'Çav Bella' polemiğini duydunuz mu? Duymuşsunuzdur muhakkak... Bir yanda Hilal Cebeci diğer yanda da Gökhan Özoğuz var. Tüm dünyada devrimci solun en iyi bildiği, en çok söylediği marşın, klibini çektiği için eleştiriliyor Cebeci. ‘Çav Bella’nın müziğini alıp, ‘Cevriye’ diye şarkı yapmıştı Gökhan Semiz ve Grup Vitamin 1991 yılında. Mehmet Taneri de ‘Sen, Sen, Sen’ diye bir aşk şarkısı haline getirmişti bu dünyanın en bilinen marşını.

Evet, bir marştır ‘Çav Bella’, orijinal adı ‘Bella Ciao’ olan bir İtalyan halk şarkısının, zaman içerisinde marşa dönmüş halidir. İtalya’da Po Ovası’nın pirinç tarlalarında sefalet içerisinde çalıştırılan, önce faşist Mussolini sonra da işgalci Nazilere karşı direnen bir adamın evde bıraktığı karısına söylediği şarkıdan türediği düşünülür. Kimi kaynaklarda, melodinin Eşkenaz Yahudilerin enstrümantal müziği olarak bilinen Klezmer’den türediği de yazılıdır.

Her neyse, Cebeci-Özoğuz tartışması yeni bir şey değil, tüm dünyada bu marşın saygıyla korunmasını isteyenlerle, “Önemli olan yayılması” diyenler arasında uzun zamandır benzer tartışmalar yaşanıyor zaten. Hoş, Küba devriminin en bildik ismi Che Guevara’nın adının, Nathalie Cardone’nin pop şarkısı ‘Hasta Siempre’de meze olarak kullanıldığı, Küba deyince aklına sadece puro gelenlerin, o şarkıyla gece kulüplerinde dans ettiği bir dünyada yaşıyoruz. Hilal Cebeci, ‘Çav Bella’ya klip çekse ne olur, çekmese ne olur?

‘ÇAV BELLA’ YA DA CEVRİYE


ÖLÜRSE BADEM GÖZLÜ OLACAK DEĞİL Mİ?

Kemal Sunal, rahmetli olmadan önce bu ülkede garip bir tartışma vardı. Bu, sanatçının kendi tonlamasıyla “Eşoleşek” dediği filmlerin televizyonlarda yayınlamasıyla ilgiliydi. Sesi fazla çıkan bir grup insan, RTÜK’e çağrılar yapıp, özel kanalların bu filmleri yayınlamasına engel olmasını istiyordu. Sonra hiç beklemediğimiz bir anda aramızdan ayrıldı Sunal. Tartışmalar bitti, tüm kanallar o günden başlayıp, yıllarca filmlerini yayınladılar. Entel-dantel camia da, dudak büktüğü oyuncunun halkın yanında duran sinema dilinden falan söz etmeye başladı.

Mehmet Ali Erbil’den iyi bir haber bekliyor Türkiye son üç gündür. Üstün bir tiyatro yeteneğinin, Çarkıfelek yarışmasından başka bir alana kayamadığı, sanat ortamımızı değil, çapkınlığını konuşmayı tercih ettiğimiz bir adam Erbil. Şanslıyım, şimdi olmayan Şan Tiyatrosu’nda, ‘Hisseli Harikalar Kumpanyası’ ve ‘Neşe-i Muhabet’ oyunlarında sahnede seyrettim onu. Çocuk aklımda öyle bir yer etmiş ki, ne zaman Çarkıfelek’te, belden aşağı bir gönderme yaparken görsem, içim acırdı.

İnşallah kurtulur ama kurtulmazsa da sanatını, yeteneklerini değil de magazin yanını konuşmayı sevenler “Büyük sanatçıydı” ve “Yeri doldurulmaz kaybımız” gibi cümleler kuracaklar mikrofonlara. “Kör ölür badem gözlü olur” lafı durduk yere söylenmiyor bu coğrafyada ama Erbil yaşarken de badem gözlüydü ve kör olan bizdik aslında...

‘ÇAV BELLA’ YA DA CEVRİYE

İSTER SİVAS İSTER PARİS

Sivas denince, ilk Pir Sultan Abdal gelir aklıma. Sonra diğer isimleri sıralar beynim; Çetin Tekindor’un sesi, oyunculuğu, Erdal Öz’ün hikayeleri, Hasan Hüseyin Korkmazgil’in şiirleri, Muzaffer Sarısözen’in derlemesi türküler, Mazlum Çimen ve Celil Nalçakan... Cem Yılmaz, Hadise falan diye devam etmek de mümkün ama bu kadarı yeter de artar bile. Durduk yere sıralamadım bu kadar ismi. İrem Sak’ın Cihangir sokaklarında “Ben Sivaslıyım. Uyanın ulan güç bende” diye naralar atarak dolaştığı yazıldı magazin eklerinde. Mesele insanın nereli olduğuyla değil, nasıl davrandığıyla alakalı aslında. Yoksa ister Sivas’ta ister Paris’te doğmuş ol, fark etmez...

‘ÇAV BELLA’ YA DA CEVRİYE

I LOVE SEFER TASI

Öğle yemeği için dışarıya çıktığımızda ya da paket siparişi verdiğimizde, bir fiyatlara dikkat ederiz bir de sipariş verdiğimiz yerin temizlik kurallarına uyup uymadığına... Oysa gıda söz konusu olduğunda, dikkat etmemiz gereken şeyler bunlar değil. Danimarka, Kanada ve ABD’nin bir sürü eyaletinde restoranların trans yağ kullanmaları yasaktır. Trans yağı geçtim, kızartma yağının kaç kere kullanıldığını bile denetleyen ülkeler var dünyada. Oysa tehlike temiz olmayan mutfaktan çok kullanılan malzeme, pişirme şekli ve diğer yan ürünlerde saklı. Gittiğiniz mekanda elinizi yıkadığınız sıvı sabunun içindeki kanserojen triklarakarban maddesinden tutun da, yemeklerin mikrodalga fırınlarda ısıtılmasına kadar daha bir sürü nokta var. O yüzden sefer tasıyla barışmak ve mümkün olduğunca hazır gıdadan kaçınmak gerekiyor.

‘ÇAV BELLA’ YA DA CEVRİYE

KAMYONLARA SAAT YASAĞI GEREK

Eskiden bayramlarda kamyonların şehirler arası yollara çıkması yasaklanırdı. Yasak güzel bir kelime olmasa da, İstanbul’da böyle bir yasağa ihtiyaç var. Hafriyat kamyonları, iş makineleri ve beton mikserleri en azından 07.00-09.00 saatleri arasında trafikte olmasın. Nakliyat işi yapanlar zaten adreslere erken gidiyor. Gerekirse biraz daha erken gitsinler ama o dev kamyonlar sabah saatlerinde şehrin göbeğinde trafikte dolaşmasın.

‘ÇAV BELLA’ YA DA CEVRİYE