GÜLİSTAN: GÜÇLÜ BİR KADININ SIRA DIŞI YAŞAMI…

Sokaktaki evsiz insanları ve hayvanları düşününce, “Havalar hep güzel gitsin” diyorum ama bir yandan da aralık ayına yaklaşmışken hâlâ yaz yaşıyor olmak, içimi sıkmadı değil! Küresel ısınmanın verdiği endişe de cabası... Hep söylediğim, “12 ay yaz olan bir yerde yaşamak istiyorum” cümlesini, bir daha kurmamak üzere rafa kaldırdım. Tişörtle gezmekten bıktım, kazak giymeyi özledim!
Bir de kış günlerinde koltuğun köşesine kıvrılıp, sıcak çayımı alıp, kitap keyfi yapmayı...
Böyle demişken de çok etkilendiğim bir eseri sizlerle paylaşmalıyım.
Kurgulanmış olaylar yerine gerçek hayat hikayelerini okumak, her zaman daha çok ilgimi çeker. ‘Gülistan’, her satırı yaşanmış bir roman olarak, beni kendine çekti. Gülistan’ın hikayesi, annesi Hüma’nın Sudan’da doğması ve İstanbul’da bir paşa konağındaki kölelik günleriyle başlıyor. Hüma, doğumunu sabırsızlıkla beklediği kızı Gülistan’la, sadece sekiz yıl geçirebiliyor ve vefatıyla bu kez hayattaki tek yakınını kaybeden, romanın asıl kahramanı Gülistan’ın zorluklarla dolu yaşam mücadelesine tanık oluyoruz.

Her satırı etkileyici ve gerçek

Annesinin ve kendisinin yaşadığı trajik olaylar karşısında iyimserliğini, neşesini ve azmini kaybetmeyen, zorluklara yenilmeyen güçlü bir kadın karakteri yakından tanıyoruz. Öyle hayranlık uyandıran bir kadın ki; “Beni hep gülerek hatırlayacaksınız” cümlesini kuracak kadar iddialı bir duruşu var. Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet yıllarına kadar uzanan hikayede neşe, hüzün ve hayata dair tüm duygular bir arada...
Biyografinin yazarı Leyla Draman’ın kendi aile büyüklerinin sıra dışı hayatını kaleme aldığı ‘Gülistan’; gerçekliği ve samimi anlatımıyla, hem okuyucuyu içine çekiyor hem de her satırıyla yaşananları gözünüzde canlandırıyor.
Gülistan’ın hayatı, dertlerimizin ne kadar ufacık ve önemsiz olduğunu anlamaya da vesile oluyor. Eminim filmi veya dizisi çekilse, büyük keyifle izlenecek bir proje olur ama okumanın zevki tabii ki bambaşka!

BİR YANDA ADAM, ÖTE YANDA M’ADAMLAR!

Geçtiğimiz sezon Müjdat Gezen Hoca’nın ‘Şarkılar Seni Söyler’ müzikalinde Ajda Pekkan’ı canlandırırken, Türk sinemasının efsanesi Cüneyt Arkın’la yan yana kulislerdeydik. Eşi Betül Hanım, tüm hoşluğu ve zarafetiyle, her oyuna Arkın’la geliyordu. Birbirlerine olan sevgi ve bağlılıkları, neredeyse elle tutulur şekildeydi. Sanatçının, sosyal medyadan Betül Hanım’a duyduğu sevgisini paylaşırken, “Yemin ederim başka bir kadına elimi sürmedim” demesi, günümüz ilişkiler dünyasına bakınca, örnek alınması gereken bir açıklama...
Düşünün ki bunu söyleyen, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en yakışıklı, en beğenilen, en yüksek şöhret seviyesine ulaşmış erkeklerinden biri... Ama sadakâtini ve sevdiği kadına bağlılığını değiştirmemiş tüm saydıklarım... Öte tarafa, bugünün ünlülerine bakın; en son evli, çocuklu bir oyuncu, sabaha karşı bir kadınla sarmaş dolaş, öpüş koklaş yakalandı. Bu gibi ihanet haberleri her gün karşımıza çıkıyor. Eh insan ister istemez ‘adamlar ve m’adamlar’ ayrımını yapıyor, yaptırtıyorlar!