Bir takipçisi, sosyal medya üzerinden kahramanlık mesajları veren Alişan’a, bir zamanlar askerden kaçmak için, para ödeyerek, bir futbol kulübünde kendisini lisanslı futbolcu olarak gösterdiğini hatırlatmış.
Doğru, 2009 yılının gündem maddelerinden biri olmuştu bu mesele.
Aslında Alişan şanssız bir isim yoksa Türk popunun yıldızı olan bir sürü isim, askere gitmemek ve bedelli askerlik yapabilmek adına, yurt dışında eğitim görmeye başlamış, şirket kurmuş ya da oralardan bir yerlerden çalışma izni almıştı.
Ne o popçuları ne de Serdar Ortaç’ı, asla Alişan kadar konuşmadı Türkiye.
Ortaç denilince çoğu kişinin aklına Ahmet Kaya’nın linç edilemeye çalışıldığı gece gelir.
Oysa 1998’de ‘Askerlikten kısmen veya tamamen kurtulmak için hile yapmak’ suçlamasıyla Mamak Askeri Cezaevi’nde 54 gün hapis yattı Ortaç.
Milyonda bir görülen, ‘göz akı iltihabı’ teşhisi konmuştu ama teşhise rağmen yasal süreç işledi ve ardından hapis cezası geldi.
Sonra 2000 yılında, bedelli askerlik yaptı şarkıcı ve konu kapandı.
Bir zamanlar o ya da bu şekilde askerlikten kaçmış insanlar bugün vatansever sosyal medya paylaşımlarında bulunamazlar mı?
Elbette bulunabilirler, kimsenin ne sorgulama hakkı var ne de “Hayır sen böyle bir mesaj atamazsın” deme...
Sadece hafızalar herkese farklı davranıyor.
Alişan takipçisinden eleştiri alırken, askerden kaçma suçlamasıyla hapis yatan tek ünlü olan Ortaç, aşırı milliyetçi bir linç sürecini başlatan adam olarak hatırlanıyor.

Ülke akılla sevilir

Çarşamba gecesi sosyal medyada, Türkiye gündeminin ilk sırasında, terör örgütünün seçtiği bir başlık vardı.
Girdim baktım, bir sürü insan o başlığa tepki gösteren tweet’ler yazmış.
İyi de, tepki göstermek için dahi olsa, attığın her tweet aslında o başlığın parlamasına neden oluyor.
Ülke sadece duyguyla değil, asıl ve en önemlisi akılla sevilir...

HER KADIN ‘EVET’ DEMEZ

Bir zamanlar kendisinden yaşca çok ileri bir adamla evlendirilen 15 yaşındaki kız çocuğunu canlandıran Meltem Miraloğlu, ABD’de, kendisinden 48 yaş büyük, yani 80 yaşındaki bir adamla evlenmiş.Bir zamanlar kendisinden yaşca çok ileri bir adamla evlendirilen 15 yaşındaki kız çocuğunu canlandıran Meltem Miraloğlu, ABD’de, kendisinden 48 yaş büyük, yani 80 yaşındaki bir adamla evlenmiş.“Evlilik teklifi çok romantikti, her kadın ‘Evet’ der” diye bir cümle kurup, yaş farkı eleştirilerine dair de baştan bir nokta koymayı istemiş genç kadın.Önce şunu söyleyeyim, ‘teklif çok romantikti’ diye her kadın kendisinden 48 yaş büyük birisiyle evlenmeyi kabul etmez.Böyle bir genelleme yapmak o yüzden doğru değil.Ancak bazı kadınlar için görsellik ya da cinsellikten önce güvende olma duygusu her zaman daha baskındır evliliklerde. Bugüne kadar kendisinden yaşca çok büyük erkeklerle beraber olan ya da evlenen kadınlarda genellikle babaların bıraktığı boşluğu doldurma çabası dikkatimi çekti.Bu da öyle bir vaka mı bilemem, kimseye de haksızlık yapmak istemem açıkçası.Miraloğlu 32 yaşında, kendi kararlarını verecek ve sonuçlarını karşılayacak yaşta bir kadın.Keşke genelleme yapmak yerine, “Benim tercihim, benim hayatım” demekle yetinseydi...  

Mahkemeleri meşgul etme hakkı

Paylaşılamayan bir erkek, onun boşanma aşamasında olduğu bir eş ve erkeğin hayatındaki yeni kadın arasında yaşananlar, kadınların kavgası ve şiddet.Paylaşılamayan bir erkek, onun boşanma aşamasında olduğu bir eş ve erkeğin hayatındaki yeni kadın arasında yaşananlar, kadınların kavgası ve şiddet.Bir dizi sinopsisi değil yazdığım şey.Caner Karaloğlu, Elisabeth Mas ve Tuba Ünsal arasında yaşanan ve mahkemelere yansıyan olayların özeti ilk cümle.İşin özel hayat kısmı beni alakadar etmiyor ama mahkemeler kısmı oldukça garip.Mas, şiddet gördüğü iddiasıyla mahkemeden eski eşi ve Ünsal hakkında uzaklaştırma kararı almıştı.Şimdi de Ünsal, “Hayır asıl şiddet gören benim” diyerek, Mas için uzaklaştırma kararı aldı.Yani birbirine yaklaşmaması, gereken iki kişi hakkında aynı karar iki kere verilmiş oldu. Tahminen ileride yaşanması muhtemel bir hukuk savaşı için ellerini kuvvetlendirmek istiyor taraflar.İstediklerini yapsınlar, bana ne de, mahkemelere ve mahkemelerde karar bekleyen vatandaşlar için üzülüyor insan.

Zirve değil, görüşme denir ona

Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz ile Teknik Direktörü Fatih Terim, pazartesi günü bir toplantı yaptı.
Aralarındaki soğukluğu ya da medya üzerinden eleştirileri giderme amacıyla yapılan bir toplantıydı bu.
Tüm medya ‘Galatasaray’da önemli zirve’ diye duyurdu bu haberi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bakanlardan birine randevu verdiğinde nasıl adı zirve değil görüşme oluyorsa, bu da aynı durum.
Bir yanda kulübün başkanı diğer yanda başkan ve yönetime bağlı çalışan teknik direktör buluştuğunda bu da görüşme olur, zirve değil.
Buna zirve dediğimiz an Terim’i, Galatasaray Yönetimi’yle eşit ağırlıklı ve daha önemlisi ayrı bir güç haline getirmiş oluyoruz.
Tahminen Terim de böyle anılmayı istemez...