Türk operasının en önemli eserleri arasında bulunan IV. Murat’ın bestecisi devlet sanatçısı Dr. Okan Demiriş; zamanında verdiği bir röportajda şöyle demiş: “Opera sevmemin ve bestelememin önemli bir sebebi de eşimin çok değerli bir soprano olması. Operalarımı, onun söylemesi için yazdım.”

Uğruna operalar yazdığı ses, efsanevi soprano Leyla Demiriş’e ait... Dile kolay
41 yıl baş solist olarak oynayan Demiriş’le sanat tarihimize geçen eserlerin yaratıcısı Okan Demiriş; hayatları boyunca Türk operasını tüm dünyada büyük başarılarla temsil etti. Operaya olan sayısız katkılarının yanı sıra, değerli hocalar olarak da genç yetenekleri eğiterek birçok sanatçı yetiştirdiler.

‘IV. Murat’ Operası’nın dünya prömiyeri, 1980 yılında Okan Demiriş yönetiminde ve Cüneyt Gökçer rejisinde, Kösem Sultan rolünde Leyla Demiriş ve IV. Murat rolünde Mustafa İktu ile AKM’de yapıldı. Tam anlamıyla bir efsaneler geçidi...

Ankara’da bugün başlıyor

Osmanlı tarihinin fetihler dönemini, sarayın gizemli yaşamını ve henüz 11 yaşındayken padişah olan IV. Murad’ın yaşam öyküsünü anlatan Türk opera repertuvarının seçkin örneği; bugüne kadar yüzlerce defa kapalı gişe sahnelendi.

Ve şimdi 2010 yılında aramızdan ayrılan operanın büyük ustası Okan Demiriş’in unutulmaz eseri ‘IV. Murat’, Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin dev kadrosuyla bir kez daha sanatseverlerle buluşuyor. Bu akşam gerçekleşecek olan ilk temsilin apayrı bir anlamı var; geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz IV. Murat’ın ilk Kösem Sultan’ı Leyla Demiriş anısına sahneleniyor. Operamızın mihenk taşlarından olan eser kaçırılmamalı.

Leyla Demiriş’in şanslı öğrencilerinden biri olarak; Demiriş çiftinin evinde yıllarım geçti. Onlar hem operaya, hem de birbirlerine sonsuz bir aşkla bağlıydı. Öyle ki Okan Hoca’nın vefatından sonra, Leyla Hoca’mı bir daha hiç eski neşesinde görmedim. Sanki hep ömürlük aşkına kavuşmayı bekliyordu... Geçtiğimiz sene yine buluştular, giderken bizlere bıraktıkları nadide eserlerle sonsuz oldular...

ANLAMIYORUM!

Sosyal medyada ‘serum yerken kolunun fotoğrafını paylaşanlara’ asla anlam veremezken, bu kez bir adım öteye giderek anasının, babasının serumlu fotoğraflarını profiline koyanlar çıktı! Yakını orada can derdinde yatarken, fotoğrafını çekip cümle alemle paylaşmak nedendir, anlamıyorum!

“Bülent Serttaş, Sharapova’nın tenis maçını en önden izlemeyi hak edecek ne yaptı?” diye soran sosyal medya kullanıcısının, yılların sanatçısını küçümseme hakkını kendinde nasıl bulduğunu anlamıyorum! Sanatını geçtim, bu saygısızlık karşısındaki naif duruşuyla, insanlığıyla bile en güzel yeri hak ediyor Serttaş.