Hadis Kıbrıs'ta nasıl Hadise oldu?

Kuzey Kıbrıs’ta, Türkiyeli-Kıbrıslı ayrımı eskiden de vardı, bitti zannediyordum, yine hortlamış.Kuzey Kıbrıs’ta, Türkiyeli-Kıbrıslı ayrımı eskiden de vardı, bitti zannediyordum, yine hortlamış.Hadise’nin Koop Bank’ın 60’ıncı yıl kutlamalarında sahne alması bir sürü kişi tarafından, “Neden yerli sanatçı çıkarmadınız?” diye eleştiri konusu oldu.Bunun üzerine de banka genel müdürü, sosyal medya hesabında uzun bir açıklama yapmak zorunda kaldı.Bu etkinlik için önce MFÖ ile anlaşmışlar ama Mazhar Alanson hasta olunca, gecede Hadise’yi sahneye çıkarmışlar.1989 yazında, politik bir tiyatro grubu olan Maraş Emek Tiyatrosu’nda rol alan ilk ‘Türkiyeli’ ben oldum.Kıbrıs’ın birçok köyünde, bazen bir okul, bazen eski bir kilise binasının bahçesinde, taşınabilir dekorumuzla gidip, oyunumuzu oynayıp dönerdik.Garip bir dönemdi gerçekten, arkadaşımın dükkanında pazarlık eden bir kadının istediği indirimi alamadığı için, “Unutmayın sizi biz kurtardık” dediğine şahit olmuş, duruma müdahale etmek zorunda kalmıştım.Bazen Ercan Havalimanı’nda ilginç konuşmalar duyardım; “Bunlar Rumlaşmış” diye, oysa Osmanlı’dan kalma okka ve dirhem ağırlık ölçüsünü 1990’ların ortasına kadar kullandı Kıbrıslı Türkler... Bizim gibi Amerikan kahvesi düşkünü olmadılar, Türk kahvesi içmeye devam ettiler.Yaşanan gerginliklerin üç temel sebebi vardı o zamanlar:Birincisi, 1974’ten sonra Ada’ya gelen bir sürü adam, çok kısa sürede evlilikler yapmış sonra adamlar Türkiye’de de evli çıkmış, çoğu geri dönmüş.İkincisi, harekattan hemen sonra Ada’ya yollanan nüfus ile yaşanan kan ve kültür uyuşmazlığı... Buzdolabını ayakkabılık olarak kullananlardan söz edilirdi o dönem.Üçüncüsü de, rahmetli Rauf Denktaş’ın izlediği politikalardı. Türkiye’den ilk kez Kıbrıs’a gelen birisi, bir ay içerisinde, vatandaş olup, bir devlet dairesinde işe başlayabilir ama Denktaş’a muhalif olanlar memur olamazlardı.Üniversite değiştirmişti bu bakış açısını, benden sonra onlarca ‘Türkiyeli’ oynadı Maraş Emek Tiyatrosu’nda mesela.2004 referandumunda, Kuzey Kıbrıs solunun çok umut bağladığı Rum Komünist Partisi, Akel de barışa “Hayır” deyince, taşlar daha da yerine oturmuştu. Bugün Hadise’ye yabancı şarkıcı muamelesi yapan Kıbrıslı Türkler’e bir tavsiyem var.O ünlü ‘Şeftali Kebap’ var ya, Karaman’dan gelmiştir Kıbrıs’a... Soru eki olmayan lehçe, Toros’larda yaşayan bir Yörük grubunda da vardır. Hadise’ye yabancı demek kolay da, tarihi değiştirmek pek de kolay olmaz ama...

‘Masum değiliz hiçbirimiz’

Berkay ile Arda’nın bir sahneye çıkıp, Sezen Aksu’nun ‘Masum Değiliz’ şarkısını söylediğini düşünsenize bir an.Berkay ile Arda’nın bir sahneye çıkıp, Sezen Aksu’nun ‘Masum Değiliz’ şarkısını söylediğini düşünsenize bir an.Aralarındaki dava bitti bitmesine de, kamu vicdanında durumları ne acaba diye hiç düşündüler mi?Arda gibi olağanüstü bir yetenek, golleriyle değil de, mahkemenin verdiği ve açıklaması ertelenen hapis cezasıyla anılıyor.Ama mutlu Arda, diyor ki: “Cinsel tacizde bulunmadığım tescil edildi bu kararla...”O malum kavgadan sonra Berkay’ın konser ücretinin iki kat yükseldiğinden bahsetmişti piyasayı bilen bir arkadaşım, doğru mu bilmem.Bildiğim, şarkıcının o gece mağdur olduğu ve şiddet gördüğü.Ama o gece mağdur olması, Asena ile yaşanan süreçteki duruş sorununu ya da olay çıkardığı için bir sürü otele kabul edilmeyen adam haline geldiği gerçeğini değiştirmiyor.Mahkeme bir olaya bakarak, kamu vicdanı, bir ünlünün tüm hallerine bakarak karar verir.O yüzden mahkeme kararı kadar kamu vicdanının kendileri için ne düşündüğüne de bakmalı bu beyler...

İzmir’e Homeros Festivali geliyor

Salı akşamı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile İzmir Fuarı’nın içinde yaklaşık bir saat geçirdik.
Bunun yarım saati fuar alanında dolaşan başkanı, gözlem kısmıydı, kalan yarım saati de Radyo Viva’daki programım için söyleşiydi.
Daha önce yine bu köşede yazmıştım. İzmir, dünyanın en tanınmış yazarı Homeros’un doğup, yaşadığı şehir, bu fırsat kullanılmalı diye...
Haliyle sordum başkana “Bu konuda ne yapacaksınız?” diye, meğer büyük bir Homeros Festivali hazırlıyorlarmış.
İşin gazı kaçmasın, başkan açıkladığında medyada daha fazla haber olması için fazla detaya girmiyorum.
Ancak Homeros’un adından ve ününden, çok daha fazla faydalanacak gelecekte İzmir.
Bir yanda Karaburun’da binlerce köylüye nergis soğanı dağıtan, toprağı unutmayalım diyen, diğer yanda yanan ormanlara, kepçe, kazma, kürek sokmak yerine, ormanları ve yangın ekolojisini bilen isimlerin öncülüğünde, yaralarını sarması için ormana zaman tanımak gerektiğini, yerel tüm unsurlarla konuşan, tartışan bir portre.
Soyer’in adaylık sürecindeki hayali, İzmir’i, Türkiye’nin kültür başkenti haline getirmekti. Homeros, belli ki bu uğurda hemşehrisine yardım edecek...

‘Dünya starlarıyla görüşüyorum’

Galatasaraylı futbolcu Emre Mor’la, sosyal medya yazışmaları konuşulan bir başka televizyon ünlümüz varmış, adı Yağmur Taktaş.
Önceki gün Kanal D’de ‘2.Sayfa’ programına katılmış konuya dair. Laf arasında bir yerde, “Ben dünya starlarıyla da görüşüyorum” demiş.
Güzel buldukları kadınlara sosyal medyadan, günümüz tanımlamasıyla ‘yürüyen’ bir sürü ünlü var, bu doğru.
Ancak entelektüel bir konuşma ya da fikir alışverişi derdinde değil bu adamlar. Küresel ısınma ya da Suriyeli mültecilerin durumuyla falan da ilgili değiller. O yüzden “Görüşme” lafı, kulaklarımı tırmalıyor genellikle...