Kenan Doğulu’nun doğum gününden beri ortalık; Beren Saat’in eşine İnstagram üzerinden yolladığı mesajla çalkalanıyor. Herkes; oyuncunun bilmece gibi yazdığı, benim gibi anti romantik olmayanlara bile aşırı süslü gelen kelimeler kullandığı yazının, alt metnini anlamaya çalışıyor. Özetle; “Masumiyetini kaybettin, büyü bozuldu, çok ağlasam üzülsem de seni yaşadığıma pişman değilim ama bittik” demiş şair... Bu yazıdan, ilişkilerinde her şeyin yolunda gittiği anlamını çıkaranları şok içinde izlediğimi söylemeliyim! Masumiyeti kaybetmeyi illa ki ihanete bağlayanları da...
Aslında zarif ve derin bir şekilde dökmüş duygularını ve kırgınlıklarını ama bir büyük hatası var. “Kol kırılır yen içinde kalır” atasözü ne diyor? Aile içindeki anlaşmazlıklar, kavgalar ve bireylerin kusurları, sır olarak aile içinde kalmalı, dışarıya duyurulmamalıdır... Gerçekten de aile olarak her ne yaşadılarsa Saat’in bunu cümle aleme ilan etmesi, milyonlarca kişinin diline düşürmesi ve insanlara onların en mahremini konuşma hakkını vermesi çok yanlış bir hamle oldu. Ne kadar kırılırsa kırılsın, bunu kendi içinde yaşamalı, en fazla yakınlarına açılmalı ve içini bu şekilde döktüğü yazıyı da sadece eşiyle paylaşmalıydı...
Hiç hoş kaçmadı
Bazı şeyler o kadar özeldir ki, sonsuza kadar iki kişi arasında kalmalıdır. Hele ki hikayenin iki kahramanı da çok seveni olan, şöhretin zirvesindeki isimlerse... Aralarında olanlarla ilgilenmiyorum ama Saat’in kendisini ve eşini magazinin göbeğine bırakması, hiç hoş kaçmadı. Onlar bugüne kadar magazinden uzak duruşlarıyla ayrı havası ve ‘star’ ulaşılmazlığı olan bir çiftti...
Paylaşıma yapılan bazı yorumlar:
- Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu ama fark edemedik!
- Kısaca; bugün pamuk kalbinden taşınıyorum...
- Orhan Pamuk bir, Beren Saat iki, ne kadar zorlasam da olmuyor!
- Överken gömen, gömerken övenlerde bugün!
- Alt yazı var mı?

ARTIK HERKES PAPARAZİ!
Kameralı telefonlar çıkmadan, yaşanan her şey anında sosyal medyada milyonların önüne düşmeye başlamadan önce, hayat hepimiz için daha kolaydı. En çok da ünlüler için! Günümüzde akıllı telefonu olan herkes paparazi, herkes magazin muhabiri mübarek! Eskiden özgür takılmak için yurt dışına giden ünlüler; şimdi dünyanın öbür ucuna, en ücra köşeye gitseler bile kaçışları yok! Dumanı tüten örnekler olarak Mustafa Sandal ve Cem Özer geliyor aklıma... Birilerinin telefon kameralarına yakalanmışlar. İnsanlara nefes alma özgürlüğü tanımayan bir noktaya geldik, çok huzursuz edici!

TRAFİK TERÖRÜ TAM GAZ DEVAM!
2011’de, Etiler’in göbeğinde trafikteyken, Atilla Saral yol verme tartışmasında bıçaklanmıştı, hiç unutmam. Bende öyle bir travma yarattı ki, o gün bugündür trafikte karşılaştığım her türlü kural tanımazlığa karşı sakin kalmaya çalışıyorum. Çünkü kimin ne derece manyak olduğu asla belli değil ve manyaklığa ceza da kesilmiyor! Bakın Halit Ergenç’in başına gelene; Ulus’un ortasında yine trafikte saldırdılar, karakolda ifadelerini verip, el kol sallayarak çıkıp gittiler. Ceza olmadığı için trafik terörü de hız kesmiyor. Allah korusun hepimizi, bir ona emanetiz anlaşılan!