Nâzım Hikmet’i meşhur eden dergi

‘Resimli Ay’ dergisi, renkli kapağı ve zengin yazılarıyla popüler bir mecmua olarak 1920’lerin sonuna damgasını vurdu. Asıl çıkışınıysa, Nâzım Hikmet ve Zekeriya Sertel’in, Abdülhak Hamit, Mehmet Emin Yurdakul, Hamdullah Suphi ve Yakup Kadri gibi ünlü edebiyatçıları hedef aldığı yazı dizisiyle yaptı

Nâzım Hikmet’i meşhur eden dergi

Cumhuriyet tarihinin en önemli yayınlarından biri, şüphesiz ki ‘Resimli Ay’ mecmuasıdır. Sabiha-Mehmet Zekeriya Sertel’in ortağı, yayıncısı ve başmuharrirleri oldukları dergi, yayın hayatına 1924’te başladı. ‘Resimli Ay’, renkli bir kapak içerisinde, bol resimli, zengin ve meraklı yazılarla dolu bir popüler dergi olarak halk tarafından çekici bulundu. O zamana kadar hiçbir derginin görmediği satış rakamına ulaşıldı.
Mehmet Zekeriya, ABD’de öğrendiği gazetecilik tekniğini kullanarak, bol resimli bir dergi yaratırken, eşi de sosyoloji bilgisinin yardımıyla sosyal konuları ele alıyor; kadın hakları, dul kadınlar, yetim çocuklar gibi konularda yazılar yazıyordu. Bununla birlikte dergi zengin yazar kadrosuna sahipti.

Nâzım’ın ‘Resimli Ay’da doğuşu
‘Resimli Ay’ı iki dönemde incelemek gerekir. Tam bir ayrım zor olmakla birlikte, Harf İnkilabı’na kadar süren 57 sayılık bölüm birinci dönem ve sol yazarların toplandığı sayılar ikinci dönem olarak alınabilir.
Birinci dönemde sosyal içerikli yazılar yanında, güncel olaylar, spor, sağlık ve eğitim alanında bilgiler veriyor, kadın ve giyim-kuşam konularını da ön planda tutuyordu. İkinci dönemdeyse radikalleşme ve sosyalist fikirlerin öne çıkması o kadar barizdir ki, derginin sembolü haline gelen güzel kadın portresi ve bu kadınlarla süslü kapakların yavaş yavaş terk edildiği görülür.
Bilhassa 1929 yılından itibaren, Nâzım Hikmet mecmuanın en önemli yazarı haline geldi. ‘Kerem Gibi’, ‘Salkım Söğüt’ gibi onlarca şiiri yayımlandı. ‘Putları Yıkıyoruz‘ adı altında başlattığı kampanya ve bu kampanyanın yarattığı polemikler, onu bütün Türkiye’ye tanıttı. Öyle bir şöhrete ulaştı ki, bir yandan kitapları basılıyor, bir yandan da şiirleri kendi sesinden plağa alınıyordu.
Nâzım, henüz 27 yaşındaydı. Ancak en önemli şiirlerinin birçoğunu da bu dönemde ‘Resimli Ay’a yazdı. Derginin Haziran 1929 tarihli sayısında, “Maksadımız, layık olmadıkları halde kendimize put yapıp taptığımız kimselerin üzerindeki mukaddes örtüyü kaldırmaktır” diyerek Abdülhak Hamit’in ‘dahi-i azam’ olmadığı anlatıldı. Daha sonra Mehmet Emin’in (Yurdakul) ‘milli şairliği’ yerden yere vuruldu.
Tepki gelmekte gecikmedi ve bazıları çok şiddetliydi. Bilhassa Türk Ocakları Başkanı Hamdullah Suphi ve Yakup Kadri’nin verdikleri cevaplar sertti. Bir grup genç, Resimli Ay Matbaası’na baskın yaptı ve kampanyanın bitmesi için çalışanları tehdit ettiler. Zekeriya Sertel ve Nâzım Hikmet, gençleri yatıştırdı. Fakat ‘Cevap’ adlı şiirleriyle tüm eleştirenlere saldırıyor, bu şiirler görülmedik yankı buluyordu. Hamdullah Suphi için yazdığı şiirden bir bölüm şöyleydi:

“Ben ki ilmikleri sabunlu iplere
bakıp
kıllı kalın ensemi kaşımışım
tehdidine pabuç bırakır mıyım hiç?
Behey!
kara boynuz gibi kaşlı
mukaddes Apis başlı adam,
behey yüzü kara!
ruhunu zenci esir gibi
çıkardın pazara,
bir o..spu odası yaptın kafatasını
haki ceketli ölülerin ceplerinden
çalarak parasını
satın aldın kendine
İsviçre dağlarının havasını...”

