Konuşulmayan tabu, mitokondri

Tarihi, televizyon dizisinden öğrenen bir ülkeydik ya, şimdi çok tartışmalı bir üreme yöntemini de bir magazin haberinden öğreniyoruz.Tarihi, televizyon dizisinden öğrenen bir ülkeydik ya, şimdi çok tartışmalı bir üreme yöntemini de bir magazin haberinden öğreniyoruz.Seren Serengil ve Yaşar İpek boşanma davasında gündeme gelen mitokondri naklinden söz ediyorum.Her gazete bu yönteme dair bilgiler yazdı ama asıl yazılması gerekeni söyleyeyim:Türkiye’de tamamen yasaklanmış bir yöntem bu.Sadece Türkiye’de değil, ABD’de de yasak olduğu için çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin Meksika’ya gittiği de biliniyor.Üç ebeveynli bebeğe, üçüncü kişiden 37 genin geçtiği, ki bu rakam yüzde 1’den az bir orana tekabül ediyor, işlemin adı mitokondri.İngiltere’deki Newcastle Üniversitesi’nde, mitokondri yöntemi kullanılarak, kalıtsal hastalıklardan arındırılmış 80 embriyo üretildi, yasa gereği, altı gün sonra bu embriyolar imha edildi.İki anneli ve bir babalı bebeklere dair bir sürü ülkede devam eden etik-dinsel tartışmalar sürüyor ama Türkiye’de tartışmadan çok arka bahçe uygulamaları var.Çocuk sahibi olmayı isteyen bir sürü çift, ya Kıbrıs’a ya da Ukrayna’ya giderek Türkiye’de yasak olan tüm yöntemleri kullanıyor.Aradaki bağlantılar nasıl sağlanıyor, bu ülkelerdeki merkezlerin Türkiye’deki sağlık sektörüyle ne tür ilişkileri var, orası tam bir muamma.Asalım, keselim, baskınlar yapalım denilecek bir konu değil, insanların evlat sahibi olma arzusu ve bu uğurdaki çabaları...Daha kötüsü, ortalığa saçılması gereken tartışmalar hiç değil.Bir boşanma davasında, kimin haklı ya da kimin haksız olduğu, bu kadar önemli sır ya da özel bırakmayan bir kafes dövüşüne dönmemeli... 

Erkeği aşağılamak

Ünlü aktör Mel Gibson, 63 yaşındayken, kendisinden 35 yaş küçük Rosalind Ross ile ilişki yaşamaya başladı.Ünlü aktör Mel Gibson, 63 yaşındayken, kendisinden 35 yaş küçük Rosalind Ross ile ilişki yaşamaya başladı.Ünlü şarkıcı Mick Jagger, 75 yaşındayken, kendisinden 44 yaş küçük Melanie Hamrick ile beraber...Başka örnekler de var, erkeğin yaşının çok büyük, aralarındaki yaş farkının, kadının yaşından büyük olduğu, bir sürü ilişki, evlilik var.Bunları normal karşılıyoruz ama kadının yaşının erkeğin yaşından çok büyük olduğu her ilişkide, aklımıza ilk gelen şey para ve menfaat oluyor.Gönül Yazar’ın kendisinden 32 yaş küçük sevgilisine dair yapılan bir sürü yorumu okudum.Herkes şüpheyle yaklaşmış bu ilişkiye, “Acaba adamın ne menfaati var?” diye sormuş.Belki var, belki yoktur bilmem, bilemem ama tüm dünyada kadının yaşça çok ileri olması, soru işaretine yol açıyor.Adil olup olmamasını bırakın, erkeği ruhsal ya da beyinsel tatmin arayamayacak, daha çok bedensel tatmin peşinde olan bir canlı hale getiriyor bu şüphe.Kadını aşağılar gibi gözükse de, aslında erkeği aşağılıyor...

İnsanlık düşmanları

İnsan, sadece insanları katlederek insanlık düşmanı olmaz.
Ormanları yakmak ve hayvanlara acı çektirmek gibi bildiğimiz düşmanlıklara bir yenisi daha eklendi.
Antalya, Finike’deki Likya dönemine ait bir kaya mezara, el yapımı patlayıcıyla saldırdı bir ya da bir grup insanlık düşmanı.
Alçaklığın taban puanı giderek düşüyor bu ülkede, insan en çok ona üzülüyor...

Rap siyaseti

ABD’de kendisini öteki hisseden, ayrımcılığa uğrayan, siyahi insanların müziği olarak doğdu rap.ABD’de kendisini öteki hisseden, ayrımcılığa uğrayan, siyahi insanların müziği olarak doğdu rap.Almanya’da, kendisini öteki hisseden, ayrımcılığa uğrayan, gurbetçi Türk gençleri, çok başarılı işler yaptılar bu müzik alanında.Şimdi Türkiye’de, gençler arasında bir rap fırtınası esiyor.İstanbul’un bir zamanlar kıyısı olan ama şimdi şehrin içinde kalmış, yine de şehirle bütünleşememiş, kendisini eğitim ya da sınıfsal olarak dışlanmış hisseden çok ciddi sayıda genci var Türkiye’nin. Böyle olmayan gençlerin de başta kariyer olmak üzere bir sürü sorunu olduğundan bahsetmek mümkün.Rap’in yükselişini sadece bir müzik akımının yükselişi olarak değerlendirmek, doğruyu ıskalamak olur.Siyaset kurumu da bu yükselişi anlamaya çalışmalı, itirazın müziği neden yükseliyor, durup bir düşünmeli...

Bravo Zeynep Demirel

Samimiyet, hayatın her alanında, her döneminde en güçlü silahı insanın...Samimiyet, hayatın her alanında, her döneminde en güçlü silahı insanın...Volkan Demirel’in futbolu bırakıp, Fenerbahçe teknik heyetinde kalma kararını açıklamasının ardından, sosyal medya hesabında uzun bir mesaj paylaştı Zeynep Demirel.Hayalleri ile Volkan arasında yaptığı tercihi yazdı, gözümüze sokmadan, o dönemde Fenerbahçe duygusunu bilmediğini saklamadan.Sonra gördüğü sevgiyi anlattı.Ama en önemlisi üç aylık bebeğine küfredilen bir anne olarak, kimseyi utandırmaya çalışmadan, tüm futbol alemimizi utandırdı.Yumruk atmadan, küfür etmeden de ders vermenin mümkün olduğuna dair harika bir örnektir yazısı...Futbol dünyasındaki herkes, döne döne okumalı ve sonra mümkünse utanmalı bu genç kadından...