Yüzünü hiç görmediğiniz... Adını ilk kez duyduğunuz...

Hayatta belki bir, belki iki kere görebileceğiniz bir çocuğun içinde kelebekler uçurduğunuzu okumak nasıl bir duygu acaba?

Diyarbakır Bismil’de yaşıyor Beritan... Bu sene ilkokulu bitirecek, ortaokul için evinden çok uzağa gitmek zorunda kalacaktı. Hani biz İstanbul’da çocuklar evden çıktığında hava karanlık oluyor diye çok konuştuk ya, siz Bismil’den başka bir ilçeye gidişin karanlığını düşünün bir...

Kız çocukları okusun diye uğraşıyor ülke ya, Beritan’ın uzak bir yere gitmek zorunda kalmasının belki de okul hayatını tehlikeye atabileceğini düşünün lütfen.

Beritan’ın yazdığı mektubun alıcısı, okulu yaptıran Ebru Yaşar olsa da hepimize yazılmış bir mektup bu.

Bilmem kaç karat tek taşlar, bilmem kaç beygir, bilmem ne özellikli otomobiller, bilmem kaç metre yatlar bir yanda, içinde kelebekler uçurduğunuz bir
çocuk diğer yanda...

Herkes kendi evladını sever, onlar için elinden geleni yapar, Ebru Yaşar ve Necat Gülseven de kendi çocukları için yapıyorlardır zaten.

Mesele hiç tanımadığınız minikler için uğraşmak, onların içinde kelebekler uçurmak.

Hepimize yazdığın ve hepimizi duygulandıran mektubunu okuduk, yüreğimizde hissettik, teşekkürler Beritan...

Kıyafet rekortmeni başbakan!

İngiltere’de prensesler aynı kıyafeti iki kere giydiğinde, gazeteler hemen haberini yapar. Almanya’daysa
durum tam tersi.

Geçtiğimiz hafta, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya ziyareti dolayısıyla, bir sürü Angela Merkel haberi okuduk. Kendisi aslında rekortmen bir başbakan. Aynı kıyafeti çok uzun yıllar, hiç çekinmeden giyebiliyor. Mesela fotoğraftaki tunik, 1996, 2002 ve 2014 yıllarında çekilmiş fotoğraflarda yer alıyor.

Bırakın dünyanın en güçlü kadını seçilmiş olmayı, hangi kadın ya da erkek
18 yıldır aynı kıyafeti giyiyor?

Acaba bu kıyafetin bir uğuru ya da özel bir anlamı mı var diye biraz daha araştırdım.

Merkel, son beş yıldır, yaz tatillerini geçirdiği İtalya Alpleri’nde her sene aynı gömlekle yürüyüş yapmış.Siyah pantolon üzerine tercih ettiği 3-4 düğmeli ceketleri de, birden çok kere giydiğini gösteren bir sürü kıyafet var.

Her yaz gardırop yenilemenin biraz güç, biraz zenginlik göstergesi olduğunu düşünen tüm hanımefendi ve beyefendilere duyurulur.

İÇİNDE KELEBEKLER UÇAN ÇOCUKLAR...

‘Amerika’nın babası’ hapiste

Komik bir adam ve vicdanlı bir baba olarak tanıdık biz Bill Cosby’i.

80’li yıllarda televizyonlarda izlenme rekorları kıran, Türkiye’de de ekrana gelen Cosby Ailesi’nin iyi yürekli babasıydı o.

Altın Küre ve Emmy ödülleri kazandı ama asıl önemli olan, ‘Amerika’nın babası’ lakabını taktı ona insanlar.

81 yaşında ve şimdi çok sayıda kadına ilaç vererek tecavüz etmek suçlamasından dolayı hapiste Amerika’nın babası.

Discovery Grubu’nun suç belgeselleri kanalı IDX, tutuklamanın olduğu gece, dava sürecinin belgeselini yayınladı.

Garip olan, zaman aşımı nedeniyle Cosby, geçmişte tecavüz ettiği kadınların şikayetlerinden dolayı yargılanmıyor.

Daha da garip olan şeyse, geçmişteki tecavüz suçlamaları nedeniyle, 2005’te verdiği bir ifade çekti bugün Cosby’nin ipini. O ifadede de kadınlara vermek için ilaç temin ettiğini itiraf etmiş Bill Cosby.

Bu ifade üzerindeki yayın yasağı mahkemelik olmuş, sonuçta yargı kamu yararı adına ifadelerin üzerindeki örtüyü kaldırmış.

En garip olanını, en sona sakladım: Televizyonda stand-up yapan bir adamın ‘tecavüzcü’ espirisi başlatmış onu hapishaneye götüren süreci.

Bugün, uğradığı tecavüz zamanaşımına uğrayan kadınlarla şu an Cosby’nin hapiste olmasını sağlayan mağdur kadınların dayanışması, sevinci, gururu görülmeye değerdi.

“Biz onu Amerika’nın babası olarak sevmiştik” dedi kameralara konuşan her kişi.

Cosby sadece özgürlüğünü değil, sıfatını da kaybetti yani...

İÇİNDE KELEBEKLER UÇAN ÇOCUKLAR...

Hoşçakal özgür Willy!

Adının başında katil sıfatı olup da sevilen tek canlı, katil balinalar olsa gerek.

İnsanlık, sonunda onları da nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya getirdi.

Kısa adı PCB olan, poliklorlu bifenbil nedeniyle dünyanın bir sürü bölgesinde, katil balinalar hem doğum yapamaz hale geldi hem de bağışıklık sistemleri çöktü. 1984’ten beri dünya genelinde üretimi yasak olan bir maddenin atık olarak denizlere ulaşıp, çözülmesiyle çıktı bu tablo ortaya.

Kullanıldığı onlarca alanın tamamı karada olan bir madde, denizlerdeki yaşamı tehdit eder hale geldiğinde ne söylenebilir ki?

Bravo hepimize...

İÇİNDE KELEBEKLER UÇAN ÇOCUKLAR...

Venedik isyanı!

Biz, Kuşadası Limanı’na haftada iki gemi fazla uğrasa, zil takıp oynuyoruz, Venedik’te dev yolcu gemilerine karşı fişek ve sis bombaları kullanılan eylemler yapılıyor.

‘Onların tuzu kuru, daha fazla turist istemiyorlar ki’ diye düşünmek kolay.

Gerçekte olansa onlar çocukları değil, torunlarının da turizm sektöründen elde edeceği geliri kurtarmak için yapıyorlar bu eylemleri.

UNESCO Dünya Mirası Komitesi, 2014 yılında yüksek tonajlı gemilerin lagüne girmesi sonucu dipte oluşan erozyona dikkat çekmiş ve İtalyan hükümetine bu ge-
milere yasak getirme çağrısında bulunmuştu.

Merkezi siyaset önlem almadığı için sonunda Venedikliler bir komite kurdular ve ardından eylemlere başladılar.

Şehrin en büyük kanallarından biri olan Giudecca’da toplanan küçük teknelerle, büyük gemilere karşı yapıldı eylem.

Şimdi daha az kazanmayı göze alıp, gelecekte torunları da turizm sektöründen geçinsin istiyor insanlar.

Saygı duymamak, gıpta etmemek ve kıskanmamak mümkün mü?

İÇİNDE KELEBEKLER UÇAN ÇOCUKLAR...