Bu kalem kavgaları sürerken, Abdülhak Hamit şöyle bir cevap verdi: “Putları kırmakta haklısınız. Biz de edebiyat hayatına atıldığımız zaman aynı şeyi yaptık. Divan edebiyatını yıktık. Tanzimat edebiyatına girdik. Türk edebiyatında yeni hamleler yaptık. Biz onları yıktık. Siz de bizi yıkacaksınız.” Bununla da kalmadı; Nâzım’ı evine yemeğe davet etti. Samimi yemek sonrası Nâzım, hürmetle Hamit’in elini öptü. Öpmekle kalmadı, ‘Öptüğüm El’ başlıklı bir yazıda “Hamit’i şimdi anlamaya başlıyorum. Onun yürek derisini yüzerek bu sert kabuğun içinde tutuşan alevle gözlerim yeni yeni kamaşıyor” diye yazdı.
‘Resimli Ay’ dönemi, Nâzım’ın en yaratıcı ve savaşçı dönemidir. Zekeriya Sertel, o günleri şöyle anlatır: “Bütün ömrü boyunca bu savaşa devam eden Nâzım, bu savaşın zevkini en çok o zaman tatmıştır. Nâzım, o dönemde her gün bir devrimci şiirle ortaya çıkıyor ve her şiiri bomba gibi patlıyordu. Edebiyat âlemi şaşkındı. Bu şiirler, yalnız sanat çevrelerinde değil, gençlik ve geniş halk yığınları arasında etkiler yaratıyordu. Nâzım günün adamı oluvermişti. Şiirleri ardı ardına çıkıyor, kitap halinde basılıyor, ağızdan ağıza, elden ele dolaşıyordu. O dönemde en beğenilen şiirleri ‘Kerem Gibi’, ‘Salkım Söğüt’, ‘Bahri Hazer’, ‘Güneşi İçenlerin Türküsü’ gibi hem lirik, hem de devrimci şiirlerdi.” ‘Resimli Ay’, Nâzım Hikmet’in genç yaşta ünlü olmasına yol açmış, bu anlamda Nâzım’ın doğduğu dergi olmuştu.

Nâzım Hikmet’i meşhur eden dergi

Ortakların anlaşmazlığı dergiyi bitirdi

1931’de ‘Resimli Ay’ ortakları arasındaki anlaşmazlıklar had safhaya varmış, Sabiha Sertel’in hatıratında belirttiği gibi, derginin Ocak 1931 tarihli 78’inci ve son sayısı, Babıâli’deki küçük bir odada, ilkel koşullarda hazırlanmıştı. Serteller için ‘Resimli Ay’ bitmişti. Derginin kapanışından 5 yıl sonra, Mart 1936 tarihinde ‘Resimli Ay tekrar doğarken’ ibareli ilk sayfasıyla, daha küçük ebatta yeni bir dergi çıktı. Editörlüğünü Mart 1930’dan itibaren Sertellerin dergisinde mesul müdür olan Emin Müslimoğlu yapmakta ve eski ‘Resimli Ay’ yazarlarından Vâlâ Nurettin, Ercüment Ekrem, Reşat Nuri ve Mahmut Yesari kadrosunda bulunmaktaydı. Derginin tespit edebildiğimiz son sayısı, Temmuz 1938 tarihli 29’uncu sayıdır.

Yazının tamamını Atlas Tarih dergisinin nisan sayısında okuyabilirsiniz.

Şahan Gökbakar: Ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin!Şahan Gökbakar, sosyal medya hesabından paylaştığı video ile son dönemde kendisine gelen eleştirilere ilginç bir gönderme yaptı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber