen ve Roca biraderlerle işbirliği yapan herkesin vizyonunun genişlediğinden eminim. Ancak bir başka gerçek de, Roca biraderlerin bu turne sırasında korkunç bir şekilde kendilerini yeniledikleri ve başka kültürlerden öğrendikleri. Yemeğin sonunda sohbet ederlerken ‘Biz öğretmeye değil, öğrenmeye geldik’ cümleleri, büyük bir tevazu içerirken, dünyada bir numara olmaya giden yol için de tüm şeflere ders niteliğindeydi. Bu güzel insanların ülkemize gelmesinde emeği geçen herkesi yürekten kutlarım...