ŞAMPİYON TURABİTurabi diye bir karakter var, son yıllarda hayatımızda...
ABD’de ‘Survivor’ benzeri bir yarışmada birinci olup, 750 bin dolar ödül kazanmış.
Dün her yerde konuşuldu bu mesele ama bir ayağı eksik kaldı. Yarışmalarda iyi olabilir, kondisyon ve fiziği, diğer adayların önünde oldu çoğu zaman, halen de öyledir tahminen.
Ancak onun sorunu, oyunlardaki performansı
olmadı asla.
Onu tartışılır hale getiren, ekrandan uzak tutulmasına neden olan şey, kontrol edemediği hırsı ve o hırsın davranışlarına yansıyan hali...
İnsan dediğimiz canlı sosyal bir varlık ya, yarışmalarda sosyal olma konusunda sıkıntı yaşıyor Turabi...
Öyle biri değilse de, toplumu okuma sorunu var
o zaman.
İnsanlar, en azından ekran karşısında daha sakin, meselelerini horozlanarak değil; konuşarak çözen karakterlere ilgi duyuyor şimdi. Aradaki farkı, fark etmek gerekiyor...

Çok komiksin UKOME
ŞAMPİYON TURABİUKOME, tüzel bir kişilik, açılımı da Ulaşım Kooordinasyon Merkezi.
Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde ulaşımla ilgili kararlar almak, planlama ve koordinasyon görevleri var.
Böyle çok ciddi duruyor ama gerçekte hepimizi çok eğlendiren bir kuruluş UKOME.
Mesela gerek Kilyos gerek Şile’ye çıkan yollara tabelalar dikmişler, ‘Şu tarihler ve saatler arasında kamyon
girişi yasak’ diye.
Tabelalar büyük ama görmesi zor, zira UKOME’nin kamyon giremez dediği zaman diliminde kamyon konvoyları cirit atıyor o yollarda...
Bunca yıldır hiç denetim yapıldığına rastlamadım, tahminen trafik polislerinin de haberi yoktur öyle bir karardan...
Hani bir midibüs, Zekeriyaköy’e inen dik yokuşta devrilip, çok sayıda insan ölünce, o yokuşa ağır vasıtaların girmesi yasaklanmıştı ya, o da çok eğlenceli bir yasak.
Giriş daratılmıştı, genişletildi, şimdi kamyon, otobüs ne varsa giriyor hatta Gümüşdere’deki polis okuluna giden İETT’den kiralanmış otobüsler bile o yokuştan iniyor.
Madem denetim olmayacak, sağa sola tabelalar asmayın, hem komik oluyorsunuz hem de “Devleti takmasam da sorun olmaz” diyenlerin sayısını artırıyorsunuz.


Damacana su fiyatları...
Son yıllarda hemen her ürünün fiyatlarında dalgalanma oluyor ama damacana su fiyatları düzenli şekilde artıyor. Üstelik, neredeyse tüm firmalar aynı dönemde zam yapıyor.
Maliyetlerde büyük bir artış olduğunda geleni anlarım ama bir sürü firma aynı anda neden ve nasıl
zam yapar?
En azından fiyatımı düşük tutayım da pazar payımı artırayım diye düşünen bir firma çıkmaz mı?
Geçtiğimiz günlerde fiyatlar neden böyle diye bir su dağıtıcısı firmanın yetkilisine sordum, “Plastik damacanaların maliyeti yükseldi” dedi.
“Cam damacana kullansanıza” dedim, “Var ama cam damacanada su daha pahalı” dedi. İyi de Sağlık Bakanlığı, 2-3 yıl evvel, sektör rahatlasın diye damacana kullanım süresini, üç yıldan beş yıla çıkardı, o zaman bu nasıl oluyor diye üsteledim.
Aldığım son cevap “Ben ne bileyim abi!” oldu.
Rekabet Kurulu, şu sudan bahanelerin durumuna bir bakmayı düşünür mü acaba?

Asıl
kaçırdığımız şey...

Günlerden beri bir tartışmadır gidiyor, ekranlarda, köşelerde...
Yunan medyasının, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu için kullandığı ifade ve Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun o ifadeye yorumu ya da sorusu oldu mu, olmadı mı diye...
Biz bunu tartışırken, Yunanistan’da bambaşka bir hava esiyor.
Tıpkı Ermeni Soykırımı iddiaları gibi bir Pontus Soykırımı iddiası var ülkenin.
Üstelik 19 Mayıs’ta düzenliyorlar anma etkinliklerini ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışını da kullanıyorlar kendi tezleri için.
Bu sene Yunanistan Başbakanı Tsipras, Pontus Soykırımı anma etkinliğine katıldı ki, ilk kez başbakan seviyesinde bir katılım oldu bu Yunanistan için.
Ama biz halen meseleyi İmamoğlu ve Göksu üzerinden tartışıyoruz.

‘Karşılıklı köpek atıyorlar’
Habertürk gazetesinin ilk çıktığı gün, HT İstanbul’un manşetiydi bu cümle.
Belediyelerin, ilçe sınırlarındaki sahipsiz köpekleri toplayıp, birbirinin sınırları içine bıraktıklarını anlatıyordu.
O manşet 2009’da atılmıştı, şimdi 2019 yılındayız.
Sorun halen büyük, belediyeler aradan çekildi, ‘Dört kere birini ısıran köpeği uyuturum’ diyor, başka iş yapmıyor.
Son üç gündür Tv100’ün ‘İstanbul’un terk edilmiş köpekleri’ seri haberini seyrediyorum.
İyi yürekli insanların çabalarını görmek güzel ve umut verici ama sonuçta belediyelerin yeniden devreye girmesi de şart.
Bu haber serisi bittiğinde, bir barınakla taçlandırılacak Tv100’ün çabası ama daha fazla gayret, daha fazla destek lazım.
Mevcut durum sürdürülebilir bir şey değil.
Böyle insanlara da yazık oluyor, maymun iştahlıların alıp sokağa attıkları köpeklere de...