MAVİ KAPAK OLSUN DOĞRU ÖLÇÜ OLSUN

Birkaç sene önce engelli dostlarımıza tekerli sandalye
alınması için plastik kapak topladığımızı hatırlamayan yoktur. Kampanya bitti sanıyordum.
Meğer devam
ediyormuş.

Çarşamba
günü Ayşe Arman’ın köşesinde okudum.

Hatta şimdilerde Türkiye Omurilik Felçlileri ‘Kapak Olsun’ adlı harika bir videoyla kampanyayı hatırlatıyor.

Burcu Kara, Esra Erol, Doğan Cücenoğlu, Sarp
Apak, Emre Karayel, Ceylan Ertem ve Mehmet Erdem’in halka seslendikleri video, Alametifarika tarafından çekilmiş.YouTube’dan mutlaka izleyin.

Bu haber bana, Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu eski başkanı Demirhan Şerefhan’dan geçtiğimiz günlerde gelen bir bilgiyi hatırlattı. Demirhan Bey yolladığı emailde, “Belediyeler ve yardım dernekleri, her sene Türkiye’de engelli vatandaşlarımız için on binlerce tekerlekli sandalye dağıtmaktadır. Ancak dağılım, kullanacak kişilerin ölçüleri, engel durumları ve oturma pozisyonlarına göre değil; rastgele yapılmaktadır. Bu sebepten Avrupa ülkeleriyle kıyasladığımızda, Türkiye’deki tekerlekli sandalye bağımlısı çocuklarımızda skolyoz görülme oranı çok daha fazladır.

Nasıl ki çocuğumuza
küçük veya büyük ayakkabı giydirmiyorsak, bunu da
onun gibi düşünmeliyiz. Engeli olmayan bir insan bile yanlış ölçümlendirilmiş ve yanlış
oturma pozisyonu sağlanmış tekerlekli sandalyeye
oturtulunca, 18 ay sonra
skolyoz oluşumu başlamaktadır” diyor.

Gelen bilgiye dair şahsi yorumum olmaz ama konu gündeme gelmişken sizlerle paylaşmak istedim.

Hal böyleyse kapak toplayalım, hayatın engellerine kapak olsun! Yetkililere de seslenelim, sandalyelerin
ölçüleri de tam olsun…

DİYET KAPIMDA

Nadiren de olsa sağlıklı beslenmeye karar verdiğim oluyor... Hiç kolay iş değil; boğazımı tutmak çok zor. Üzerine başka zorluklar da var…
Marketten tonla yeşil, mor, turuncu sebze topla, hepsini sirkeli sularla temizle, kurula…Buzdolabına düzenli yerleştir… Sularını sık, salata yap, az haşla diri kalsın…
Üç gün sonra aynaya bakıyorum; vücudum alkali, saçım başım Pasaklı Sally… Ellerimin halini hatırlatmayın bile!
Şimdi Dr. Ayşegül Çoruhlu’ya bunu söylesem, ”Yok mu yardımcın?” der… Yani alkali beslenme yöntemlerini uygulayabilen, sebzeleri az haşlayan, yemeklere azıcık yağ koyan yardımcınız varsa evde, kocanızdan vazgeçin ondan geçmeyin derim… Uzun vadede daha faydalı!
Anlayacağınız benim diyet ve sağlıklı beslenme işleri üç günü geçmiyor…
Şimdilerde modaya uydum. Her sabah 07.00’de ‘Diyet Kapımda’ beş öğünümü bırakıyor kapıma…
Market alışverişi yok, ayıklama ve pişirme yok…
Her öğün farklı yemek, bir seferlik, ye bitsin, yenisi gelsin… Lezzetler de hiç fena değil. Tam tembel işi…
Yani benlik!
Eşim şehir dışındaydı bu hafta. Oğlumun yemekleri zaten ayrı… “Aa oğlunuz evde pişen yemekleri yemiyor mu?” filan olayına girmeyin sakın.Yemiyor! Yemek seçiyor ve çok az şeyi seviyor maalesef… Ve işin içine girince gördüm ki çevrede bu tür beslenme modelini seçmiş insan sayısı tahminimden fazla…
Halkla ilişkiler müdürü bir arkadaşım söyledi, öğlenleri lüks restoranlara yemek kutularıyla gelen bir sürü insan varmış. “Havalı bir yaşam şekli artık” diye tanımladı…
Anlayacağınız Chanel çanta yerine takın yemek kutunuzu kolunuza! Şu aralar daha popüler…
Aşçı ‘out’, yemek kutusu ‘in’ olacak yakında!