Derdimiz bikini mi arkadaş?

Aleyna Tilki’nin Bodrum’daki bikinili görüntüleri yüzünden Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’ndeki konseri iptal edildi diye okuduk, duyduk ve seyrettik. Gerçekle uzaktan yakından alakası yok bu durumun.
Türkiye’de yerel medyada yazılıp çizilenlere baksalar öğrenecek arkadaşlar doğrusunu ama çaba göstermek yerine, bikinili Aleyna göstermek daha kolay ve eğlenceli...
Birincisi, iptal edilen bir konser olduğu doğru ama konseri düzenleyen Sütçü İmam Üniversitesi değil.
Kahramanmaraş’ta da şube açmış bir özel okul markası üstlenmiş organizasyonu ve tüm faturasını.
Nereden mi biliyorum, şehirdeki yerel medya, “Hem tasarruf tedbiri diyorsunuz hem de konser verdiriyorsunuz” diye eleştiriye başlayınca, üniversiteden yerel medya yazarlarına telefon açıp, fısıldanmış bu bilgi...
Garip olan bir nokta daha var, İstanbul’da öğretmenlere maaş borcu olduğu iddia edilen bir zincir nasıl oluyor da Maraş’ta bu konsere sponsor oluyor, anlamadım.
Tilki’nin Bodrum’daki görüntülerine dair bir itiraz yazısı görmedim ama Türkiye’de tatil yapmaya dair eleştirileri kaynak olmuş itiraza.
Kahramanmaraş milliyetçi duyguları yüksek bir şehir ama Aleyna’ya haksızlık etmişler aslında.
Popüler tüm turistlik bölgelerimizdeki soygun düzenini eleştirmekti genç sanatçının yaptığı, Türkiye düşmanlığı değil.
Fakat ortaya çıkan algı da aslında bu kahraman şehre zarar verecek hale geldi,
bikinili fotoğrafı olanın şehire gelmesi istenmiyor gibi
sunuldu iş.
Kahramanmaraş’ta, İstanbul’da çok popüler olan iyi müzik mekanlarının şubeleri, Sütçü İmam Üniversitesi’nde önemli isim ve grupların konserleri
olmuş geçmişte.
Ortada ciddi bir iletişim beceriksizliği var ve bir üniversitenin iletişim sürecini yönetememiş olması da garip aslında.
Bikinili fotoğrafları güzel ya Aleyna’nın altına yazanları bizim araştırmaya, çoğu kişinin de okumaya vakti yok zaten...

‘Yasak aşk’ deyip durmayın!

Tartışmalı boşanma süreçleriyle uzun süre haber olan ve eski eşleriyle dava süreçleri devam eden iki isim Yaşar İpek ve Yağmur Sarnıç, birlikte mi görüntülenmiş, ne olmuş bilmiyorum, ‘yasak aşk kahramanları’ diye her tarafta haberdiler dün.
Her ilişkiye aşk demeye bayılıyoruz nedense.
Bir sürü üniversitede yapılan araştırmalara göre, boşanma ve işini kaybetme, insanların yaşadığı en ağır iki travma olarak kabul ediliyor.
Böyle travma yaşayan insan beyninin, hemen aşk hormonu üretmesi çok kolay değil.
Anı unutmak adına insanlar ilişki yaşayabilirler ama buna aşk denmez, denmemeli de...

