“Kışın alınan kilolar baharda verilip yaza hazırlanılır” düşüncesi çok çok eskimiş bir metafordan başka bir şey değil bana göre…

Deneyim ve gözlemlerim tam tersini gösteriyor… Yazın geç yenen akşam yemekleri, akşamüstü içkileri; rakı-balık sefaları; karpuz partileri derken…

Hele de komşuyla ilişkiler vıcık vıcık olduğundan beri! Yunan Adaları’nda gece yarısı ahtapotları mideye indirmiş Türk tatilcisi şimdi kara kara düşünüyor…

Nasıl inecek o lömbür lömbür göbekler? Ben daha detoksun ‘d’sini yapamamışken…‘TURBO DETOKS’ MUCİZESİ

Umay Villa’nın ‘Turbo Detoks’ adlı kitabı raflardaki yerini aldı…

Sosyal medyadan sıkı takipteyim Villa’yı… Kendisiyle ciddi düşünüyorum!

Gerçi şu an bu yazıyı tereyağlı kurabiyeler eşliğinde yazıyorum ama…

Zaten Villa’nın farkı da burada… Detoksla milleti iğne ipliğe döndürüyor ama Paris’e gidip Cafe De La Paix’nin meşhur beyaz kremalı milföyünü yemeden de
dönmüyor…

Yarım simit arası peynir, domates, maydonoz diyetlerinden gına geldi. Ya o simidi yemem ya da yarısını bırakmam, kimse kusura bakmasın!

O yüzden uygulayamamış olsam da Villa Umay’ın detoks kitaplarını inceliyorum… Renkli renkli, zevkli yazıyor… Güzel tarifleri var… Kırmızı pancar çorbasını yapıyorum mesela…

İçtiğim an çikolata, kahve, kek ve kurabiyeden feleğini şaşırmış hücrelerimin nefes aldığını hissediyorum…

İnşallah bu kış da menokg uygulamasını telefonuma indirip bir detoks denemesi yapacağım…

İclal Aydın’dan ne eksiğim var? Onun six pack’leri varsa benim de küçücük sallanan bir göbeğim! Artı o ayva göbek ve yan simitlerin bana sempati kattığı bile söyleniyor…

İster misiniz gaza geleyim? Gözaltlarım kırıştıkça vücudum gençliğine dönsün… “Uzaktan 20’lik yakına gelince müzelik” desinler bana da… Olur mu olur!

AH BU DİZİLERİN ÇEKTİKLERİ!‘TURBO DETOKS’ MUCİZESİ

Favori dizim ‘Paramparça’yı bu sene izlemeyeceğim. Sadece özetlerine şöyle bir bakacağım.
Bir dizide iyi, mutlu, tatlı hiçbir şey mi olmaz! Kin, nefret, kıskançlık, intikam… İnsanın içi kararıyor. Dizinin en tatlı karakteri Cansu’ya da hastalık uygun biçilmiş… Sevdiğiyle evlendi ya mutlu olmasın tabii!
Diziyi seyretmemin başlıca nedeni Dilara’ydı… Saçını kestirip, kıvırcıklaştırıp bütün havasını söndürmüş o da… Üzerine kadını anneanne yapmaya hazırlanıyorlar! Bir de sonradan görmeler gibi tektaş ve beştaş yüzüğünü beraber takmış ya… Bittiğim andır!
Çok beğendiğim oyuncu Mine Tugay’ın diziye Dilara’nın kız kardeşi Asu olarak katılması heyecan duymama sebep olmadı değil. Ama burada gördüğüm Tugay hormonlanmış sanki! Botoks ve dolgusunu icra eden doktora selamlarımı iletiyorum…“Paramparça’da oynayacak, egosu şişecek nasıl olsa, ben de azıcık yüzünü şişirip hazırlayayım” diye mi düşündü kim bilir!
Anlayacağınız dizi, hevesimi paramparça etti… Şimdi Candan rolündeki Ahu Yağtu’nun babaanne olmasını bekliyoruz…