PHOTOSHOP DEĞiL PHOTO-ŞOK

Fotoğrafçı bir arkadaşımı bilgisayarının başında photoshop yaparken görünce gözlerim yuvalarından fırladı! “Napıyorsun sen? Kadını afet yaptın, bu kadar mı değiştiriyorsunuz insanları?” soruma cevabı şuydu: “Artık fotoğraflarda gördüğün hiçbir şeye inanma!” Fotoğraflarda yapılan cilt bozuklukları, vücut lekelerinin silinmesi gibi konuları saymıyorum bile. Fotoğrafçıların her biri birer plastik cerrah adeta! Gözler çekiliyor, saçlar kabartılıyor, kısa olan bacak boyları uzatılıyor, başka bir fotoğraftan kol-bacak monte ediliyor veya kafa alınıp yine başka bir karedeki vücuda monte ediliyor, göğüs-kalça büyütülüyor ya da küçültülüyor!! Yani fotoğrafta ‘bir dünya güzeli’ olarak gördüğün kişi aslında ciddi anlamda kandırmacadan başka bir şey değil! Bir çok ünlünün vücudunun yarısını göremiyoruz mesela, daralttıkça daraltıyorlar! Hepsini koysalar sayfaya sığmayacak diye düşünüyorlar zahir! Artık spora, estetiğe de gerek kalmadı, photoshop her şeyin ilacı nasıl olsa!

Gör de inanma!
Ufak tefek rötuşları anlıyorum da bu kadarı insanları aptal yerine koymaktan başka bir şey değil. Fotoğrafa bakıp sonra aslıyla karşılaşanların şoktan dili tutulur yeminle! O yüzden de çoğu ünlü magazin fotoğrafçılarından köşe bucak kaçıyor zaten. Misal Ajda Pekkan’ın 25 parçalık koleksiyonu için çektirdiği fotoğraflar olağanüstü güzellikte, peki bu yaşında 17’lik çıtır kız görüntüsü sizce normal mi? Hülya Avşar’ın tenis kortundaki fotoğrafları çokça konuşulunca “Bacaklarım gerçek” diye bir kere de gazetecilere poz verdi kortta ama üzgünüm ki gerçek bacakları photoshop’lulardan iki misli farklıydı! Bu şekilde çok fazla örnek var. Her şeyin ayarını kaçırdığımız gibi photoshop’un da suyunu çıkarıyoruz (Cem Ceminay’ın deyimiyle) canım Türkiye’mde! “Duyduğuna değil gördüğüne inan” sözü de tarihe karışıyor yavaştan!


TELEFON CAHiLLERi SÖZÜM SiZE!
Daha önce de yazdım, yazmaktan vazgeçmeyeceğim. Uçaklarda yapılan cep telefonuyla ilgili uyarıları ve uçakta açılan cep telefonlarının tehlike yarattığını hepimiz biliyoruz. İnişten sonra şu anons yapılıyor: “Terminale girene kadar telefonlarınızı açmayınız.” Ne kadar açık ve net bir cümle değil mi? Ve henüz bu cümlenin sonu gelmeden telefonların açılma seslerini, telefonda muhabbete başlayanları görünce gerçekten her birinin elindeki telefona şöyle okkalı bir Hayalet vuruşu savurasım geliyor, böyle nereden geldiğini anlamasınlar! Bu telefon cahillerinin ya işitme ya da zeka problemi var, üçüncü bir alternatif göremiyorum!


HAYALET’TEN SEÇMELER
* Yaratıcı insanı motive eden başarma arzusudur, başkalarını yenme arzusu değildir.
Ayn Rand
* Başarısız olmaya tahammül edemeyeceğiniz tek an, son denemenizi yaptığınız andır.
Charles Kettering
DiLiME TAKILAN ŞARKILAR

* Kolpa - Son Nefesim
* Levent Dörter feat. Tan - Duvaksız elin