SADECE BOŞANDILAR, SAVAŞ İLAN ETMEDİLERÖzcan Deniz’in ayrıldığı eşi ve çocuğuyla aynı evde oturmasını büyük bir şaşkınlıkla haber yaptı medyamız.
Şaşıracak ne var acaba? Karı-koca sıfatları sona erdi ama anne-baba sıfatları devam ediyor ve üç aylık bir bebeği var bu çiftin...
Küçücük bir bebeği, hele ki kendi kanınız canınız bebeğinizi bırakıp, başka bir eve gitmek kolay olmaz kimse için.
Düşünsenize, sabahları kalkar kalkmaz bebeğinizin yüzünü değil, aynada kendi yüzünüzü görüyorsunuz.
Bebeğinizin ağlama sesi yerine koca bir sessizlik içinde yaşıyorsunuz...
Siz olsanız hangisini seçerdiniz?

Özneye göre muhalefet yapılmaz
SADECE BOŞANDILAR, SAVAŞ İLAN ETMEDİLER“Denizi olmayan Ankara’da, Büyükşehir belediyesinin deposundan jet-ski çıktı” diye haber yapılıyor her yerde.
Doğru Ankara’da deniz yok ama Gölbaşı diye bir ilçe var değil mi?
Durduk yere verilmemiş o ilçe ismi, Ankara’da başta Mogan ve Eymir olmak üzere çok sayıda göl var.
Bir arama motoruna yazarsanız, Ankara’daki göllerde su sporu yarışmaları yapıldığını da fark edersiniz.
Bir harcamanın gereksiz olup olmadığına, Melih Gökçek öznesine bakarak karar verilmez, özneye bakarak yorum kurulmaz.
Adil olmak, objektif olmak için yükleme bakılır.

‘Gör Beni’
SADECE BOŞANDILAR, SAVAŞ İLAN ETMEDİLERBugüne kadar okuduğum kitaplar için çok yazı yazdım, ilk kez bir kitabın adı üzerine yazıyorum.
‘Gör Beni’... İnsanların içlerinden defalarca söylediği ama seslendirmeye korktuğu kelimelerden biridir gör beni.
Emir kipiyle bitiyor olsa bile aslında bir dileğin ifadesidir. Söyleyenin görülmesini istediği şey bir bedenden daha ötesi, bir duygu, bir düşüncedir. Azra Kohen’in son kitabının adı ‘Gör Beni’...
Londra’da 4-5 yıl süren bir araştırmadan sonra yazılmış, içinde fazlasıyla bilgi olan bir roman bu.
Roman güzel ama çok basit görünen ama içinde en fazla anlamı, en fazla fiili, en fazla sıfatı barındıran kitap adı da en az roman kadar güzel.
Sadeliğin gücü diye bir kavram varsa, “Gör beni” bunun tam karşılığı olmalı.
Dilimizin ucuna kadar gelip de genellikle söyleyemediğimiz ve davranışlarımızla ifade etmeye çalıştığımız, en masum halimiz belki de...

300 bin tane daha var

Bir şehir magandasının, yedi aylık hamile bir kadının da olduğu aracın üzerinde tepinmesine şahit olduk hep beraber.
Kamuoyu baskısı nedeniyle tutuklandılar önceki gün. Bir tanesi tutuklandı ama bunlardan 300 bin tane daha var.
Umut Vakfı rakamlarına göre Türkiye’de silah taşınan araç sayısı bu, üstelik beyzbol sopası falan silahtan sayılmıyor bu hesaplamada. Otomobilde üzerinde tepinen şehir magandası karakola gittiğinde, “Kendi isteğimle ruhsatlı silahımı teslim ediyorum” demiş ya, ben en çok ona takıldım. ‘Öfke kontrol problemi olduğu çok belli birisine devlet nasıl silah ruhsatı verdi?’ diye biraz araştırdım ve asıl şoku o zaman yaşadım.
Silah ruhsatı için başvuruda bulunanları, öfke kontrol testine sokmuyorlar.
Bu ülkede trafik suçu işleyeni öfke kontrol eğitimine yolluyoruz ama beline ateşli silah koyma izni vereceğimiz kişinin durumuna bakmıyoruz. Dava bittiğinde o şehir magandası, ruhsatlı silahını tahminen geri alacak devletten.
Buna izin vermemesi gerekiyor sistemin, yasanın baştan sona tekrar ele alınması gerekiyor. 1990’lı yıllarda, Meclis’te çıkan bir kavgada, bir milletvekilinin silahı, bir başka milletvekilinin canını almıştı. Böyle bir travma yaşayan belki de tek meclis bizim meclisimiz ve süratle bu konuyu ele alıp, şehir magandalarına dur demek de onların işi...

Türk erkeklerine büyük reklam
SADECE BOŞANDILAR, SAVAŞ İLAN ETMEDİLERAdriana Lima’nın yeni sevgilisi de bir Türk vatandaşı çıktı.
“Sosyal medya sen nelere kadirsin!” demek mi lazım yoksa “Bu kadın bizim memleketi çok seviyor” diye mutlu olmak mı, karar size ait. Ancak, dünyaca ünlü bir top modelin son iki sevgilisinin de Türkiye’den olması mutlaka dikkat çekecektir.
“Yabancı kadınlar bize dayanamıyor”, “Kıskançlığımız bile hoşlarına gidiyor” tarzı içi boş Türk erkeği böbürlenmeleri bir işe yaramaz ama bu global magazin haberi başka ünlü kadınların, başka Türk erkekleriyle ilişkisinin yolunu açar mutlaka.