Cem Yılmaz’a rakip olur

Bu aralar bir sürü yerde reklamlarını görmüş olmalısınız, ‘Kral Şakir Korsanlar Diyarı’,
4 Ekim’de vizyona girecek.
Bu film öyle bir gişe yapacak ki, Cem ya da Şahan filmleriyle rekabet ettiğini göreceğiz.
Bir çizgi karakter için fazla
iddialı bulabilirsiniz yazdığım şeyi ama öyle değil.
Kitapları en fazla satılanlar arasında, o çizgi film karakterinin baskılı olduğu giyim eşyaları, piyasaya çıktıktan iki gün sonra tükendi, hemen yeniden imalata girdi.
Daha önemlisi YouTube’da hem eski çizgi filmler hem de filme dair tanıtımları, onlarca kez izliyor çocuklar.
Varol Yaşaroğlu çocuklar için yaratılmış ama içinde büyüklere dair esprilerin de olduğu bir karakter yarattı ve şimdi bir patlama yaşanıyor..
“Abartıyorsun” diyenler çıkacaktır ama bir hatırlatmada bulunayım, TRT Çocuk, reyting ölçümlerinde yer aldığı dönemde, her gün
30 ila 40 arasında program sokardı ilk 100’e ve böyle bir sayıya, bugüne kadar ulaşabilen bir başka televizyon kanalı daha olmadı.
O yüzden 4 Ekim’de sinemalar ve alışveriş merkezlerinde tam bir çocuk fırtınası esecek...

Mutluluk varılacak bir istasyon değil

“Mutluluk varılacak bir istasyon değil, bir yolculuk şeklidir.”
Bu güzel cümle bir sürü yerde yazar da mutluluktan anladığımız şey ne hale geldi farkında mıyız?
Yeşil panjurlu, minik bir ev falan istemiyor artık kimse, herkesin derdi, köşk ve konak.
Spor salonlarına artık imkan
ya da eğitmenlerine bakarak değil, salona kayıtlı zengin erkek sayısına bakarak karar veren genç kadınlar var. Çakma saatleri ve ayakkabıları, gerçek markaların satış elemanlarından çok daha hızlı fark
edebiliyorlar.
Türkiye’de ‘zengin koca’ bulma fikri giderek yaygınlaşıyor zira çalışıp, çabalayarak büyük servet sahibi olabileceğine inanmıyor insanlar.
Discovery Channel’da yeni bir belgesel serisi var.
Ultra zengin insanlar, yeni bir isim ve ceplerinde 500 dolar parayla, yeni bir hayata başlıyor ve altı ay içerisinde milyon dolar değerinde bir iş yaratmaya çalışıyorlar.
İçinde, emek, zeka, ikna gücü ve motivasyon, ne arasanız olan bir program.
Mutluluk başkasının servetinde söz sahibi olmak mı, yoksa kendi gücünü, servetini yaratmak mı yeniden düşünmemiz lazım.
Üstelik bir başkasının servetine ortak olarak bir süre mutlu olduğunuzu düşünseniz bile, yeni bir heyecan ya da şehvetin sizi o koltuktan indirebileceğini bilerek yaşayan biri nasıl mutlu olabilir ki?

Unutun o kaymakları

İnsanı en mutlu eden tatlı ve çikolata diyebiliriz hepimiz...İnsanı en mutlu eden tatlı ve çikolata diyebiliriz hepimiz...BBC’de, bir bilim programında, tatlı yediğimiz zaman, beynimizin çalışan bölgeleri ve salgıladıklarına dair bir belgesel izledim.Proje ekibi, kaymak için de özel bir bölüm açmakla kalmamış, Afyon’a kadar gidip, kaymak nasıl yapılıyor, çekmişler.İyi kaymak için birinci şartın manda sütü olduğunun da altını kalın kalın çizmişler.TÜİK’in son verilerine göre, Türkiye’de manda sayısı 180 bine kadar geriledi, sığır sayısıysa 18 milyonu geçti.Manda yetiştirmek daha zahmetli, süt verimi daha az ama manda sütü özel bir ürün, aksi olsa İtalyanlar’ın mozeralla peyniri bu kadar ünlü olmazdı.Tüm uzmanlar, manda yetiştirenlere özel destekler verilmesi ve Türkiye’nin bu gücünü kaybetmemesi gerektiğini söylüyor.Eğer bu işi başaramazsak, kaymağı da Afyon’dan değil; İtalya’dan alırız artık...